Komşu şehirlere akın yapıp aldı.A multidão seguiu-o a pé, vinda das cidades vizinhas.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.Isso fez com que a vizinhança chamasse a polícia.
Kıtasal adalar, komşu kıta kütlelerinin bir uzantısıdırlar.Os antinós estão situados nos pontos médios entre nós vizinhos.
Komşu bölgelere yayılmazlar.Sendo expandido para os bairros.
Yerli Rumlarla iyi komşuluk ilişkileri içinde bulundular.Boas relações com os fornecedores indígenas foram necessárias.
Komşuları batıda Polonya, kuzeybatıda Litvanya, kuzeyde Letonya, doğuda Rusya ve güneyde Ukrayna'dır.Tem fronteiras com a Polónia e a Lituânia a oeste; a Rússia a leste; a Ucrânia ao sul e a Letónia ao norte.
Komşuları olan ihtiyar, kendisini bu konuda uyarır.O que faz com que seus eleitores lembrem dele.
Dünya'dan yaklaşık olarak 12 ışık yılı uzaklıktadır ve Güneş'in en yakın komşularından biridir.Ela está localizada a aproximadamente 11,2 anos-luz da Terra, sendo um dos vizinhos mais próximos do Sol.
Bir komşusunun verdiği Stevie Ray Vaughan kasediyle, Mayer'da yoğun bir blues sevgisi başladı.Quando um vizinho lhe deu uma fita de Stevie Ray Vaughan, Mayer descobriu o blues.
Komşusu yine bir alışveriş merkezi Capacity'dir.A vizinhança é um grande distrito de compras.
Komşu ziyaretleri çok önemlidir.Os gêneros são muito importantes.
En yakın komşusu Tonga'dır.Ele é o amigo mais próximo de Jorg.
Komşu Allyson Ames ...Mãe do Lucas Allison Mack ....
Komşuları ondan kuşkulanıyor.Seus vizinhos suspeitam dele.
Venus ve Mars dünyanın komşularıdır.Vênus e Marte são os vizinhos da Terra.
Polanya, Ukrayna'nın komşudur.A Polônia é vizinha da Ucrânia.
2002 yılında Ni, komşusunun evinin yıkımını filme çekerken tutuklandı.In 2002 werd Ni gearresteerd tijdens het filmen van het slopen van het huis van een buurman.
Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.Oh, mijn Land, moge God je behoede, Moge je buren je kinderen bewonderen.
Ancak Harold'un iktidarı derhal güçlü iki komşu ülke tarafından sorgulanır.Harold werd onmiddellijk uitgedaagd door twee machtige naburige heersers.
Konu komşudan utanın bari.Hij ergert zich aan de hond van de buurman.
Kapsamlı bir kablo ağı da İsviçrelilerin komşu ülkelerdeki programlara erişmesini sağlar.Een uitgebreid kabelnetwerk geeft de meeste Zwitsers toegang tot de programma's uit omringende landen.
Brian Stokes Mitchell : Cam Winston, Frasier'ın üst kat komşusu ve ezeli rakibi.Cam Winston (Brian Stokes Mitchell) Frasiers bovenbuurman en vijand.
O komşularına yardım edebilirsin.Later krijgt Hidde hulp van de buurjongen.
Little Suzy: Johnny Bravo'nun komşu kızı.Little Suzy is het buurmeisje van Johnny.
Berkowitz'in iddiasına göre iblis ona komşusunun köpeği aracılığıyla öldürmesi için emirler gönderiyormuş.Berkowitz claimde dat hij moordde in opdracht van de hond van de buren, die bezeten zou zijn door een demon.
Walnut (ceviz) caddesinin köşesinde, King Toot's Music Store ile kapı komşusudur.In het pand ernaast zit een muziekwinkel genaamd “King Toot's Music Store”.
Komşuna karşı yalan şahitlik yapmayacaksın.Gij zult tegen uw naaste niet vals getuigen.
Ümraniye ve Üsküdar'a komşudur.Wijken en buurten in Leiden
Sınır komşuları, Papua Yeni Gine, Doğu Timor ve Malezya'dır.Het land grenst direct aan Papoea-Nieuw-Guinea, Oost-Timor en Maleisië.
Ahiret komşusu olmak manasına gelmektedir.Zo werd het een eigen buurtschap.
Sık sık sevdiği komşuları George Wilson ile sorunlar yaşar.Vooral zijn buurman, George Wilson, heeft het zwaar te verduren.
Kyzikos (Erdek), Pitane (Çandarlı), Kyme (Aliağa) gibi komşu kentlerle dayanışma içine girer.Kamadeva (Kaamdev), de god van de liefde en wederzijds bekoren.
Bir gün önce, komşu Çiftlik mahallesinde yangın çıkmıştır.Op een dag ontstond een brand in een oude schuur.
Uruguay'ın komşusu Arjantin'le doğal sınırını oluşturan Uruguay nehri'nin kıyısına kurulmuştur.De stad ligt aan de rivier de Uruguay, die de grens vormt met Argentinië.
Freddie Carly'nin komşusudur ve ona aşıktır.De technische buurjongen van Carly, Freddie, is verliefd op haar en wil haar graag helpen.
Ancak Morgiana, haraminin yaptıklarını görür ve tüm komşularının kapısına aynı işareti koyar.Morgiana ziet dat en tekent op alle andere deuren er ook een.
Oggy'nin komşusudur.Bob Een van de buren van Oggy.
Bunun üzerine bir grup Kırgız, komşu ülke Pakistan'a gider.Een niet onaanzienlijk deel van hen vertrok naar het buurland Birma.
Mes auklėjome kaimynų vaiką. : Komşumuzun çocuğunu eğitiyorduk.Ze herkende het kind van de buren en schakelde de politie in.
Komşu osteonların santral kanalları birbirleriyle Perferan kanallarla (Volkmann Kanalları) bağlantılıdır.De kanalen van Havers zijn dus onderling met elkaar verbonden via de kanalen van Volkmann.
Yeşilköy, ve Kızılelma yakın komşu köylerdir.Alleen Stekeltje zelf en de Rode Buurvrouw.
Komşu bölgelere yayılmazlar.Buurstaten worden niet bezocht.
Ellie Torres (Christa Miller) - Jules'un en iyi arkadaşıdır ve komşusudur.Christa Miller speelt Ellie Torres, de buurvrouw en beste vriendin van Jules.
Bir müddet sonra polisler, komşulardan şikayet olduğu gerekçesiyle eve gelir.Kort daarna komt de politie, gealarmeerd door de buren.
Bari Emirliği, Hristiyan komşularıyla ilişkiye girecek kadar uzun sürdü.Gedurende het bestaan van het emiraat onderhield het relaties met zijn christelijke buurstaten.
Levha, komşu levhalarla çarpışma halindedir.Bij Grouw gaat de buurtschap over in de buurtschap Gotum.
Kontluğun komşuları batıda Cornwall, doğuda Dorset ve Somerset kontlukları bulunur.Devon grenst in het westen aan Cornwall en in het oosten aan de graafschappen Somerset en Dorset.
Shelbyville, Simpsonlar 'da Springfield'ın komşusu olan şehirdir.Shelbyville is een fictieve stad in de televisieserie The Simpsons die in de buurt van Springfield ligt.
O gece Mia ve John uyurken Mia, komşularının evinden bir çığlık sesi duyar.Die nacht schrikt Mia wakker van herrie bij de buren.
Örneğin: Qonşu (Komşu)...Bijvoorbeeld: qark - qarqe (prefectuur).
Buradan ülke içerisindeki noktalara ve komşu ülke Gabon'un başkenti Libreville'ye uçuşlar düzenlenmektedir.Er vinden reguliere vluchten plaats naar Libreville, de hoofdstad van Gabon.
Kolombiya'daki Los Katios Ulusal Parkı'na komşudur.Het nationaal park Los Katíos ligt in de nabijheid van de stad.
İstanbul'a geldiklerinde Mardinli başka bir aileyle komşu olurlar.Als ze terug in Nabijburg zijn, zijn ze een grote blije familie.
En yakın komşu köyleri Yeniköy ve Zaferhamit'tir.De grootste dorpen zijn Kuimetsa en Vahastu.
Kuzeyde Nikaragua, güneydoğuda Panama ile komşudur.In het noorden grenst ze aan Nicaragua en in het zuiden aan Panama.
Fransa üçüncü bir faşist komşuya sahip oldu.Het ging om een vriendschappelijke partij tegen buurland Frankrijk.
Değişiklik yapılacağı zaman komşu ülkeler arasındaki koordinasyonlar değişiklik gösterir.Door de toenemende handelscontacten tussen de middeleeuwse steden zou dit echter veranderen.
Ned'in komşusudur ve ona âşıktır.Zijn buurmeisje Anna is verliefd op hem.
"Türkiye ve yakın komşuları".Spaansgezinde “buurlanden”.
Beldemiz Sınır Komşuları Şöyledir.Het landoppervlak van Nederland is ca.