konuşabilir ile cümle
konuşabilir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Fransızca konuşabilir.Han taler også litt kinesisk.
O Tibet konuşabilir. (o içinde yaşar Gansu, Çin yaşadığını).Arten lever i det sørlige Kina (Gansu, Sichuan).
Çünkü şehirlerdeki tüm yol işaretleri İngilizcedir ve çoğu insanlar İngilizceyi sorunsuz konuşabilirler.Og sjøl for folk som snakker engelsk er de aller fleste ord med engelske røtter i volapyk ugjenkjennelige.
Bu yüzden bununla ilgili tam bir güvenle konuşabilirim.Derfor kunne de føle seg ganske trygge.
Hem Korece hem de İngilizce'yi akıcı bir şekilde konuşabilir.Flanagan kan snakke både irsk og engelsk flytende.
İngilizceden baska Japonca da konusabilir.Ia juga bisa memahami bahasa Jepang.
Ne kımıldayabilir, ne de konuşabilirler.Ia bahkan tidak dapat berjalan atau berbicara dengan baik.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.Ia banyak menulis buku untuk anak sekolah pada masanya.
Fransızca konuşabilir.Ia juga diketahui bisa berbahasa Prancis.
1.↑ Türkçe: Almanca konuşmuyorum, ama istersen konuşabilirim.Coloman tidak berbicara Jerman, jadi ia tidak dapat membela dirinya sendiri.
Çok hızlı konuşabilir ve kimse onun dediğini anlamaz.Wanita itu mulai berbicara, tapi tidak ada yang mengerti apa yang dikatakannya.
(Kendine ait bir beyni vardır ve konuşabilir) Omnitrix in içinde 10 uzaylı DNA sı vardır.Genotipe D memiliki 10 subgenotipe.
O Tibet konuşabilir. (o içinde yaşar Gansu, Çin yaşadığını).Loài này có ở Trung Quốc (Gansu, Tân Cương).
Sabah kasaba üyeleri kimin kötü bir role sahip olduğunu bulmak için konuşabilirler.Tuy nhiên, Kẻ thế thân có quyền quyết định ai sẽ là người trong phe Dân làng có thể bỏ phiếu vào sáng hôm sau.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.時折学校をエスケープすることがある。
Almanca konuşabilir.ドイツ語が話せる。
Önümüzdeki hafta sizle bir rehabilitasyon merkezinin kurulması hakkında konuşabilirim ancak bu olmayacak.オートセーブではあるが、リセットしても翌週にはならない。
Arkadaşlarınızla sesli olarak konuşabilirsiniz.非常に甲高い声で仲間と会話する。
Fransızca konuşabilirim.私はフランス語を話すことが出来ます。
Ben Osmanlıca konuşabilirim.私はオスマン語を話すことができます。
İngilizceden baska Japonca da konusabilir.通晓英语,也会说些日语。
Kuşların ve bütün hayvanların dillerini bilir ve onlarla konuşabilir.可以跟植物與動物溝通,懂得動物的語言。
Sadece bazen İngilizce konuşabilir.가끔 영어로 말할 때가 있다.
Kuşların ve bütün hayvanların dillerini bilir ve onlarla konuşabilir.동물의 언어 구사: 동물의 언어를 구사, 모든 동물들의 말을 알아듣고 통역을 할 수 있다.
Çok hızlı konuşabilir ve kimse onun dediğini anlamaz.Mi neniel povas kompreni, kion vi parolas. →나는 네가 뭘 말하든 하나도 알아들을 수 없다.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.어학에 있어서는 우수하다고 할 수 있다.
O sadece bir dil konuşabilir.그는 한 가지 언어만 말할 수 있다.
Tom biraz Fransızca konuşabilir.탐이 프랑스어 좀 밖에 못 해요.
Ne kımıldayabilir, ne de konuşabilirler.הוא לא יהיה מסוגל לאכול או לדבר.
Çok hızlı konuşabilir ve kimse onun dediğini anlamaz.מדברת באופן לא ברור ואף אחד לא מבין מה היא אומרת.
1.↑ Türkçe: Almanca konuşmuyorum, ama istersen konuşabilirim.בתחילת השיר היא אומרת: "אני לא מדברת גרמנית, אבל אני אנסה אם תרצה".
Önümüzdeki hafta sizle bir rehabilitasyon merkezinin kurulması hakkında konuşabilirim ancak bu olmayacak.ב-10 בדצמבר נערך טקס זיכרון לזכרו, אולם לא נוגנה בו היצירה.
Farklı diller konuşabilir.דוברי שפות שונות.
Peri hayvanlarla özel bağ kurabilir ve onlarla konuşabilirler.מצוין עם סוסים ויודע לתקשר איתם.
Konuşabilir miyiz?אנחנו יכולים לדבר?
Tom'la konuşabilir miyim?אפשר לדבר עם טום?
Sadece bazen İngilizce konuşabilir.Често се преминава и на английски.
Ne kımıldayabilir, ne de konuşabilirler.Нито ще скачам, нито ще играя.
Fransızca konuşabilir.Говори се френски език.
Onun yerine Fransızca konuşabilir miyiz?Вместо това, може ли да говорим на френски език?
Önümüzdeki hafta sizle bir rehabilitasyon merkezinin kurulması hakkında konuşabilirim ancak bu olmayacak.Općina pomaže oko obnove crkve, ali ta pomoć nije dostatna.
Ne kımıldayabilir, ne de konuşabilirler.Ne smije se prati, ponekad se ne smije ni pomicati.
Bu yüzden bununla ilgili tam bir güvenle konuşabilirim.Na to smo pitanje možemo odgovoriti niječno.
Çok hızlı konuşabilir ve kimse onun dediğini anlamaz.Poznaje svoj glas i "može čuti stvari koje nitko drugi ne može uhvatiti".
1.↑ Türkçe: Almanca konuşmuyorum, ama istersen konuşabilirim.Hovorili: Slečna – hovorila som nemecky vtedy – chcete sedieť s nami?
Canavarları görebilir, onları duyup onlarla konuşabilir.Boh celý vidí, počuje a myslí.
Çevrimdışı sesler şimdi daha hızlı bir hızda konuşabilir.Hustejšie látky vedú zvuk rýchlejšie.
Ne kımıldayabilir, ne de konuşabilirler.Nechcú sa s nimi hrať, alebo s nimi hovoriť.
Farklı diller konuşabilir.Jezik je lahko različen.
Sabah kasaba üyeleri kimin kötü bir role sahip olduğunu bulmak için konuşabilirler.Materi zjutraj opazita, da je v košari tuj mladič.
Fransızca konuşabilir.Govorijo francoščino.
Almanca konuşabilir.Govorijo nemško.
Ne kımıldayabilir, ne de konuşabilirler.Jos abi negali judėti, kirsti, šachuoti.
İngilizce olsa en azından aksanlı konuşabilirim.Kai kada veikėjai kalba ištisais angliškais sakiniais.
Fransızca konuşabilir.Moka prancūzų kalbą.
O, hem İngilizce hem Fransızca konuşabilir.Jis gali kalbėti ir angliškai, ir prancūziškai.
O, hem İngilizce hem Fransızca konuşabilir.Ji gali kalbėti ir angliškai, ir prancūziškai.
Tom ne Fransızca ne de İspanyolca konuşabilir.Tomas negali kalbėti, nei prancūziškai, nei ispaniškai.
İstediğin kadar konuşabilirsin.Gali kalbėti tiek, kiek nori.
O, elbette İngilizce konuşabilir.Jis tikrai gali kalbėti angliškai.