Jackson, bu film için 20 milyon dolarlık bir kontrat imzaladı.Michael Jackson saavutas kokkuleppe üle 200 miljoni dollarise võla ajatamiseks.
Akıllarına takılan ilk soru şu, ya karşı taraf bu kontrattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremezse?Ta hlavní je: Co když ta druhá strana nedodrží svou část smlouvy?
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz."Ihr könnt unsere deutschen Exporteure nicht vom Bestechen abhalten, denn wir verlieren sonst unsere Verträge.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.주변에서는 독일 기업들이 뇌물을 주지 않고는 계약을 따낼 수 없기 때문에 우리가 독일 기업들이 뇌물을 사용하는 것을 막을 수 없다고 했습니다.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.la corruzione, perché avremmo perso lavoro.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz."Вы не сможете остановить практику немецких экспортеров давать взятки, поскольку мы потеряем контракты".
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.אמרו לנו: אסור לכם למנוע את היצואנים הגרמניים שלנו ממתן שוחד, כי אז נאבד את הקשרים שלנו.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.أخبرونا, أنه لا يمكنكم منع المصدرين الألمان من الرشوة, لأننا بذلك سنخسر عقودنا.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.我々ドイツの輸出業者の贈賄を 止めることはできませんよ」と なぜならば それによって契約を失うことになり フランスの企業に負けてしまうからです
Avrupa'ya meyve suyu satmak için 17 yıllık kontratlar imzalıyorlar.ヨーロッパの市場の近くから
Avrupa'ya meyve suyu satmak için 17 yıllık kontratlar imzalıyorlar.17년짜리 계약을 시작했는데,
Avrupa'ya meyve suyu satmak için 17 yıllık kontratlar imzalıyorlar.למכירת מיץ לאירופה,
Avrupa'ya meyve suyu satmak için 17 yıllık kontratlar imzalıyorlar.ليبيعوا العصار في أوروبا،
Bana bir kontrat imzalattı: 'Daima.' Mezartaşı gibi geliyor""Она заставила меня подписать с ней пожизненный контракт, . . ... который стал для меня могильным камнем. "
Bana bir kontrat imzalattı:Me ha hecho firmar un contrato: 'Para siempre'.
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.1년 단위의 계약이었기 때문에 선생님들의 반발도 있었습니다.
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.Även om lärare var emot det för att vi anställde på ettårskontrakt.
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.Mimo, iż nawet nauczyciele byli przeciwni projektowi ponieważ zatrudnialiśmy na roczne kontrakty.
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.Takže i když učitelé byli proti, zaměstnávali jsme je na základě ročních smluv.
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.Учителя были против нас, потому что мы предлагали контракт всего на год.
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.אז למרות שהמורים היו נגד זה מפני שאנחנו מועסקים עם חוזים של שנה --
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.لذا مع أن المدرسين كانوا ضدها لأننا وظفنا بعقود لسنة واحدة --
Böylece, öğretmenler buna karşı çıksalar da, öğretmenleri bir senelik kontratlarla işe aldık.教員の雇用契約期間は 1年としました 教えるのが下手だったり やる気がない先生は
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Đó không phải là tư liệu và hợp đồng. Đó là sự trò chuyện và tin tưởng.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Es geht nicht um Dokumentation und Vertrag. Es geht um das miteinander sprechen und Glauben.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Het gaat niet om het vastleggen en je eraan houden. Het gaat om dialoog en vertrouwen.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Il n'est pas question de documentation et de contrat. Il s'agit de conversation et de foi.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Ini bukan mengenai dokumentasi dan kontrak. Ini mengenai percakapan dan kepercayaan.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Je to věc domluvy a důvěry. Není to o dodržení pravidel.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.문서나 계약이 중요한 게 아닙니다. 대화와 믿음이 중요합니다.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Não se trata de documentação e contrato. Trata-se de conversação e de fé. Não se trata de obediência.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Nem az adminisztrációról vagy a szerződésről van szó. Sokkal inkább eszmecseréről és hitről.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Nie chodzi o dokumentację i umowę. Chodzi o rozmowę i wiarę.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Non c'entrano i documenti e il contratto. E' una questione di dialogo e fiducia.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.No se trata de la documentación ni del contrato. Se trata de la conversación y de la fe.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Nu e vorba de acte și contracte. E vorba de conversație și convingere.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Δεν είναι για την τεκμηρίωση ούτε για το συμβόλαιο. Είναι για τη διατήρηση και την πίστη.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.Речь не идёт о документации и контракте. Речь - о диалоге и доверии.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.То не е свързано с документация и договор. Свързано е с разговор и вяра.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.עיקר העניין הוא לא תיעוד וחוזים. עיקר העניין הוא דו שיח ואמונה.
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.الأمر ليس مجرد توثيق، وعقد بل هو تحاور، وإيمان
Bu, dökümanlarla ya da kontratlarla ilgili değil, bu mükâleme ve inançla ilgili.会話と信頼です 服従ではなく、場面設定です
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.Dzięki temu reformatorzy w Parlamencie lustrują podejrzane kontrakty.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.Hierdoor aangemoedigd zijn nu hervormers in het parlement dubieuze contracten aan het onderzoeken.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.구성했습니다. 그리고 이에 고무되어 국회 개혁파는 이중 계약에 대하여 조사를 벌이고 있어요.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.les réformateurs au Parlement sont maintenant en train d'enquêter sur des contrats douteux.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.los reformistas en el Parlamento están investigando los contratos dudosos.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.На этой волне члены парламента, поддерживающие реформы, взялись за расследование сомнительных контрактов.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.בתחום הנפט, דבר שדירבן רפורמטורים בפרלמנט לחקור חוזים מפוקפקים.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.في قطاع النفط، مدفوعين بهذا مصلحون في البرلمان الآن يحققون عقودا مشكوكٌ فيها.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.議会の改革者達がいま 疑惑のある契約を調査中です これらの事例は新たな希望と 新たな可能性をもたらします
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen.Hai să nu negociem asta ca pe un contract.
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen. Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.Não vamos negociar isto como um contracto... ...vim aqui sem maldade nenhuma e fiz a minha melhor oferta.
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen. Herhangi bir kurnazlık düşünerek gelmedim.دعونا لا نناقش كأنه عقد أتيت لهنا بدون توقعات مسبقة و قدمت أفضل عرض
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen.Laten we er niet over onderhandelen alsof het een contract is.
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen.Ne tárgyaljuk meg úgy, mint egy szerződést.
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen.No negociemos como si fuera un contrato.
Bunu bir kontrata dönüştürmeyelim lütfen.On n'est pas en train de négocier un contrat.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.De fapt, nu există nimic în contractele lor care le-ar oferi avantaje dacă întotdeauna ar spune adevărul.
Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar.Er staat in feite niets in hun contract waardoor het altijd in hun voordeel is om je de waarheid vertellen.