Bir tanesi konferansta aklımı başımdan almıştı ve "Bunu paylaşmalıyım" demiştim.とてつもなく驚愕して 『この話を皆に知らせなければ』と思ったほどの話です
Bir TED konferansı değildi tabiiCe n'était pas comme une conférence TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiEs war nicht wie eine TED-Konferenz.
Bir TED konferansı değildi tabiiHet was niet zoals bij een TED-conferentie.
Bir TED konferansı değildi tabiiNie jak na konferencji TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiNo era como una conferencia TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiNu era ca o conferință TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiTED 컨퍼런스 같은것은 아니였고,
Bir TED konferansı değildi tabiiНе било като конференция на TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiНе так как на конференциях TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiזה לא היה כמו ועידת TED.
Bir TED konferansı değildi tabiiلم تكن مثل مؤتمر TED.
Bir TED konferansı değildi tabii紳士的に装っていれば
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Eszembe sem jutott, hogy ennyi hívő lesz egy TED konferencián!
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum. (Gülüşmeler)Zoveel gelovigen op een TED-conferentie... (Gelach)
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Ich hatte keine Ahnung, dass bei einer TED-Konferenz soviele Gläubige sein würden.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Je ne pensais pas qu'il y avait autant de croyants à une conférence TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.테드 강연장에 이렇게 많은 신자들이 있었는지 몰랐네요.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Não fazia ideia de que haveria tantos crentes numa conferência TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Netušil jsem, že na TED konferenci je tolik věřících.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Nie przypuszczałem, że na konferencji TED będzie tylu wierzących.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Non mi aspettavo di trovare tanti credenti a una Conferenza TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.No tenía idea de que había tantos creyentes en una TED Conference.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Nu-mi închipuiam să fie atâţia partizani la o conferinţă TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Tôi không ngờ là có nhiều người mộ đạo như vậy tại buổi hội thảo TED cơ đấy.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Δεν είχα ιδέα ότι υπάρχουν τόσοι πιστοί σε ένα συνέδριο του TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Даже и не думал, что на конференции TED столько верующих.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.Не знаех, че има толкова вярващи на TED конференция.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.לא ידעתי שיש כ"כ הרבה מאמינים בכנס TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.لم يكن لدي فكرة أن هناك الكثير جدا من المؤمنين في مؤتمر TED.
Bir TED konferansında bu kadar inananın olduğunu bilmiyordum.(笑)
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi ki우리는 실제로 -- Abdul Kalam 대통령 앞에서 시연 했을 때 --
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiAkkoriban egy konferencián megmutattam a szerkezetet
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiA quel tempo avevo fatto vedere queste cose, ad una conferenza, al presidente Abdul Kalam, e lui disse:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiDe hecho -- Se lo presenté, en una conferencia, al
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiDonc, en fait...
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiDus ik liet dit eens zien aan President Abdul Kalam, toentertijd, en hij zei:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiEu mostrei isto, numa conferência, ao Presidente Abdul Kalam, na altura, e ele disse:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiJadi kami -- saya sudah tunjukkan itu, di konferensi, kepada
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiNa pewnej konferencji pokazałem te rozwiązania prezydentowi Abdulowi Kalamowi, a on:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiSå, vi faktisk -- jeg viste det ved en konference, til
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiTakže jsme - ukázal jsem to jednou na konferenci i prezidentu Abdulu Kalamovi - a ten řekl:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiΈτσι, ουσιαστικά -- το έδειξα σε ένα συνέδριο στον Πρόεδρο Αμπντούλ Καλάμ και μετά είπε:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiЯ продемонстрировал свою систему на конференции президенту Абдуле Каламу и он сказал:
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiכך שאנחנו למעשה -- הראתי את זה, בכינוס, לנשיא עבדול קאלאם, בזמנו,
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiفي الواقع...عرضته في مؤتمر على... ... الرئيس عبدول كلم في ذلك الوقت،
Biz, aslında ben, bir konferansta başkan Abdul Kalam'a bunu gösterdik ve kendisi dedi kiアブドゥル カラムに見せたら こう言ってくれました「バーバー原子力研究センターでも
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Am ţinut un discurs la o conferinţă vreo două luni mai târziu.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Así que hablé en una conferencia un par de meses después.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Beszéltem egy konferencián pár hónappal később.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Byłem prelegentem na konferencji parę miesięcy później.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Byl jsem řečníkem na konferenci pár měsíců poté.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Čez nekaj mesecev sem sodeloval na konferenci.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Enkele maanden later sprak ik op een conferentie.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Falei numa conferência uns dois meses depois disso.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum. GRL(GAP) denilen kişilerle tanıştım.Пару месяцев спустя, я выступал на конференции, где встретил ребят из компании GRL,
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Ich sprach also einige Monate später bei einer Konferenz.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Jadi saya berbicara dalam sebuah konferensi beberapa bulan sesudahnya.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.J'ai donc parlé à une conférence deux mois après.
Böylece birkaç ay sonra bir konferansta konuştum.Jeg talte ved en konference nogle måneder efter det.