Ana içeriğe geç
Sözlük

kola ile cümle

kola kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O çok kolay bir şekilde üşütür.He catches cold very easily.
Onunla konuşmak kolaydır.He is easy to talk to.
Onlar birbirleriyle kol kola yürür.They walk arm in arm with each other.
Onlar kola içerler.They drink coke.
Onlar kasabaya taşındıklarında arkadaş edinmeyi kolay buldular.When they moved to the town, they found it easy to make friends.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.
Cadde boyunca kol kola yürüyorlardı.They were walking along the street arm in arm.
O gerçekten kolayca kaybolur. Onun yön duygusu yok.She gets lost really easily. She's got no sense of direction.
Onun cildi kolayca yanar.Her skin burns easily.
O kolayca soğuk alır.She easily catches cold.
O, bilmeceyi kolaylıkla çözdü.She solved the puzzle with ease.
O onu kolayca yaptı.She did it easily.
O kolayca indi.She got off easily.
O kolayca vazgeçmeyecek.She won't give up easily.
O kolayca pes etmeyecek.She won't give up easily.
O kolayca anlaşılmak için yeterince açık konuşur.She speaks clearly enough to be easily understood.
İşi kolaylıkla yaptı.She did the job with ease.
O, kolaylıkla işi bitirdi.She finished the job with ease.
Sınavı kolaylıkla geçti.She passed the examination with ease.
Babası ile kol kola yürüdü.She walked arm in arm with her father.
Kolayca sorunu çözdü.She solved the problem with ease.
Onun sınavı kolaylıkla geçmesini umuyorum.I expect her to pass the examination easily.
Problemi kolaylıkla çözebildi.She could solve the problem with ease.
O, kolayca gözyaşlarına boğulur.She is easily moved to tears.
Maliyeti hesaplamak kolay değil.It's not easy to figure out the cost.
Uçak kolaylıkla geç kalabilir.The plane could easily be late.
Uçak kolayca kalkış yaptı.The plane took off easily.
Odada hava karanlık olmasına rağmen kitabı kolayca buldum.I found the book easily though it was dark in the room.
Eğer soğuk algınlığına yakalanırsan, bundan kolay kolay kurtulamazsın.If you catch a cold, you cannot easily get rid of it.
Eğer soğuk algınlığına yakalanırsanız, bundan kolay kolay kurtulamazsınız.If you catch a cold, you cannot easily get rid of it.
Fizik öğrenmek kolay değildir.Physics is not easy to learn.
Sade bir İngilizceyle yazılmış bu kitabı okumak kolay.Written in plain English, this book is easy to read.
Büyük Ayıyı kolayca bulabilirsin.You can find the Big Dipper easily.
Çeviri kesinlikle kolay değil.Translation is by no means easy.
Çeviri hiç bir şekilde kolay değil.Translation is by no means easy.
Ahşap evler kolayca tutuşurlar.Wooden houses catch fire easily.
Ahşap kolaylıkla yanar.Wood burns easily.
Ahşap bir bina kolayca yanabilir.A wooden building can easily catch fire.
Ahşap evler kolayca yanar.Wooden houses easily catch fire.
Gözlerim çok kolay yorulur.My eyes get tired very easily.
Sorunu beklediğimden daha kolay buldum.I found the problem easier than I had expected.
Bir insanı birinin arkadaşı yapmak kolaydır fakat onu öyle sürdürmek zordur.It is easy to make a man one's friend, but hard to keep him so.
Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.The noted diplomat readily participated in the committee.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Kolayca anlaşılabilir olduğu için bu tür kitapları okuyun.Read such books as can be easily understood.
Bir yumurta kabuğu kolayca kırılır.The shell of an egg is easily broken.
Akıllı bir öğrenci böyle bir soruyu kolayca cevaplayabilir.A clever student can answer such a question easily.
Kalkış inişten daha kolaydır.Taking off is easier than landing.
Seyahat ederken, kaybolmak kolaydır.When traveling, it is easy to get lost.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
Sevenler kol kola yürüyordu.The lovers were walking arm in arm.
Pek çok şey sözde kolaydır, fakat gerçekleştirmesi aslında zordur.Many things are easy to talk about, but difficult to actually carry out.
Bu elektronik sözlük hakkında iyi şey taşımasının kolay olmasıdır.The good thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry.
Yağmur yağarsa ve toprak nemli olursa, otları çekmek daha kolay olur.When rain's fallen and the soil is moist, it becomes easier to pull out weeds.
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.Wooden buildings catch fire easily.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.She managed to get what she desired easily.
Kitap kolay.The book is easy.
Elli yaşından sonra yeni bir dil öğrenmek o kadar kolay değil.It's not that easy to learn a new language after fifty.
Benim için Japonca konuşmak cidden kolay.It's really easy for me to speak Japanese.
Beklentilerin tersine onlar kolaylıkla kazandı.Contrary to expectations, they won with ease.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kola ile cümle - Sayfa 7 - kola kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App