Annesi ise kadın kollarında görev alıyordu.Sua mãe se ocupava com as tarefas domésticas.
Genç kadın artık çaresiz annesi ve iki kardeşini kollamak durumundadır.Sem a sua mãe, continua sob os cuidados de seu pai e seus dois irmãos mais novos.
V, Evey'in kollarında ölür.Ela morre nos braços de Anakin.
Onları kollar ve korur.Que o salvam e o colocam em perigo.
Kolağalı rütbe işareti, üniformanın kollarına dikilen üçer şerit olarak belirlendi.As ordens aqui são dispostas como são portadas pelo nobre em uniforme militar.
Edwards'a göre Dahmer, ona saldırarak kollarına kelepçe takmaya çalıştı, ancak başarılı olamadı.Assim, Aang chegou ao ponto de poder matá-lo se quisesse, mas não o fez.
Bu kategoride bölünmüş gibi görünen kollara sahip sarmal galaksiler yer alır.Esta categoria contém galáxias espirais com braços que parecem ser segmentados.
3. Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimsedir.Een tiende figuur ligt onder zijn voeten.
Leonara karanlıkta Di Luna'yı sevdiği Manrico sanıp kollarına atılır.Leonora rent naar buiten recht in de armen van Luna, waarvan zij in de duisternis denkt dat het Manrico is.
Garonne Nehri'nin diğer kolları Save ve Gers'dirler.Ook stroomt de rivier in de departementen Haute-Garonne en Gers.
Hem kafa bölümü (özellikle yanak) hem de ayak bölümü (kıkırdak) bol miktarda kollajen içermektedir.Kenmerken zijn onder andere de lange beenbeharing (behang) en lange manen.
Onları kollar ve korur.Hij wordt echter gered en verzorgd.
Ceset ile öyle şiddetli sevişir ki çürümüş beden kollarının arasında çatlamaya başlar.Daar wordt het zo intens tussen hen dat het eindigt in een kus.
İnsanların koruyucusu, kollayıcısı ve gözeticisidir.Bron van warmte en licht en beschermheer van het volk.
Kolların çok büyük hareket özgürlüğü vardır.De kop staat de benen verder wel een grote bewegingsvrijheid toe.
Elazığ çevresinde 5 oymak ve isimle anılan Karakeçili kolları vardır.Je hebt dan zelf een vijfkaart en ten minste inviterende kracht.
Cevizin bir diğer anlamı, halat kollarını ayırmadan yapılan top şekilli bir düğümdür.Een ballistisch mes is een automatisch mes met een los te koppelen lemmet dat uit het handvat wordt geschoten.
V, Evey'in kollarında ölür.Ze sterft in de armen van Tom.
"Ölü sevgilinin kollarında uyumaya devam et."Hij sterft in de armen van zijn vriendin.
Buna göre heykel, "bir esvaba sarılmış olan Meryem Ana'nın kollarında yatan İsa'nın naaşını" betimlemeliydi.Het moest ‘een in gewaad gehulde maagd Maria voorstellen met de dode Christus in haar armen’.
İçlerinde 40-45 bin aile olan kollar hâlinde yaşamışlardır.De vzw telt 45.000 aangesloten gezinnen.
Kollarının altındaki özel yapım kanatlar sayesinde uçabilir.Hij kan vliegen dankzij vleugels in zijn robotlichaam.
İçalgısı çok zayıftır ve tam olarak hangi hareketleri yaptığını ancak kollarını gözlemleyerek bilebilmektedir.Propriocepcja jest słaba, mięczak wie jedynie, jakie dokładnie ruchy wykonuje, widząc ramiona.
Hareketler güçsüzleşir ve kollar titrek bir halde olabilir.Ruchy stają się słabe, natomiast ręce mogą zacząć wykazywać drżączki.
Kolları dizlerine kadar gelir.Sięga maksymalnie do kolana.
Bandy oyuncuları topa kafayla vuramaz ya da topu elleri veya kollarıyla kontrol edemezler.Zawodnicy mogą kontrolować piłeczkę jedynie blendą – nie mogą używać rąk, ramion ani głowy.
G plakasındaki tanrıçanın kolları çaprazlanmıştır.Bogini na elemencie g ma skrzyżowane ramiona.
Kollarında küçük kalkanlar vardı, yaylar kullanabiliyor ve pala ile balta taşıyorlardı.Na ramionach mieli zamontowane małe tarcze, mogli korzystać z łuków i mieli przy sobie miecz oraz topór.
Şiîler ise kollarını rahat pozisyonunda yanlara sarkıtırlar.Ręce gorączkowo wyrzucane przed twarzami w ich migowej kłótni.
Şehir, Amazon Nehri'nin ana kollarından biri olan Madeira Nehri'nin doğu kıyısında yer almaktadır.Jest położona nad rzeką Madeira, jednym z głównych dopływów Amazonki.
Ardından Violetta yeni erkek arkadaşı Baron Douphol’un kollarında içeri girer.Violetta pojawia się u boku barona Douphol.
Onları kollar ve korur.Użytkowanie ich i ochrona.
Mühendislik ve metal işleri endüstri'nin ana kollarıdır.Przemysł maszynowy i przemysł metalowy były najważniejszymi branżami.
Haçın kısa kollarının üstü beşik tonozla kapatılmıştır.Ramiona krzyża zamknięte są półkoliście.
"Gönüldendir Şikayet" (Intro) "Şikayetname" "Kürdan Kollar" (feat.Stilić: Legia to k****. „Żądamy przeprosin” (pol.).
Rölyeflerde baş, kollar, ayaklar, bacaklar ve gövde profilden; gözler ve omuzlar ise cepheden gösterilir.Głowa, nogi i uda ukazana są z profilu, natomiast korpus od przodu.
Akıncılarda sipahilerle beraber sağ ve sol kolları tutuyordu.W lewej dłoni trzyma pozostałe pędzle i paletę.
Kolları koparcasına çalışır Ortalığı aydınlığa kavuşturmak için.Wierzą, że pomaga odnaleźć wewnętrzne światło.
Başı, vücudu, kolları ve elleri bulunuyor.Najpierw głowa, ramiona, potem reszta ciała.
Bu durumda yıldız, spiral kolların bölgesine sürüklenecektir.Oznacza to, że gwiazdy wchodzą i wychodzą z ramion spiralnych.
Bazı resimlerinde ise kollarında bir çift kanat görülür.Kali bywa przedstawiana z kilkoma parami rąk.
Olası iki ihtimale göre, bu beyaz renkler forma kollarında yer alıyordu.Najstarszymi zabytkami są dwie romańskie antaby z brązu w kształcie lwich głów.
V, Evey'in kollarında ölür.V dör sedan i Eveys armar.
Mest olmuş bir halde Homer, Marge'ı kollarına alır.Homer bär lycklig ut Marge i sina armar.
Kolla çevrilir.Vände sig om.
Kollar oldukça kısadır.Benen är ganska korta.
Jenny Doktor'un kollarında ölürken Doktor ağlar.Han dog i sin bror Henrys armar.
Mağaranın kollarından biri bir baca ile yeryüzüne bağlanır.Med fingrarna i jorden knyter an till den egna trädgården.
Kollajen fibrillere göre çok incedirler.Tändsystemen är numera mycket tillförlitliga.
Kadışehri'nde tarımsal faaliyetlerin dışında esnaf kolları da ekonomide önemli yer tutmaktadır.På grund av det osäkra läget i Kashmir har vägen även militär betydelse.
Kollarında Fındıkkıran ile uykuya dalar.Han somnar och dör i hennes armar.
Demir halatların kollarını ayırmak için madeni kavela kullanılır.Man använde stenkol för att smälta järnmalmen.
Rakipler devamlı birbirlerinin dalgın anlarını kollarlar.Damerna gör upprepade grimaser gentemot varandra.
Oyunun gereklerine göre eller omuzlara konabilir, kollar gerilebilir, kol kola girilebilir.Man kan till exempel låta den snurra sig över axlarna, runt nacken eller på huvudet.
Voronej Nehri, (Rusça: Воро́неж), Rusya'da bulunan, Don Nehri'nin sol kollarından biri olan ırmaktır.Chopjor (ryska: Хопёр, äldre svenskt namn Choper) är en rysk flod, biflod till Don från vänster.
Necibullah'ın elleri kolları bağlı." sözleriyle özetliyordu.Karin Bülow Orrje. ”Ordet är deras vapen”.
Onu koruyup kollar.Jag kan skydda dig.
Ağzı kollarının ortasında yer alır.Med dej i mina armar.
Onları kollar ve korur.Rädda liv och bevaka.
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.Öronen styrs av sexton muskler och kan vridas 180 grader.