konuş ile cümle
konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar tartıştıktan sonra bir hafta birbirleriyle konuşmadılar.After they argued, they didn't speak to each other for a week.
Tören onun konuşmasıyla başladı.The ceremony began with his speech.
Onun Fransızca konuştuğunu duymadın mı?Didn't you hear her speaking French?
Bir muhabir Dr Patterson'la konuşan bir goril olan Koko hakkında görüşme yapıyor.A reporter is interviewing Dr. Patterson about Koko, a talking gorilla.
İnce espri konuşmaya lezzet verir.Wit gives zest to conversation.
İlk fırsatta onunla konuşacağım.I'll speak to him at the first opportunity.
Kore'de hangi dilleri konuşurlar?What languages do they speak in Korea?
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Hata yapma konusunda endişelenmeyin.Don't worry about making mistakes.
Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.The student center is a good place to strike up conversations.
Her konuşmacıya beş dakika ayrıldı.Each speaker was allotted five minutes.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçidir.Generally speaking, Japanese are hard workers.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking, women are better linguists than men.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşursak, biz Japonlar yabancı dilleri konuşmaktan çok çekiniyoruz.Generally speaking, we Japanese are a little too timid in speaking foreign languages.
Yabancı öğrencilerin İngilizceyi iyi konuşması zordur.It is difficult for foreign students to speak English well.
Yabancı dilleri konuşmak kolay değildir.Speaking foreign languages is not easy.
Bir dili öğrenmenin en iyi yolu, o dilin konuşulduğu ülkeye gitmektir.The best way to learn a foreign language is to go to the country where it is spoken.
Bir yabancı dili iyi konuşmak zaman alır.To speak a foreign language well takes time.
Çok az sayıda insan bir yabancı dili mükemmel şekilde konuşabilir.Few people can speak a foreign language perfectly.
Yabancı dillerden bahsederken, Fransızca konuşabilir misin?Speaking of foreign languages, can you speak French?
Birkaç yabancı dil konuşabilmek çok iyi.It is so good to be able to speak a number of foreign languages.
Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.The opening address alone lasted one hour.
Yüksek sesle konuş ki herkes seni duyabilsin.Speak clearly so that everyone may hear you.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Yurt dışında seyahat söz konusu değil.Traveling abroad is out of the question.
Eski güzel günler hakkında konuşmak istiyorum.I like to talk about the good old days.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Konuşma yeteneğini tazelemek için Fransa'ya gitti.He went to France to brush up on his speaking ability.
İyi bir hoşsohbet olmak sadece İngilizcede iyi bir konuşmacı olmak anlamına gelmez.Being a good conversationalist does not just mean being a good speaker of English.
Bir konuşmaya girdiğinde söyleyecek bir şeyin olmalı.When you enter a conversation, you should have something to say.
Konuşmamıza katılmaz mısın?Won't you join our conversation?
Toplantıda konuşmak isterseniz elinizi kaldırmak zorundasınız.You have to raise your hand if you want to speak at the meeting.
Hepimiz İngilizce konuşamıyoruz.Not all of us can speak English.
Biz telefonda konuşurken bağlantı kesildi.We were cut off while talking on the telephone.
Gece geç saatlere kadar konuştuk.We talked late into the night.
Biz telefonda konuştuk.We talked on the telephone.
Biz işaret dili konuştuk.We talked in sign language.
Ciddi bir konuşmaya girdik.We entered into a serious conversation.
Bizim çalışma saatleri konusunda başkan ile görüşme yaptık.We negotiated with the president about our working hours.
Biz birbirimizi terk etmeyeceğimiz konusunda bir pazarlık yaptık.We made a bargain that we wouldn't forsake each other.
Eğitim planımızın detaylarını konuştuk.We elaborated on our study plan.
Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.We hope to come to an accord with them about arms reduction.
Konuyu genel olarak konuştuk.We discussed the matter at large.
Biz onunla plan üzerine konuştuk.We talked over the plan with him.
Sadece konuşmak için gece yarısına kadar uyanık kaldık.We sat up half the night just talking.
Biz boşuna konuştuk.We spoke to no purpose.
Birçok konu hakkında konuştuk.We spoke about many subjects.
Bizim takımda olman konusunda heyecanlıyız.We are excited about having you on our team.
Amerika'da hangi dil konuşulur?What language is spoken in America?
Onların niçin konuşmaktan vazgeçtiklerini biliyor musun?Do you know why they stopped talking?
Çünkü Çince konuşabilirim.The reason is because I can speak Chinese.
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Biz ne hakkında konuşuyorduk?What were we talking about?
Kaç tane dil konuşabilirsin?How many languages can you speak?
Hakkında konuşacağımız bir şey olmalı.There should be something for us to talk about.
Müzik konusunda o, en ünlü eleştirmenlerden biridir.With regards to music, he is one of the most famous critics.
Müzikte veya konuşmada, bir duraklama sık sık dramatik bir etki için kullanılmaktadır.In music or speaking, a pause is frequently used for dramatic effect.
Konuşan sözlük artık bir fantezi değil.A talking dictionary is no longer a fantasy.
İlgili Sayfalar