Konsantrasyon sorunum var.Ho dei problemi di concentrazione.
Not:CO2 ve CH4 konsantrasyonu mevsime ve yere göre değişir.Nota: la concentrazione di CO2 e CH4 varia per stagione e luogo di misurazione.
Konsantre şekilde kaliforniyum üzerindeki ilk deneyler 1958'de yapıldı.Il primo esperimento con utilizzo di californio in forma concentrata fu effettuato nel 1958.
Sapropellerdeki organik karbon konsantrasyonları ağırlıkça %2'yi aşar.Le concentrazioni di carbonio organico nei sapropel superano generalment e il 2% in peso.
Yüksek konsantrasyonlarda nitrit de balıklar için toksiktir.Anche i nitriti in elevate concentrazioni risultano però altamente tossici per i pesci.
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.La persona deve fare attenzione alla guida.
Ticari "konsantre" hidroiodik asit genellikle kütlece % 48-57 HI içerir.L'acido iodidrico che si trova in commercio generalmente contiene dal 48% al 57% di HI.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Non è chiaro quanto sia diffusa questa pratica.
I2O5, SO3 ve S2O6F2 ile iyodil tuzları oluşturur, konsantre sülfürik asit ile ise iyodosil tuzları oluşturur.I2O5 forma il catione , con SO3 e S2O6F2, ed il catione , con acido solforico concentrato.
Enzim hızları solüsyon şartlarına ve substrat konsantrasyonuna bağlıdır.La velocità enzimatica dipende dalle condizioni della soluzione e dalla concentrazione del substrato.
Etkileyecek olan bakışlarını diğeri üzerinde sabitleştirir, onu etkilemek üzere niyetlerine konsantre olur.Qualcosa stava contenendo i suoi poteri, focalizzandoli su qualcos'altro.
Doğruca oteldeki odama gidip uyuyorum ve sabahleyin bir şeyler yemeye konsantre oluyorum.Vado in cucina e comincio a fare colazione.
Etkinlik ayrıca sıcaklık, kimyasal ortam (örneğin pH) ve substrat konsantrasyonu tarafından etkilenir.L'attività è anche influenzata dalla temperatura, dal pH e dalla concentrazione di substrato.
İlk ismi " Ascon " olarak konsa da 1996'da bugünkü biçimini almıştır.Originariamente si chiamava Ascon e ha adottato il nome odierno nell'ottobre del 1996.
Daha yüksek konsantrasyonlarda birleşmeler sıralı olacaktır.Ciò produrrà urine più concentrate.
Kahveli sütün ana maddesi olan kahve şurubu, tatlandırılmış konsantre kahvedir.Io invece dico: la linea del caffè ristretto, del caffè concentrato...
Onun söylediklerine konsantre oldum.Я сосредоточился на том, что он говорил.
Konsantre olabilecek bir durumda değilim.Я не в состоянии сосредоточиться.
Senin yüzünden konsantre olamıyorum.Ты мешаешь мне сосредоточиться.
Patates salatasına haşlanmış yumurta da konsa hiç fena olmaz.Было бы неплохо добавить варёное яйцо в картофельный салат.
100 mg / ml'lik bir konsantrasyonda, ilaç çoğu bakterini baskılamaktadır.В концентрации 100 мг/мл препарат подавляет большинство штаммов бактерий.
Popüler çalkalama maddelerinde sodyum florür konsantrasyonu 100 ppm ila 225 ppm arasında değişmektedir.В популярных ополаскивателях концентрация фторида натрия составляет от 100 ppm до 225 ppm.
Göz rengi, özellikle iris rengi, konsantrasyon ve melanin dağılımı ile belirlenir.Цвет глаз, то есть цвет радужных оболочек, определяется прежде всего концентрацией и распределением меланина.
Ayrıca, teorik olarak, iyon değişim reçinelerini kaldırabilen demir konsantrasyonu çok yüksektir.Причем теоретически, концентрации железа, с которыми могут справиться ионообменные смолы, очень велики.
Cyclamate şekerden 30-50 kat(konsantrasyona bağlı olarak) daha tatlıdır.Цикламат натрия в 30—50 раз слаще сахара.
Diş macunlarında etkili florür konsantrasyonu% 0.10'dan (1000 ppm) az değildir.Эффективная концентрация фтора в зубных пастах — не менее 0,10 % (1000 ppm).
Dişlerdeki plaklarda, aktif konsantrasyonlar uygulamadan 10 ila 14 saat sonra devam eder.В бляшках на зубах активные концентрации сохраняются в течение 10 — 14 часов после применения.
2005 Faaliyet Raporu'na göre Şirket 200'den fazla ülkede konsantre, şuruplar ve içecek satıyor.Компания продаёт концентраты, сиропы и напитки более чем в 200 странах.
Not:CO2 ve CH4 konsantrasyonu mevsime ve yere göre değişir.Примечание: концентрации углекислого газа и метана варьируются в зависимости времени года и местонахождения.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Трудно представить себе, какая громадная была проделана работа мысли.
Bir sinek ağa konsa hemen yapışır.Мышонок сразу же её проглатывает.
Dezavantajı ise konsantre olunmamış benzer borsalarda takas(değiş tokuş) yapılmasıdır.Подобно безумному призраку, который ничего не принимает и не отвергает.
Konsantrasyonu, hafızayı, zihinsel hesaplamayı geliştirir.Улучшает концентрацию, память, стимулирует мозговую деятельность.
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.Ведущий должен внимательно следить за этим.
Bu, dişlerin emayesindeki florür konsantrasyonunu azaltır.Это снижает концентрацию фтора на эмали зубов.
Tuz konsantrasyonu: Çoğu enzim çok yüksek tuz konsatrasyonuna dayanamaz.У многоклеточных организмов большинство клеток не способно эффективно поглощать крупные частицы.
Etiyolojide laktat konsatrasyonu artışının rolü yoktur.Отсутствие этического комитета в области нейромаркетинга.
Yüksek konsantrasyonlarda nitrit de balıklar için toksiktir.Большинство моллюскоцидов высокотоксичны для рыб.
Filme konsantre olmasına rağmen eğitimine başarılı bir şekilde devam etmiştir.وعلى الرغم من تركيزها على الأفلام إلا أنها أتمت تعليمها بشكل ناجح.
Not:CO2 ve CH4 konsantrasyonu mevsime ve yere göre değişir.ملاحظات : تختلف نسب تراكيز ثنائي أكسيد الكربون والميتان حسب المكان والفصل .
İfrikiye'den gelen Berber asıllı göçmenler adanın güneyinde konsantre oldular.وكل مُهاجر خارج شبه الجزيرة يُهجر إلى الغرب.
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.إيضاخ الدلالة في وجوب الحذر من أصحاب الضلالة.
Bebek formülleri toz, sıvı konsantre ve yemeye hazır formlarda gelir.تأتي تركيبات الرُضع في شكل مسحوق، سائل مركز، وأشكال جاهزة للتغذية.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.ومن غير المعروف مدى شيوعا حدوث هذه الحالة.
Az zenginleştirilmiş uranyum, içeriğindeki 235U konsantrasyonu %0.9 ila %2 arasında olan uranyum yakıtıdır.اليورانيوم المخصب قليلا (SEU) لديه 235U تركيز 0.9٪ إلى 2٪.
Sapropellerdeki organik karbon konsantrasyonları ağırlıkça %2'yi aşar.A concentração de carbono orgânico no sapropel geralmente excede 2% do peso.
Ticari "konsantre" hidroiodik asit genellikle kütlece % 48-57 HI içerir.O ácido iodídrico comercializado contém geralmente de 48% a 57% de HI.
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.Por isso, o piloto deve tomar cuidado.
Albay Nakagawa özellikle iç savunma mevzilerine konsantre olmuştu.O Coronel Nakagawa concentrou todas as suas forças no interior da ilha.
Yüksek konsantrasyonlarda nitrit de balıklar için toksiktir.Os nitritos também são altamente tóxicos para os peixes em taxas elevadas.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Isso garante a intensidade no qual o assunto será recebido.
Atmosferin aşağı kısmındakı metan konsantrasyonu, üst kısmına göre daha yüksektir.A atmosfera inferior contém uma concentração maior de metano que a atmosfera superior.
Fakat A, B, C ve D'nin konsantrasyonlarının sabit kalması demektir.(E) Se A, B, C e D forem verdade, Z tem que ser verdade.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.Em alguns casos, os lagos salgados podem chegar a ter uma concentração de sal superior à água do mar.
Etodolak oral yoldan alındığında iyi absorbe olur ve yaklaşık 1 saatte plazma pik konsantrasyonuna ulaşır.Absorvido rapidamente pela via oral, atinge pico de concentração plasmática em 1 ou 2 horas.
Ancak 1992 yılından beri, yukarıda açıklanan nedenlerle atmosferik konsantrasyonları düşüş göstermektedir.No entanto, desde 1992 a sua concentração atmosférica tem vindo a decair pela diminuição da sua utilização.
Bu şekilde elde edilen konsantre >%99,99 saftır.De acordo com a mesma fonte, a precisão desse instrumento era de 99,99%.
Yorgunum ve konsantre olamıyorum.Estou cansado e não consigo me concentrar.
Kriptonun atmosferdeki konsantrasyonu yaklaşık 1 ppm'dir.In de aardse atmosfeer komt krypton voor in een concentratie van ongeveer 1 ppm.
Bunun sonucunda inhibisyonun derecesi sadece inhibitör konsantrasyonuna bağlı olur.De mate van inhibitie hangt in dit geval dus enkel af van de concentratie van de inhibitor.