konuş ile cümle

konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kelimeler konusunda ne yapacağımı bilmiyorum.I'm at a loss for words.
Asosyal olabilirim , ama bu insanlarla konuşmadığım anlamına gelmez.I may be antisocial, but it doesn't mean I don't talk to people.
Antisosyal olabilirim fakat bu insanlarla konuşmadığım anlamına gelmez.I may be antisocial, but it doesn't mean I don't talk to people.
Eğer biri bu kitabın konusu ne diye sorarsa, gerçekten bilmiyorum.If anyone was to ask what the point of the story is, I really don't know.
Annem İngilizce'yi çok iyi konuşamaz.My mom doesn't speak English very well.
Fransızcayı yeterince iyi konuşamıyorum!I don't speak French well enough!
Japonca konuşamıyorum.I don't speak Japanese.
Sadece "evet" ve "hayır" diyen biriyle bir konuşmayı sürdürmek zor.It is difficult to keep up a conversation with someone who only says "yes" and "no".
İtalyanca konuşuyor musun?Do you speak Italian?
Bayan Brown'la konuşabilir miyim?May I talk to Ms. Brown?
Bayan Brown ile konuşabilir miyim?May I talk to Ms. Brown?
Seninle konuşurken bana bak!Look at me when I talk to you!
Bir konuşma yapsan ve hiç kimse gelmese ne olur?What if you gave a speech and nobody came?
Biri nerede bir telefon konuşması yapabilir?Where can one make a phone call?
On dil konuşabilsem, çok güzel olur!It would be so cool if I could speak ten languages!
Ben kiminle konuşuyorum?Who am I talking with?
Konuşulmayacak kadar aptalca olan bir şey şarkı şeklinde söylenir.Anything that is too stupid to be spoken is sung.
O, o konu hakkında konuşmak istemiyor.She doesn't want to talk about it.
Hadi! Benimle konuş, Trang.Come on! Talk to me, Trang.
Mario bana yalan söylediğinden beri artık onunla konuşmuyorum.Since Mario lied to me, I don't speak to him anymore.
Konuşma gümüştür ama susma altındır.Speech is silver, but silence is golden.
Onu dinleme, o saçma sapan konuşuyor.Don't listen to him, he's talking nonsense.
Ona kulak asma; boş konuşuyor.Don't listen to him, he's talking nonsense.
Ben arkadaşlarla konuştum.I talked to friends.
Git ve iş arkadaşımla konuş.Go and speak to my colleague.
Sözünü tutması konusunda ona güvenebilirsin.You can trust him to keep his word.
Yakında herkesin içinde konuşmaya alışacaksın.You will soon get used to speaking in public.
İngilizce konuşamazsın, değil mi?You can't speak English, can you?
Bana İngilizce konuşup konuşamadığımı sordu.He asked me if I could speak English.
Başkalarının hakkında kötü konuşmaya gereğinden fazla hazırsın.You are too ready to speak ill of others.
Sen benimle nasıl böyle konuşabilirsin?How dare you speak to me like that?
Ne cüretle böyle konuşursun?How dare you speak like that?
Daha doğal konuşsan iyi olur.You had better speak more naturally.
Fransızca konuşur musun?Can you speak French?
Fransızca konuşamazsın, değil mi?You can't speak French, can you?
Her zaman haklı olduğun konusunda ısrar ediyorsun.You always insist that you are in the right.
Onun önerisi, söz konusu değil.His proposal is out of the question.
Senin geleceğin hakkında ciddi bir konuşma yapalım.Let's have a serious talk about your future.
Senin konuşman tarihte kaydedileck.Your speech will be recorded in history.
Neredeyse seninle konuşmaya korkuyordum.I was almost afraid to talk to you.
Çok hızlı konuşma eğiliminiz var.You have a tendency to talk too fast.
Ben sizinle özel olarak konuşmak istiyorum.I'd like to talk with you in private.
Seninle konuşmak için daha fazla zamanım yok.I have no more time to talk with you.
Önce sen konuş, ben daha sonra konuşacağım.You speak first; I will speak after.
Öğretmenle kendiniz konuşmalısınız.You should talk to the teacher yourself.
Bitap düşene kadar benimle konuşabilirsin ama beni asla ikna edemeyeceksin.You can talk until you're blue in the face, but you'll never convince me.
Para konuşur.Money talks.
Parası olan konuşur.Money talks.
Bugünkü kızların sanki erkekmiş gibi konuşmaları nadir değildir.It is not rare for girls today to talk as if they were boys.
Konuşamayacak kadar çok şaşırdım.I was too astonished to speak.
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Konuşamayacak kadar çok şaşırmıştım.I was too surprised to speak.
Benim için sürpriz oldu, o çok iyi İngilizce konuştu.To my surprise, she spoke English very well.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
Profesör İngilizce konuşmayı öğretir.The professor teaches English conversation.
Profesörün konuşması mizah doluydu.The professor's speech was full of humor.
Lütfen izinsiz konuşmaktan sakının.Please refrain from speaking without permission.
Biz oldukça samimi olarak konuştuk.We talked quite frankly.
Kumi kulübü hakkında konuşmadı.Kumi did not talk about her club.
Tartışma söz konusu olduğunda o hepsinden iyidir.He is second to none when it comes to debating.
İlgili Sayfalar