Geldiğiniz uçaklar, arabalar, oturduğunuz koltuklar...Самолёты и машины, на которых вы прибыли, стулья в этом зале.
Geldiğiniz uçaklar, arabalar, oturduğunuz koltuklar...המטוס איתו הגעתם לכאן, מכוניות, הכסאות עליהם אתם יושבים.
Geldiğiniz uçaklar, arabalar, oturduğunuz koltuklar...الطائرة التي أتيت على متنها والسيارات والمقاعد التي تجلس عليها.
Geldiğiniz uçaklar, arabalar, oturduğunuz koltuklar...人間が造る世界をどうやって再設計しましょう?
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.Avem scaune diferite ce se adaptează la forma pasagerului, la datele sale antropometrice.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.다양한 인체 계축에 따라서 승객의 체형에 맞게 조정할 수 있는 매우 다양한 의자들이 있습니다.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.Máme různá sedadla, která se přizpůsobí tvaru budoucího cestujícího, i s jeho proporcemi.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.Wyposażony w siedzenia dostosowane do kształtów pasażerów o różnej antropometrii.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.Той ще има различни седалки, които ще се адаптират към формата на пътника с различни параметри.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.У нас есть различные места, которые адаптируются под параметры пассажиров с их разной антропометрией.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.У нас є різні сидіння, які адаптуються до параметрів пасажирів, до їхньої індивідуальної антропометрики.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.יש לנו מושבים רבים ושונים אשר מותאמים לצורה של הנוסע העתידי, עם המימדים השונים והמידות השונות.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.لدينا مقاعد مختلفة جداً تتكيف مع حالة الراكب المستقبلي، مع قياسات بشرية مختلفة.
Gelecekteki yolcuların farklı antropometrik özelliklerine uyum sağlayacak farklı koltuklar olabilir.座席が変形します 異なる人体測定に適応します 機内には社交の場があり
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Aber jetzt können wir anscheinend nicht einmal mehr über den sichersten Platz in einem Flugzeug reden.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Ale jak se zdá, teď ani nemůžeme mluvit o nejbezpečnějším místě, kde v letadle sedět.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Dar acum se pare că n-avem voie să vorbim nici despre cel mai sigur loc dintr-un avion.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.De most már látszólag még arról sem beszélhetünk, melyik a legbiztonságosabb ülőhely a repülőgépen.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.이제는 우리가 비행기에서 좌석배치에 대해서도 말하면 안됩니다.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Maar nu kunnen we zelfs niet praten over de veiligste zitplaats op een vliegtuig.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Mais maintenant apparemment on ne peut même pas parler de l'endroit le plus sûr où s'asseoir dans un avion.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Ma ora pare che non possiamo neanche parlare del posto più sicuro dove sederci in aereo.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Mas agora, aparentemente, nem sequer podemos falar sobre o sítio mais seguro no avião para nos sentarmos.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Najwidoczniej nie możemy dyskutować na temat najbezpieczniejszego miejsca w samolocie.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Nhưng bây giờ có vẻ như đến chỗ ngồi an toàn nhất trên máy bay ta cũng chẳng được nói.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Pero ahora, parece ser que no podemos ni hablar del sitio más seguro del avión.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Tapi kini sepertinya kita bahkan tidak dapat berbicara tentang tempat yang paling aman di pesawat.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Але тепер ми не можемо навіть поговорити про те, де найбезпечніші місця в літаку.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Но вече очевидно не можем дори да говорим за най-безопасното място за сядане в самолета.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Но теперь, похоже, нам даже нельзя поговорить о том, где безопаснее всего сидеть в самолёте.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.אך מסתבר שהיום אסור לנו לדבר אפילו על המקום שהכי בטוח לשבת בו במטוס.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.لكن الآن على ما يبدو أنه لا ينبغي علينا أن نتحدث عن المقعد الأكثر أمانا في الطائرة .
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.話をすることもできないとはね 中東の方々そしてイスラム教徒の皆さん
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Alhoewel de stoelen leeg waren... denk ik dat jullie uitvoering geweldig was.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Anche se c'erano tante poltrone vuote... avete suonato divinamente.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Aunque no hubiera gente... Vuestra actuación ha estado genial.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Čeprav je bilo malo občinstva, ste odlično odigrali.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Deşi sala era aproape goală, cred că interpretarea voastră a fost excelentă.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Embora os lugares estivessem vazios... Achei as suas performances excelentes.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Même si les sièges étaient vides... Je pense que votre représentation était formidable.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Αν και τα καθίσματα ήταν άδεια... Νομίζω ότι οι ερμηνείες σας ήταν υπέροχες.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.Несмотря на то, что в зале были пустые места... Я считаю, что это был превосходный концерт.
Her ne kadar koltuklar boş olsa da... ...bence performansınız harikaydı.وعلى الرغم من خلو المقاعد فأعتقد أن أدائنا كان عظيما
Hiçbir şey yapmadan yan koltukta kuruluyorsun.Ülsz ott az anyósülésen és nem csinálsz semmit.
Hiçbir şey yapmadan yan koltukta kuruluyorsun.Vous êtes juste assis là à rien faire.
Hiçbir şey yapmadan yan koltukta kuruluyorsun.Αφού απλά κάθεσαι εκεί και το διασκεδάζεις!
Hiçbir şey yapmadan yan koltukta kuruluyorsun.طالما انك جالس تتسلى
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, afvikling sig ned i sin lænestol og lukke øjnene.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, asettuen itse alas hänen nojatuoli ja sulkemalla silmänsä.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes a uvelebil sa v jeho kreslá a zavrel oči.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, giải quyết của mình xuống ghế và nhắm mắt lại.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, lösa sig ner i sin fåtölj och slöt ögonen.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, lui-même de s'installer dans son fauteuil et en fermant les yeux.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, menetap dirinya ke dalam Surat kursi dan menutup matanya.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, osiedlając się w jego fotelu i zamknął oczy.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, sam ustalitvijo v svojih fotelj in zaprl oči.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, si sistemarsi nella sua poltrona e chiudendo gli occhi.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, stabilindu-se în lucrarea sa fotoliu şi închiderea ochii.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, ülepítő magát, az ő karosszékében, és lehunyta a szemét.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes und ließ sich nieder in seinen Sessel und schloß die Augen.