Konsantre HCl'nin eklenmesi, aquo kompleksini bir anasyon işlemi yoluyla tekrar klorüre dönüştürür.Addition of concentrated HCl converts the aquo complex back to the chloride, via an anation process.
parantezler türlerin denge konsantrasyonlarını gösterir.[1]where the brackets denote the equilibrium concentrations of the species.[1]
Üretilen akım ile sülfürik asit konsantrasyonu arasında doğrusal bir ilişki vardır.There is linear relationship between the current generated and the concentration of sulfuric acid.
Daha açık konsantrasyonlar beyaz, sarı veya açık turuncu renkler verir.Lighter concentrations yield white, yellow, or light orange colors.
Bu bakteriler normal konsantrasyonlarda formaldehite dirençlidirler.These bacteria are resistant to the presence of formaldehyde in normal concentrations.
Yoğunluktaki artış tipik olarak konsantre optikler (lens, mercek vb.) kullanılarak gerçekleştirilir.The increase in intensity is typically accomplished by using concentrating optics.
İki yıllık gerçek konsantrasyon vardı.There were two years of real concentration.
Bu, hacim, konsantrasyon, ağırlık vb. değişiklikler olabilir.This can include changes in volume, concentration, weight, etc.
1995'te Nancy Wilson, ailesine konsantre olmak için müziğe ara vermeye karar verdi. [1] [2]In 1995, Nancy Wilson decided to take a break from music to concentrate on raising a family.[57][58]
Bu nektar, tüm doğal gıdaların en yüksek alkol konsantrasyonlarından birini içerir.This nectar contains one of the highest alcohol concentrations of all natural foods.
Han kuvvetleri bu noktada dağıldı ve Hiung-nu'yu yakalamak için zamanında konsantre olamadı.The Han forces were scattered at this point, and unable to concentrate in time to catch the Xiongnu.
Diğer semptomlar hafıza, konsantrasyon, dikkat veya düşünme ile ilgili sorunları içerir.Other symptoms include trouble with memory, concentration, attention or thinking.
Buradaki sperm konsantrasyonu seyreltiktir.The concentration of the sperm here is dilute.
Oral uygulamadan sonra bir buçuk saat içinde doruk plazma konsantrasyonlarına ulaşır.After oral administration, it reaches peak plasma concentrations within one and a half hours.
Ölümcül konsantrasyon, gazlar veya partiküller için kullanılan ölümcül bir doz ölçümüdür.The lethal concentration is a lethal dose measurement used for gases or particulates.
Oyuncu Amalie Konsa tek eğitimini burada aldı.[1]The actress Amalie Konsa received her only schooling here.[5]
Greyfurt suyu ayrıca CYP3A4'ü inhibe ederek nisoldipin konsantrasyonlarını arttırır.[1]Grapefruit juice also increases nisoldipine concentrations by inhibiting CYP3A4.[1]
Gidergenlik, vanadyum konsantrasyonu değiştirilerek kontrol edilebilir.The coercivity can be controlled by varying the vanadium concentration.
Yeterince yüksek konsantrasyonda, amino radikalleri dimerize olarak hidrazin oluşturur.In sufficiently high concentration, amino radicals dimerise to form hydrazine.
Metan konsantrasyonları ise son 800.000 yılda olduğundan çok daha yüksektir.[1]Concentrations of methane are far higher than they were over the last 800,000 years.[70]
Konsantrasyon sorunum var.Ich habe Konzentrationsprobleme.
“Doğru Konsantrasyon”u sağlamak için Budist okulları birçok yöntem ve teknik geliştirmişlerdir.Um zur rechten Sammlung zu kommen, haben die buddhistischen Schulen viele Methoden und Techniken entwickelt.
Maksimum lezzet için tümünün optimum bir konsantrasyonda olması gereklidir.Alle müssen für ein maximales Geschmackserlebnis in optimaler Konzentration vorliegen.
Cyclamate şekerden 30-50 kat(konsantrasyona bağlı olarak) daha tatlıdır.Saccharin ist 300- bis 700-mal süßer als Zucker.
Burada konsantrasyon, Ishvara-Samadhi’nin gelişim aşaması için zorunlu olarak görülmektedir.Hier bezeichnet Dhyana die notwendige Entwicklungsvorstufe zum Ishvara-Samadhi.
Konsantrasyon sağlanarak yapılan meditasyonun önemli şekillerinden birisi de isim duasıdır.Eine besondere Form der Konzentrationsmeditation findet sich im Namensgebet.
Anılarını yazmaya konsantre olmaya çalıştı ama hastalığı nedeniyle başarılı olamadı.Er hatte geplant, seine Memoiren zu schreiben, kam aber aus gesundheitlichen Gründen kaum dazu.
İşte bu süre oyuncunun konsantrasyonu için çok önemlidir.Es sei schön, dass sie die Spieler so aktiv mit dem Thema auseinandergesetzt haben.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Aber ich hätte nicht gedacht, wie sachlich so etwas abläuft.
Konsantrasyonum giderek bozuluyor.Ma concentration diminue progressivement.
Konsantre oluyorlardı.Elles se concentraient.
2008'de başlatılan üçüncü kuşak hoparlörler, en iyi Focal teknolojilerinin bir konsantrasyonudur.La troisième génération, lancée en 2008 est un concentré du meilleur des technologies Focal.
Sapropellerdeki organik karbon konsantrasyonları ağırlıkça %2'yi aşar.Les concentrations de carbone organique dans les sapropèles dépassent souvent les 2 % de leur poids.
Samadhi hali üstün konsantrasyon halidir.Le samâdhi est la contemplation profonde.
Havadaki tipik çap konsantrasyonunda oluşan yağmurun pH'ı 5.6 civarındadır.Le pH de l'eau dans son milieu naturel est d'environ 6,6.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.On se rend compte à quel point nous sommes programmés.
Salisilat konsantrasyonları ise değişmemiştir.Le châssis n'est pas modifié.
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.Le joueur doit donc être vigilant quant à la façon d'aborder les suspects.
Maksimum lezzet için tümünün optimum bir konsantrasyonda olması gereklidir.Tout doit être dans une concentration optimale pour obtenir une sapidité maximale.
Oral uygulamadan 1-3 saat sonra maksimum plazma konsantrasyona ulaşır.La concentration plasmatique maximale est atteinte 3 à 5 heures après l’administration orale.
ABD Hükümeti% 10 konsantrasyonda çikolata likörü istiyor.La loi américaine exige une concentration minimum de 10 % de cacao.
Bu şekilde elde edilen konsantre >%99,99 saftır.Ce matériau doit être pur à 99,99 %.
Yorgunken konsantre olamıyorum.No puedo concentrarme cuando estoy cansado.
Tuz konsantrasyonu: Çoğu enzim çok yüksek tuz konsatrasyonuna dayanamaz.Fuerza osmótica: La mayoría de las enzimas no pueden tolerar concentraciones de sal extremadamente altas.
Bunun sonucunda inhibisyonun derecesi sadece inhibitör konsantrasyonuna bağlı olur.Como resultado, el grado de inhibición depende solamente de la concentración de inhibidor.
Kriptonun atmosferdeki konsantrasyonu yaklaşık 1 ppm'dir.El kriptón está presente en el aire aproximadamente en 1 ppm en la atmósfera.
Sapropellerdeki organik karbon konsantrasyonları ağırlıkça %2'yi aşar.La concentración de carbono orgánico en el sapropel es de alrededor del 2% en peso.
Yüksek konsantrasyonlarda nitrit de balıklar için toksiktir.Los nitritos, en concentraciones altas, también son tóxicos para los peces.
Tipik enzimler 1-500 mM tuz konsantrasyonları arasında çalışır.Las enzimas típicas son activas en concentraciones salinas de 1 a 500 mM.
Not:CO2 ve CH4 konsantrasyonu mevsime ve yere göre değişir.Notas: las concentraciónes de CO2 y CH4 varián con la estación meteorológica, y con el lugar geográfico.
Bu sonuçları elde ettiği genelleştirilmiş konsayılar yöntemi, belki de bu analizin en mükemmel sonucudur.El método de coordenadas generalizadas que obtuvo es quizás el resultado más inteligente de su análisis.
I2O5, SO3 ve S2O6F2 ile iyodil tuzları oluşturur, konsantre sülfürik asit ile ise iyodosil tuzları oluşturur.El I2O5 forma sales yodilo, , con SO3 y S2O6F2, pero las sales yodosil, , con ácido sulfúrico concentrado.
Spesifik toksisite, maruz kalma süresi ve maruz kalma konsantrasyonu ile ilgilidir.La toxicidad específica está relacionada con el tiempo de exposición y la concentración de la exposición.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Es importante entender qué tan significativa fue esta idea.
İlk ismi " Ascon " olarak konsa da 1996'da bugünkü biçimini almıştır.Su denominación actual, Oktan, la adquirió en 1996.
Az zenginleştirilmiş uranyum, içeriğindeki 235U konsantrasyonu %0.9 ila %2 arasında olan uranyum yakıtıdır.El uranio ligeramente enriquecido tiene una concentración de 235U entre 0,9 % y 2%.
Bu işlem inhibitörün birkaç farklı konsantrasyonu için yapılır.Esto se hace a diferentes concentraciones de inhibidor.
Konsantrik konturlar genelde zıt renktedir.El agua residual reciente suele tener un color grisáceo.
Bu şekilde toksinler okyanustaki besin zinciri boyunca yukarıya doğru konsantrasyonları artarak ilerler.De esta manera, las toxinas se concentran hacia arriba dentro de las cadenas alimentarias marinas.
Tom konsantre olmuyor, değil mi?Tom non si sta concentrando, vero?