Çince öğrenmesi çok kolay.Chinese is too easy to learn.
Kolayca anlaşılması için bir cümle gereksiz yere karmaşık olmamalı.In order to be easily understood, a sentence should not be unnecessarily complicated.
Hayat kolay değil.Life ain't easy.
Kilo almak, kişisel gelişimin en kolay metodudur.Weight increase is the easiest method for personal development.
İngilizce aşk mektubu yazmak kolay değildir.It's not easy writing a love letter in English.
Çince eğitimi zor gibi görünse de, düşündüğünüzden daha kolaydır.Although studying Chinese seems difficult, it's simpler than you think.
Bu kolay bir cümle.This is an easy sentence.
Çocuklara öğretmek yetişkinlere öğretmekten daha kolaydır.Teaching children is easier than teaching adults.
Bir soğuk algınlığına yakalanmak kolaydır.It's easy to catch a cold.
İyi bir parolanın tahmin edilmesi zor fakat hatırlanması kolay olmalıdır.A good password should be difficult to guess, but easy to remember.
Onlar kolaylıkla parçalamadı.They did not break apart easily.
Onlar kolay bir hayat beklemiyordu.They did not expect an easy life.
Onlar Amerika Birleşik Devletleri'nde yerleşmeyi kolay buldular.They found it easy to settle in the United States.
Amerikalı generaller kolay bir zafer kazanabileceklerine inanıyorlardı.American generals believed they could win an easy victory.
O, kolayca etkilendi.He was easily influenced.
Savaşın o yarısı kolay olmayacaktı.That half of the battle would not be easy.
Birinci Dünya Savaşı, çabuk ve kolay sona ermedi.World War One did not end quickly or easily.
Teknelerdeki askerler kolay hedefler olacaktı.The soldiers on the boats would be easy targets.
Karar kolay değildir.The decision is not easy.
Altın bulmak kolay değildi.It was not easy to find gold.
Hayat Gürcistan'da kolay değildi.Life was not easy in Georgia.
James Monroe seçimi kolayca kazandı.James Monroe easily won the election.
Coolidge 1924 seçimini kolayca kazandı.Coolidge won the 1924 election easily.
Adams işin kolay olmasını beklemiyordu.Adams did not expect the job to be easy.
Madison'un ilk dört yılı kolay değildi.Madison's first four years were not easy.
Muhtemelen sorunun kolay bir çözümü vardır.There is probably an easy solution to the problem.
Konuşabileceğin dilleri kontrol etmek kolay değil.It's not easy to control the languages that you can speak!
Onu ikna etmek kolay olmadı.It was not easy to convince him.
Bir mesleği asla sadece kolay göründüğü için tercih etme.Never choose a vocation just because it looks easy.
O,kolaylıkla problemi çözebildi.He was able to solve the problem with ease.
Onun bürosunu bulmak kolaydı.Finding her office was easy.
O süper kolay!It's super easy!
İspanyolca kolaydır.Spanish is easy.
Onun duyguları kolayca incinir.Her feelings are easily hurt.
Bu kolay bir egzersiz.This is an easy exercise.
İnsanlar mutluluğu kolayca bulmak isterler.People want to find happiness easily.
O onu kolayca kabul etti.He readily agreed to it.
Güvenli bir mesafeden cesur olmak kolaydır.It is easy to be brave from a safe distance.
Yağmur yağdıktan ve zemin nemlendikten sonra yabani otları çekmek daha kolaydır.After it rains and the ground is damp, it's easier to pull weeds.
Ukrayna'da bir diyet kola 2₴.A diet Coke in Ukraine costs ₴2.
O, nefes alışı kadar çok kolay yalan söyler.He is lying through his teeth.
Sizin web sitesini çökertmenin bu kadar kolay olacağını hiç düşünmemiştim.I never thought it'd be this easy to hack into your website.
Sizin web sitenizi heklemenin bu kadar kolay olacağını asla düşünmedim.I never thought it'd be this easy to hack into your website.
Bunu yapmanın kolay olacağını düşündüm.I thought doing this would be easy.
Yemekten kolaylıkla kaçınabileceğiniz yüksek kolesterollü gıdalar nelerdir?What are some high cholesterol foods that you can easily avoid eating?
Bu cümleyi çevirmek çok kolay olacak.Translating this sentence will be very easy.
İngilizce konuşmak kolay değildir ama ilginçtir.Speaking English isn't easy, but interesting.
Ben furigana ile kolay okunan bir manga arıyorum.I'm looking for an easy-to-read manga with furigana.
Eskiden çok kola içerdim ama şimdi sadece su içiyorum.I used to drink a lot of cola, but now I drink only water.
Bu kitabı kolaylıkla okuyabilmelisin.You should be able to read this book easily.
Peyniri bir bıçak ile kesmek kolaydır.Cheese is easy to cut with a knife.
Tom'un evini bulmak kolaydır.Tom's house is easy to find.
Tom kolaylıkla sinirleniyor.Tom loses his temper easily.
Tom kolayca şaşırmaz.Tom isn't easily surprised.
Tom'la konuşmak kolaydır.Tom is easy to talk to.
Tom ile geçinmek kolaydır.Tom is easy to get along with.
Tom geçinmesi kolaydır.Tom is easy to get along with.
Tom genellikle anlaşılması kolay açıklamalar yapar.Tom usually gives easy-to-understand explanations.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom kolayca sinirlenen insanlardan hoşlanmaz.Tom doesn't like people who get angry easily.