Bunu söylemek kolay.That's easy to say.
Esperanto'nun grameri çok kolaydır.The grammar of Esperanto is very easy.
Hapı suda kolayca erit ve iç.Simply dissolve the pill in water and drink.
Yanıt kolaydı.The answer was easy.
Tom'un Fransızcası Mary'ninkinden anlaması daha kolay.Tom's French is easier to understand than Mary's.
Hayatı kolay olarak düşünmek zordur ama hayatı zor olarak düşünmek kolaydır.It's hard to think of life as easy, but it's easy to think of life as hard.
Onlarla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find them very easy to talk to.
Onunla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find him very easy to talk to.
Onu konuşulması çok kolay buluyorum.I find her very easy to talk to.
Rusça öğrenmesi zor, kaybetmesi kolay ve unutması imkansız.Russian is hard to learn, easy to lose, and impossible to forget.
Tom bize yardım ederse işleri daha kolay yapabilir.It might make things easier if Tom helped us.
Bunun benim için kolay olduğunu düşünüyor musun?Do you think this is easy for me?
Onun benim için kolay olduğunu düşünüyor musun?Do you think it was easy for me?
Bu gerçekten o kadar kolay olamaz, değil mi?It can't really be that easy, can it?
Bu o kadar kolay olamaz, değil mi?It can't be that easy, can it?
Şifreyi çözmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to decode.
Bu kolay bir karar değil.This isn't an easy decision.
Tom Mary kadar kolay şekilde arkadaş edinmedi.Tom did not make friends as easily as Mary.
Bu kitap basit İngilizceyle yazılmıştır, bu nedenle okumak senin için kolay olmalı.This book is written in simple English, so it should be easy for you to read.
Not Fransızca yazıldığı için onu okumam kolaydı.Since the note was written in French, it was easy for me to read.
Peynir bir bıçakla kolayca kesilebilir.Cheese can easily be cut with a knife.
Kolay rencide olan insanlara ne söyleyeceğinize dikkat etmelisiniz.You've got to be careful what you say to people who are easily offended.
Oraya paralı bir yol kullanmadan varmanın herhangi kolay yolu var mı?Is there any easy way to get there without using a toll road?
Hiçbir şey gerçekten kolay değil.Nothing is really easy.
İyimserler bile kolay olmayacağını kabul ederler.Even the optimists agree that it won't be easy.
Tom Mary'yi oldukça iyi açıkladı, bu yüzden onu görünce onu tanımak kolaydı.Tom described Mary quite well, so it was easy to recognize her when I saw her.
Onu yapmak oldukça kolaydı.It was pretty easy to do that.
Karar vermek kolaydı.The decision was easy to make.
O bunu kolaylaştırır.That makes it easy.
Çocuk yetiştirmek kolay değil.It's not easy raising children.
Hayat şimdi eskisinden çok daha kolay.Life is so much easier now than it used to be.
Toki Pona düşüncelerimi kolaylaştırıyor.Toki Pona simplifies my thoughts.
Tom'u memnun etmek kolay.Tom is easy to please.
Bu inanılmaz biçimde kolaydı.It was amazingly easy.
Kolay olmadığına katılıyorum.I agree it's not easy.
Katılıyorum, kolay değil.I agree it's not easy.
Sorunun çözmek için kolay olduğunu buldum.I found the problem was easy to fix.
Ben problemi, çözülmesi kolay buldum.I found the problem was easy to solve.
Ben problemi çözmeyi kolay buldum.I found it easy to fix the problem.
Fransızca benim için kolay değil.French isn't easy for me.
Tom kolayca kazanırdı.Tom would've won easily.
Problemi aslında onun olmasını inandığımdan daha kolay buluyorum.I find the problem easier than I originally believed it to be.
Bu sorunu aslıda düşündüğümden daha kolay buluyorum.I find this problem easier than I originally thought.
Oraya gitmek kolay mı?Is it easy to get there?
Başkalarının hatasını görmek kolaydır ama birinin kendi hatasını görmesi zordur.It is easy to see the fault of others, but it is hard to see one's own.
Bu hatırlanmak için en kolay şey.It's the easiest thing to remember.
Benim işim seninki kadar kolay değil.My work is not as easy as yours.
Ezberlemesi kolay bir e-posta adresin var mı?Do you have an e-mail address that's easy to memorize?
Her şey bizim için kolaydı.Everything's been easy for us.
Karar vermek kolay olmayacak.It's not going to be easy to decide.
Tom bunu benim için kolay yaptı.Tom made it easy for me.
Tom Mary'nin işinin kolay olduğunu düşünüyor.Tom thinks that Mary's work is easy.
Tom'un şifresini tahmin etmek kolaydı.Tom's password was easy to guess.
Eğlenmek, çalışmaktan daha kolaydır.It is easier to have fun than to work.
Bu kitap okumam için oldukça kolay.This book is pretty easy for me to read.
En kolay soruyla başlayalım.Let's start with the easiest question.
Köpek kediyi kolayca öldürdü.The dog easily killed the cat.
İçmekten vazgeçmek kolay bir iş değildir.Giving up drinking is not an easy task.
Tom kolay yoldan para kazandı.Tom made money hand over fist.
Tom'la konuşmak çok kolaydır.Tom is very easy to talk to.