İngilizce kelime kolay değil.The English word is not easy.
İngilizce kolay bir dil değil.English is not an easy language.
Onu yapmak kolay değil.It's not easy to do.
Bunu tamir etmek kolaydı.It was easy to fix.
Bunu tamir etmek oldukça kolay.That's pretty easy to fix.
Yaşlı insanlar kolayca hastalanır.Old people get sick easily.
Başkalarının hatasını görmek kolaydır ama birinin kendi hatasını görmesi zordur.It is easy to see the fault of others, but it is hard to see one's own.
Işık kolay okuyamayacağım kadar çok loş.The light is too dim for me to read easily.
Onu yapmam kolay değildi.It wasn't easy for me to do that.
Şu andan itibaren işler daha kolay olacak.Things will get easier from now on.
İşler kolay değil.Things aren't easy.
Bu kolay bir görev değil.It's not an easy task.
Bu kolay bir iş değil.It's not an easy job.
Nedenini anlamak kolaydır.It's easy to see why.
Bu onun kadar kolay.It's as easy as that.
Onu elde etmek kolaydı.It was easy to obtain.
O kolay bir seçimdi.It was an easy choice.
Tom geçinmek için kolay bir adam değil.Tom isn't an easy guy to get along with.
Tom geçinmesi kolay bir adam.Tom is an easy guy to get along with.
Bu sadece çok kolay.This is just too easy.
Bu o kadar kolay değil.It isn't that easy.
Bu gerçekten bu kadar kolay.It really is that easy.
O kolay bir satış değildi.It wasn't an easy sell.
Bu kolay bir spor değil.It's not an easy sport.
Bu o şekilde çok kolay.It's too easy that way.
O kolay olmayabilir.That might not be easy.
O kesinlikle kolay değildi.It sure wasn't easy.
Bu hâlâ kolay değil.It's still not easy.
Bu orada kolay değil.It's not easy in there.
Bu kolay bir karardı.It was an easy decision.
Bu kolay bir başarı değil.That's not an easy feat.
Kolay bır görev değil.This isn't an easy task.
Problemler dün çözdüklerimden daha kolay.The problems are easier than those I solved yesterday.
Gençken arkadaşlar edinmek kolaydır.Making friends is easy when you're young.
Bu kolay bir iş değildi.This wasn't an easy task.
Muhtemelen kolay olmayacak.It probably won't be easy.
Bu yapılabilir ama kolay değil.It's doable, but not easy.
Onun gibi biri için başkanlık seçimini kazanmak kolay olacaktır.For someone like him, it will be easy to win the presidential election.
Bunu söylemek kolay!That's easy to say!
Bir öğretmenin işi kolay değildir.A teacher's job isn't easy.
Bu hatırlanmak için en kolay şey.It's the easiest thing to remember.
Kolayca anlatabilirsin.You can tell a mile away.
Bu hayal etmek oldukça kolaydır.It's pretty easy to imagine.
İnsanlar bunun kolay olduğunu düşünüyor.People think that it's easy.
İster istemez kolay olmayacak.It won't necessarily be easy.
O kesinlikle kolay olmayacak.That certainly won't be easy.
Bu kolayca ispat edilebilir.This can be easily proven.
Bu kolayca kanıtlanabilir.This can be easily proven.
Tom kolayca tatmin olmaz.Tom is not easily satisfied.
Benim işim seninki kadar kolay değil.My work is not as easy as yours.
Tom'u bulmak kolaydı.Tom was easy to find.
Mary, Tom'un işinin kolay olduğunu düşünüyor.Mary thinks Tom's work is easy.
İşinin kolay olmadığını biliyorum.I know that your work is not easy.
Senin işinin kolay olmadığını biliyoruz.I know that your work isn't easy.
Dersin ikinci bölümü üçüncü bölümünden daha kolay ama birinci bölümü en kolay.The second part of the lesson is easier than the third, but the first is the easiest.
Dersin birinci bölümü ikinci bölümünden daha kolay.The first part of the lesson is easier than the second.
Ezberlemesi kolay bir e-posta adresin var mı?Do you have an e-mail address that's easy to memorize?
O, düşündüğümden daha kolaydı.It's been easier than I thought.
Bu çok aptalca kolay.It's so stupidly easy.
Her şey bizim için kolaydı.Everything's been easy for us.