Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Các bạn chú ý rằng Jim Cameron đang tọa trong ghế.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Je ziet dat Jim Cameron in een stoel zit.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.제임스 카메론이 좌석에 앉아있는 걸 눈치채셨을 겁니다.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Observați că Jim Cameron stă într-un scaun.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Pueden ver que Jim Cameron se está en un asiento
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Sie bemerken, dass Jim Cameron in einem Sitz sitzt.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Vedete qui Jim Cameron seduto su una sedia.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Vous remarquez que Jim Cameron est assis sur un siège.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Widzicie, że Jim Cameron siedzi w fotelu.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Вы заметили, что Джим Камерон сидит?
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.Забелязвате, че Сжим Камерън седи на седалка.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.אתם שמים לב שג'יימס קמרון יושב על מושב.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.لقد لاحظتم أن جيم كاميرون جالس في مقعد.
Jim Cameron'un koltukta oturduğunu fark ediyorsunuz.これは重力が座席にかかる
Kadın aramış ve demiş ki "Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Señor Wright, estoy sentada en el sofá, y el agua me está cayendo sobre la cabeza."
Kadın: Üstün teknoloji. İnsanların koltuk altlarına sürdükleri bir şeyi teknoloji ile tanımlamak istemezsiniz.Teknologi bukanlah kata yang kalian ingin gunakan untuk menggambarkan sesuatu yang diletakkan di ketiak.
Kadın: Üstün teknoloji. İnsanların koltuk altlarına sürdükleri bir şeyi teknoloji ile tanımlamak istemezsiniz.Технологією виробництва не опишеш те, що мастимо під пахви.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Aos sacerdotes leva despojados, e aos poderosos transtorna.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.A papokat fogságra viszi, és a hatalmasokat megbuktatja.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.direndahkan-Nya imam-imam dan para pemuka
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Duhovnike vodi oplenjene vstran in podira močno utrjene.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.El ia robi pe preoţi; El răstoarnă pe cei puternici
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Er führt die Priester wie einen Raub und bringt zu Fall die Festen.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Fa andare scalzi i sacerdoti e rovescia i potenti
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Hace ir descalzos a los sacerdotes, y arruina a los poderosos
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Han fører prester bort som fanger, og mektige menn støter han ned.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Hän vie papit pois paljaiksi riistettyinä, ja ikimahtavat hän kukistaa.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Il emmène captifs les sacrificateurs; Il fait tomber les puissants.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.제사장들을 벌거벗겨 끌어 가시고 권력이 있는 자를 넘어뜨리시며
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Ngài bắt tù dẫn những thầy tế lễ, Ðánh đổ các kẻ cường quyền.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Ngài bắt tù dẫn những thầy tế_lễ , Ðánh đổ các kẻ cường_quyền .
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.On uvodí knížata v nemoudrost, a mocné vyvrací.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Podaje książęta na łup, a mocarze podwraca.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Præster fører han nøgne bort og styrter ældgamle Slægter;
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Präster utblottar han, han för dem i landsflykt, och de säkrast rotade kommer han på fall.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Priesters voert Hij als slaven weg; Hij werpt de machtigen omver.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Uvodí kňazov v nerozum a vyvracia mocných.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Παραδιδει λαφυρον τους αρχοντας και καταστρεφει τους ισχυρους.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.Закарва първенците ограбени, И поваля силните.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.князей лишает достоинства и низвергает храбрых;
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.מוליך כהנים שולל ואתנים יסלף׃
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.يذهب بالكهنة اسرى ويقلب الاقوياء.
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.他 把 祭 司 剝 衣 擄 去 、 又 使 有 能 的 人 傾 敗
Kâhinleri çaresiz kılar, Koltuklarında yıllananları devirir.他 把 祭司 剝 衣擄去 、 又 使 有能 的 人 傾敗
Kapı açılır açılmaz bütün koltuklar doldu.Begitu pintu aulanya dibuka, kursi-kursi langsung penuh
Kapı açılır açılmaz bütün koltuklar doldu.في اللحظة التي فُتحَت فيها ابواب القاعة, المقاعد مُلئَت
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Tronen där du satt så arrogant är raserad.
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Den trone, som du sad så arrogant på, er brast sammen.
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Il trono su cui arrogantemente ti appoggiavi è distrutto!
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Istuimesi on raunioina.
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Legł w gruzach tron, na którym tak arogancko zasiadłeś.
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!¡Tu trono se ha convertido en escombros!
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Vejo que, arrogantemente, te recostas sobre o entulho!
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Η θέση που τόσο αλαζονικά ζητάς, είναι χαλάσματα!
Kibirli şekilde bel bağladığın koltuk yerle bir oldu!Трон, на котором ты сидел, превратился в руины!
Koltuk değnekleriyle yola koyulduk.ぼくは松葉杖をついていました
Koltukta uyuyorum..Ich schlafe auf der Couch.
Koltuk altında, boynunda, göğsünde ve karnında portakal büyüklüğünde tümörleri vardı.Było z nim kiepsko, a czas uciekał.
Koltuk altında, boynunda, göğsünde ve karnında portakal büyüklüğünde tümörleri vardı.Evoluţia era spre rău şi timpul îi expira.
Koltuk altında, boynunda, göğsünde ve karnında portakal büyüklüğünde tümörleri vardı.Las cosas no iban bien para el Sr. Wright, el tiempo se le acababa.