Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Asi que, este año, Chris nos envio un simulador de Conferencias TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Dus dit jaar stuurde Chris ons een TED-conferentie-simulator.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.E così, quest'anno, Chris ci ha spedito un simulatore per Conferenze TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Então, este ano, o Chris mandou-nos um simulador de conferências TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Et donc, cette année, Chris nous a envoyé un simulateur de conférence TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Så, i år sendte Chris os en TED Konference-simulator.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Tako nam je to leto Chris poslal simulator TED konference.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.그래서인지 크리스씨가 TED 강연 시뮬레이터를 보내주셨습니다
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Und daher hat Chris uns dieses Jahr einen TED-Konferenzsimulator geschickt.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Và vì thế, năm nay Chris đã gửi cho chúng ta một phần mềm mô hình của Hội Nghị TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.W tym roku Chris wysłał nam symulator konferencji TED. (Śmiech)
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Така, че тази година Крис ни изпрати един симулатор на Конференциите на ТЕД.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.Так что в этом году Крис отправил нам симулятор конференции TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.אבל השנה, כריס שלח לנו סימולטור לכנסי TED.
Bunun için, bu sene Chris bize bir TED Konferans simülatörü gönderdi.و لذا، هذه السنة، أرسل كريس لنا محاكي مؤتمر تيد.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Cela fait quelque chose d"être ici à un colloque consacré à "Inspiré par la Nature" -- vous pouvez l'imaginer.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Devem imaginar como é emocionante estar aqui numa conferência que é dedicada a "Inspirado pela Natureza"
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.E' elettrizzante essere qui a una conferenza che è dedicata a "Ispirati dalla natura"...potete immaginare.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Izgalmas itt lenni egy olyan konferencián, amelynek a témája: "A természet ihlette", el tudják képzelni.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Je vzrušujúce zúčastniť sa konferencie, ktorá sa venuje hľadaniu "inšpirácie v prírode".
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki."자연에서 영감을 얻는다"의 주제로 열린 이 컨퍼런스에 서게 된 것이 매우 감격스럽습니다.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Senang sekali dapat berada di konferensi yang khusus bertema "Terinspirasi oleh Alam" -- bayangkan.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.To ekscytujące być tutaj, na konferencji zatytułowanej "Inspirowane Naturą" - możecie sobie wyobrazić.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Είναι υπέροχο που βρίσκομαι σε ένα συνέδριο που έχει θέμα "Εμπνευσμένο από τη Φύση" -- το φαντάζεστε.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.Я рада быть на конференции, посвящённой "Урокам природы".
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.לעונג לי להיות פה בכנס המוקדש ל"השראה מהטבע" - כפי שאתם יכולים לשער.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.إنه لمن المشوق أن أكون هنا في مؤتمر تم تكريسه لـ "الملهمون بالطبيعة".. لكم أن تتخيلوا.
Burada, "Doğadan İlham"a adanmış bir konferansta bulunmak çok heyecan verici -- tahmin edersiniz ki.「自然界から受けるインスピレーション」 がテーマの会合に参加できて光栄です しかも前戯の部に参加できて なおさら光栄です
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Aamulla tämän kokouksen avaaja otti asian esille ja sanoi:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Ce matin, l'homme qui a ouvert cette conférence a mis un bâton par terre, et il a dit,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Denne morgen, herren der åbnede denne konference lagde en pind på gulvet, og sagde,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Dimineață, domnul care a vorbit la deschiderea conferinței a pus un băț pe podea și a spus:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Dit moet het eerste hulpprincipe zijn. Het eerste hulpprincipe is respect.
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Dnes ráno pán, ktorý otváral túto konferenciu položil na zem palicu a povedal,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Esta mañana, el señor que abrió esta conferencia puso un bastón en el suelo y dijo:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Heute morgen legte der Herr, der diese Konferenz eröffnete, einen Stab auf den Boden und fragte:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Hoje de manhã, o senhor que abriu esta conferência colocou um pau no chão e disse:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:오늘 아침 이 행사를 주관하신 분께서 지팡이를 내려 놓으며,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Mannen som öppnade konferensen i morse lade en käpp på golvet och sa
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Ma reggel a konferencia megnyitója egy pálcát tett a földre, és azt kérdezte,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Pagi ini, pria yang membuka konferensi ini meletakkan tongkat di lantai dan berkata,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Questa mattina, il gentiluomo che ha introdotto questa conferenza ha fissato dei paletti e ha detto,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Sáng nay, người tổ chức buổi họp này đặt một cây gậy ra sàn nhà, và nói,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:"Si sploh lahko predstavljamo, predstavljate mesto, ki ga ne zaznamuje neokolonializem?"
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Σήμερα το πρωι, ο κύριος που ξεκίνησε την διάσκεψη έβαλε ένα ραβδί στο πάτωμα και ρώτησε
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Сегодня утром джентльмен, который открыл эту конференцию, поставил тросточку на пол и сказал,
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Сьогодні вранці пан, який відкривав цю конференцію, поклав ціпок на підлогу і сказав:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:Тази сутрин джентълменът, който откри конференцията сложи една пръчка на земята и каза:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:הבוקר, האדם שפתח ועידה זו הניח מקל על הרצפה, ושאל:
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:هذا الصباح، قام الرجل الذي افتتح هذا المؤتمر بوضع عصا على الأرض ثم قال،
Bu sabah, konferansın açılışını gerçekleştiren beyefendi yere bir çubuk koydu ve dedi ki:私達に 挑むように 言っていたではありませんか 「ネオコロニアル様式 ではない街を
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.Aşa, sunt foarte fericită că voi faceţi, ştiţi, chestia asta, să faceţi posibile prezentările online.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.Je suis super contente que, vous savez, vous faîtes ce genre de choses, mettre les présentations en ligne.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.여러분의 하시는 일을 보니 또 연설이 온라인에서 제공되어 기뻐요.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.No więc jestem szczęśliwa, że robicie coś takiego, że udostępniacie przemówienia online.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.Quindi sono contenta che stiate facendo questo, mettendo a diposizione i discorsi online.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.Szóval nagyon örülök, hogy csinálják ezt a dolgot, hogy fölteszik a beszédeket a netre.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.Затова много се радвам, че вие, нали знаете, правите това нещо с лекциите онлайн.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.Так что я очень рада, что вы, ну понимаете, делаете такие вещи, выкладывая выступления в интернет.
Bu sebeple, bu konferansları online erişime açık tutarak, böyle bir şey yaptığınız için mutluyum.אז, אני מאוד שמחה שאתם עושים דבר כזה, הופכים את ההרצאות לזמינות ברשת.