Eliza kocasının etrafında kollarını attırdı ve Simeon son derece düşünceli görünüyordu ona bakıyordu.Семен подивився глибоко вдумливим; Еліза кинув її руки навколо її чоловіка, і шукав до нього.
Eliza kocasının etrafında kollarını attırdı ve Simeon son derece düşünceli görünüyordu ona bakıyordu.Семен посмотрел глубоко вдумчивым; Элиза бросил ее руки вокруг ее мужа, и искал к нему.
Eliza kocasının etrafında kollarını attırdı ve Simeon son derece düşünceli görünüyordu ona bakıyordu.Симеон изглеждаше дълбоко замислен, Елиза е хвърлен ръцете си около съпруга си, и погледна към него.
Eliza kocasının etrafında kollarını attırdı ve Simeon son derece düşünceli görünüyordu ona bakıyordu.بدا سيميون مدروس بعمق ؛ اليزا قد القيت ذراعيها حول زوجها ، و كان يبحث متروك له.
Eliza kocasının etrafında kollarını attırdı ve Simeon son derece düşünceli görünüyordu ona bakıyordu.彼に見上げていた。 ジョージは食いしばっ手と光る目で立って、そして他の男として見て
En iyi eserler kullanışsızdır. Yüksek sanat genellikle çok kullanışsızdır, ancak işte kollarınızı sıvayıp偉大な芸術というのは、たいていとても非実用的です
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Aber letztendlich wie sagen wir diesen Roboterarmen was zu tun ist?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Bao gồm những bàn tay có thể di chuyển. Nhưng quan trọng là, làm sao để điều khiển cánh tay máy này?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Dar până la urmă, cum putem să spunem acestor brațe robotice ce să facă?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Jednak pozostaje ostatnia kwestia, jak nakazać tym protezom co mają robić?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?그러나 결국 가장 중요한 것은 로봇팔에게 어떻게 명령을 내리냐는 것입니다.
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Maar als puntje bij paaltje komt, hoe zeggen we deze robotarmen dan wat ze moeten doen?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Ma in ultima analisi come facciamo a dire a questi arti cosa fare?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Mais en fin de compte, comment dire à ces bras robotisés ce qu'ils doivent faire?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Pero, finalmente, ¿cómo le ordenamos a estos brazos robóticos qué hacer?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Αλλά τελικά, πώς λέμε σε αυτά τα ρομποτικά χέρια τι να κάνουν;
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Но в крайна на сметка, как да управляваме тези роботизирани ръце?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?Но, всё-таки, как сообщить роботизированным рукам, что делать?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?אבל בסופו של יום, כיצד נגיד לזרועות הרובוטיות הללו מה לעשות?
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?ولكن ما يهم حقاً هو ... كيف يمكننا أن نخبر تلك الأذرع الآلية كيف تتحرك ؟
Fakat günün sonunda, bu robotik kollara ne yapacağını nasıl söyleyecektik ?しかし結局どう義手に 命令を伝えたものでしょうか どう操作すれば良いのでしょう?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Capisci, vero, che affidando a te la mia protezione, potresti spararmi alle spalle in qualsiasi momento?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Du förstår väl att om du står bakom mig- -kan du skjuta mig i ryggen när som helst?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Du forstår vel, at hvis du står bag mig, - - kan du stikke mig i ryggen når som helst?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Entende que, ao proteger-me, pode alvejar-me a qualquer altura?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Rozumiesz chyba, że mając na oku moje plecy, możesz w każdej chwili do nich strzelić?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Supongo que entiendes que al poner mi vida en tus manos puedes acabar con ella cuando quieras, ¿verdad?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Ymmärräthän, että koska käännän selkäni sinulle- -voit ampua minut takaapäin?
Farkındasın değil mi, arkamı kolladığın için, beni istediğin an sırtımdan vurabilirsin?Καταλαβαίνεις ότι αφού σου εκθέτω τα νώτα μου, μπορείς να με πυροβολήσεις πισώπλατα.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois a fost dus la spitalul local unde a murit a doua zi în braţele fratelui său.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois-át a helyi kórházba szállították, ahol másnap meghalt fivére karjaiban.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois dibawa ke rumah sakit setempat di mana dia meninggal hari berikutnya di dalam pelukan kakaknya.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois fue llevado al hospital local donde murió al día siguiente en los brazos de su hermano.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois fut emporté à l'hôpital Cochin où il succomba le lendemain dans les bras de son frère.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois venne portato all'ospedale locale dove morì il giorno dopo fra le braccia di suo fratello.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois werd meegenomen naar het lokale ziekenhuis waar hij de volgende dag stierf in de armen van zijn broer.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Galois wurde ins Krankenhaus gebracht, wo er am nächsten Tag in den Armen seines Bruders starb.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Zabrano go do miejscowego szpitala gdzie zmarł następnego dnia w ramionach brata.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Πήγαν τον Γκαλουά στο τοπικό νοσοκομείο όπου πέθανε την επόμενη μέρα στα χέρια του αδελφού του.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Галоа бил отведен в местната болница, където починал на следващия ден в ръцете на брат си.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Галуа был доставлен в местную больницу, где он умер на следующий день на руках у своего брата.
Galois yerel bir hastanye götürüldü. Bir gün sonra abisinin kollarında öldü.Галуа доставили в місцеву лікарню, де він помер на наступний день на руках у свого брата.
Gecenin kollarında tutunup <i>Seninle hergün <i>Uyuyuna kadar açım.<i>밤에 품에 안겨서 <i> 매일 그대 와 <i>잠이 들고파
Gecenin kollarında tutunup <i>Seninle hergün <i>Uyuyuna kadar açım.<I>.מוחזק בידי הלילה <I>.כל יום איתך <I>.אני רעב לשינה
Gecenin kollarında tutunup <i>Seninle hergün <i>Uyuyuna kadar açım.<i> كل يوم معك <i> انا جائع لحد انني سأقع في النوم
Gecenin kollarında tutunup <i>Seninle hergün <i>Uyuyuna kadar açım.<i>毎日あなたと <i>寝付きたくて ストップ!
Gecenin kollarında tutunup <i>Seninle hergün <i>Uyuyuna kadar açım.Olla yöt syleilyssä Joka päivä sinun kanssa. Minä tahdon kanssas nukahtaa.♫ ♪
Gel! "Phineas kayalar fışkıran önce gitti kollarını çocuk, bir keçi gibi."Phineas gick före, växer upp på klipporna som en get, med pojken i famnen.
Gel! "Phineas kayalar fışkıran önce gitti kollarını çocuk, bir keçi gibi."Phineas ment előtt, ugrott fel a sziklák mint a kecske, a fiú karját.
Gel! "Phineas kayalar fışkıran önce gitti kollarını çocuk, bir keçi gibi."Фінеас йшов попереду, схоплюючись порід як козел, з хлопчиком на руках.
Gel! "Phineas kayalar fışkıran önce gitti kollarını çocuk, bir keçi gibi.تأتي! "ذهب فينياس من قبل ، في الظهور على الصخور
Gel! "Phineas kayalar fışkıran önce gitti kollarını çocuk, bir keçi gibi.彼の腕の中で少年と、ヤギが好きです。
Genç, al yüzlü, gömleğinin kolları yarıya kadar çekik, bozuk para desteleri gibi kalın parmaklar,Jeune, le visage rouge avec les manches retroussées,
Genç, al yüzlü, gömleğinin kolları yarıya kadar çekik, bozuk para desteleri gibi kalın parmaklar,젋고, 얼굴이 상기 된 채 항상 소매를 걷고 다녔죠. 두 주먹은 두툼한 동전 꾸러미 같았어요.
Genç, al yüzlü, gömleğinin kolları yarıya kadar çekik, bozuk para desteleri gibi kalın parmaklar,צעיר, סמוק-פנים עם שרוולים מופשלים, אגרופי אצבעות כמו שורות של מטבעות,
Genç, al yüzlü, gömleğinin kolları yarıya kadar çekik, bozuk para desteleri gibi kalın parmaklar,手の指は太い コインの束のよう 『ポパイ』を 実写版にしたみたいな
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruEla recuou, baixou os braços, pôs as mãos nas ancas, deu meia volta e gritou pela sala:
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruHátralépett, leengedte a karját, csípőre tette a kezét, megfordult és átkiabált a termen:
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğru그녀는 물러나서 팔을 떨어뜨리고, 엉덩이에 손을 놓고 뒤로 돌아서 소리를 질렀습니다.
Geri çekildi, kollarını geriye doğru savurdu, kalçalarına dayadı, döndü ve odanın öbür tarafına doğruLei si fece indietro, buttò giù le braccia, le mise ai fianchi, si girò e strillò in mezzo alla sala,