Ön koltukta oturur.El este așezat într-un fotoliu.
Arka koltukta oturmaktadır.Székhelye Poszpeliha.
Ön koltukta oturur.Székhelye Lezama.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Vicente feláll egy székre, hogy láthassa magát a tükörben.
Genel olarak uluslararası kurallara göre 20 koltuktan fazla kapasiteli uçaklarda otomatik pilot zorunludur.Kastelórizolle on mahdollista lentää ainoastaan enimmillään 20-paikkaisilla lentokoneilla.
Arka koltukta oturmaktadır.Hän poistuu takapihalle.
Arka koltukta oturmaktadır.Υποβραχιόνιο στα πίσω καθίσματα.
1992 yılındaki seçimlerde MPLA %53.74 oy almış ve parlamentodaki 227 koltuktan 129’unu kazanmıştır.Στις βουλευτικές εκλογές το MPLA κέρδισε 54,7% των ψήφων και 129 επί συνόλου 220 εδρών στο κοινοβούλιο.
Buffy koltukta uyuyakalmıştır ve çöp arabasının sesiyle uyanır.Ο Τζορτζ λιποθυμά και ξυπνάει στο κρεβάτι με τον Κέννι να κοιμάται στο καναπέ του σαλονιού.
2007 seçimlerinde parti %8.14 oy aldı ve Devlet Duması'ndaki 450 koltuktan 40'ını almayı başardı.Ved valget i 2007 fik partiet 8,14% af stemmerne, hvilket gav 40 af de 450 pladser i statsdumaen.
Arka koltukta oturmaktadır.Pigen sætter sig i bagsædet.
Evdeki koltukta oturur ve televizyon izler.Det sker hjemme hos folk, der sidder og ser på udsendelsen.
100 koltuktan daha az kapasiteye sahip tiyatrolar Off-Off-Broadway olarak adlandırılır.Mindre scener har fått tilnavnet off-Broadway og ekstra små scener (under 200 plasser) off-off-Broadway.
Ön koltukta oturur.Sitti Nurbaya.
Koltukta otururken uykuya dalar.Untuk menyingkat waktu, ia tidur di kursi.
Ön koltukta oturur.Xin các bạn ở trong ghế của mình.
Ön koltukta oturur.椅子に座らない。
Koltukta otururken uykuya dalar.立ったまま居眠りをする。
Koltukta otururken uykuya dalar.他們習慣睡在棺木裡面。
Ön koltukta oturur.於行住坐臥。
1909'da felç olmuş, hayatının geri kalanını bir koltukta yaşamak zorunda kalmıştı.1909년 대한제국의 관료로 임용되고, 한일 합방 뒤에도 계속 관료로 생활했다.
Evdeki koltukta oturur ve televizyon izler.הם נשארים בבית לראות טלוויזיה או משהו".
Bazı yastıklar dekoratif bir aksesuar ve koltukta sırt desteği olarak işlev görür.ספה היא פריט ריהוט שנועד לישיבה של יותר מאדם אחד, תוך מתן תמיכה בגב ובזרועות.
1970 İsveç'te arka koltukta emniyet kemeri bulunması mecbur tutuldu.בשנת 1970 נפגע תושב המושב בהתפוצץ מוקש בשדות המושב.
Arka koltukta oturmaktadır.Бронирана отзад седалка на пилота.
Evdeki koltukta oturur ve televizyon izler.Ali prichádza a vidí ako sledujú telku.
Ön koltukta oturur.Prosim vas, da ostanete na sedežih.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Anyám vezetett; a fivéremmel hátul ültünk.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.엄마는 운전 중이셨고, 형과 전 뒷자석에 앉아있었어요.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Mama conducea; fratele meu şi cu mine eram în spate.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Ma mère conduisait; mon frère et moi étions assit à l'arrière.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Meine Mutter saß am Steuer; mein Bruder und ich saßen auf der Rückbank.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Mia mamma guidava, e mio fratello ed io eravamo seduti dietro.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Mijn moeder reed en mijn broer en ik zaten op de achterbank.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Mi madre iba conduciendo; y mi hermano y yo en el asiento de atrás.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Moja mama prowadziła, ja i mój brat siedzieliśmy z tyłu.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Майка ми караше; с брат ми седяхме отзад.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.Мама вела машину, а мы с братом сидели на заднем сидении.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.אמי נהגה. אחי ואני ישבנו במושב האחורי.
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.وكانت والدتي تقود السيارة .. وكنت أجلس مع أخي في مؤخرتها
Arabayı annem kullanıyordu; erkek kardeşim ve ben arka koltuktaydık.僕らは 母親に腹を立てていた 窓の外には
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.Anche se sapete che lo specchio non fa male, salterete dalla poltrona e correrete via dalla stanza urlando.
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.Aun cuando sabes que el espejo no duele, saltas de la silla y huyes gritando del consultorio.
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.Choć wiesz, że lusterko nie robi krzywdy, podrywasz się z krzesła i wybiegasz z gabinetu.
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.Obwohl du weißt, dass das Spiegelchen nicht schmerzt, hüpfst du aus dem Stuhl und läufst schreiend raus.
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.Даже зная, что зеркало безопасно, вы выпрыгиваете из кресла и с криком убегаете из кабинета.
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.למרות שאתם יודעים שהמראה לא תכאיב, אתם מזנקים מהכסא ובורחים בצרחות מהחדר.
Aynanın acıtmayacağını biliyor olsanız bile koltuktan atlar ve bağırarak odadan koşar adımlarla çıkarsınız.رغم معرفتك أن المرآه لا تؤلم، سوف تقفز من الكرسي وتهرب وأنت تصرخ خارجاً من الغرفة.
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Domnule Wright, stau pe canapea, şi apa îmi curge şiroaie în cap."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""라이트 씨, 여기 소파에 앉아 있으려니 제 머리 위로 물이 쏟아져요."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Meneer Wright, ik zit op de bank en er druipt water op mijn hoofd."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Mr. Wright, ich sitze auf der Couch und mir läuft Wasser über den Kopf."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Mr. Wright, saya duduk di sofa, dan air tumpah di kepala saya."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""M. Wright, je suis assise sur mon canapé, et l'eau coule sur ma tête"
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Ngày Wright, tôi đang ngồi trên ghế sofa,, và nước thì đang dội xuống đầu tôi."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Panie Wright, siedzę na kanapie, i mi woda kapie na głowę."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Г-н Райт, седя на дивана, а водата се стича по главата ми."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Мистер Райт, я сижу на кресле, и вода льётся прямо мне на голову!".
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""מר רייט, אני יושבת על הספה והמים מטפטפים לי על הראש."
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""سيد رايت، أنا جالسة على الأريكة والماء ينهمر على رأسي"