Ben son kez kolay bir doğum yaptım.I had an easy delivery last time.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolay değildir.It is not easy to distinguish good from evil.
Diğer takımı yenmek hiç kolay değil.Beating the other team was no sweat at all.
Zayıflamak için çikolatadan kolayca vazgeçebilirim.I can easily give up chocolate to lose weight.
Ders iki kolaydır.Lesson Two is easy.
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Cehenneme düşmek kolaydır.The descent to hell is easy.
Eski alışkanlıkları terk etmek kolay değil.Old habits die hard.
Taşrada eski âdetler, kolay kolay kaybolmadı.Old practices died hard in the country.
Telefon kolaylıktır.The telephone is a convenience.
Buradaki hayat eskisinden çok daha kolay.Life here is much easier than it used to be.
Cevaplamak kolaydı.It was easy to answer.
Cevap vermek kolaydı.It was easy to answer.
Umarım yolunu kolayca bulur.I hope that he will find his way easily.
Çift kol kola yürüyordu.The couple was walking arm in arm.
Japonca konuşmak benim için kolaydır.Speaking Japanese is easy for me.
Bu soruyu yanıtlamak onun için kolay.It is easy for him to answer this question.
Onun için planı uygulamak kolay.It is easy for him to carry out the plan.
Onun yolu bulması kolay olmalı.It must be easy for him to find the way.
O beni kolayca kaldırdığı için şaşırdım.I was surprised because he lifted me up with ease.
Soruyu kolaylıkla yanıtlaması bizi şaşırttı.The ease with which he answered the question surprised us.
Onun için sözünü tutmak kolay değildi.It wasn't easy for him to keep his promise.
Onun sözünü tutması kolay değildi.It wasn't easy for him to keep his promise.
Onu erkek kardeşinden ayırmak kolaydır.It is easy to tell him from his brother.
Onun iyi bir şiir yazması kolay.It's easy for him to compose a good poem.
Ona ulaşmak kolaydır.He is easy to reach.
Onun evini bulmak kolay.His house is easy to find.
Onun yerini alabilecek birini bulmak kolay olmayacak.It won't be easy to find someone capable of taking his place.
O, kolay bir İngilizce kitabı aldı.He got an easy English book.
O, çok kolay tenifi.He was beaten too easily.
O samimi ve konuşması kolay bir kişi.He is a frank person and easy to talk to.
O kolayca kontrolünü kaybeder.He loses his temper easily.
O, o kadar kolay sinirlenir ki herkes ondan kaçınır.He loses his temper so easily that everybody avoids him.
Oldukça kolay şekilde kontrolden çıkar.He loses his temper quite easily.
O çok kolay kızar.He gets mad very easily.
O kolayca yalan söyledi.He lied readily.
Bütün o sorunları kolaylıkla çözdü.He solved all those problems with ease.
O çapraz bulmacayı kolaylıkla çözdü.He did the crossword with ease.
O, yarışı kolayca kazandı.He won the race easily.
O, zor problemi kolayca çözdü.He solved the difficult problem easily.
Bütün problemleri kolaylıkla çözdü.He solved all of the problems simply.
Sorunu kolaylıkla çözdü.He solved the problem with ease.
Problemi kolaylıkla çözdü.He solved the problem with ease.
Sorunu kolaylıkla halletti.He solved the problem with ease.
Problemi kolaylıkla halletti.He solved the problem with ease.
O, evini kolaylıkla bulabildi.He could find her house easily.
O kolayca yorulur.He gets tired easily.
Kolaylıkla kandı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
Kolayca aldatıldı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
Onun anlaması kolay bir yüzü var.He has a face which is easy to understand.
İngilizce, onu öğrenmesi için kolay değildir.English is not easy for him to learn.
O kolayca İngilizce okuyabilir.He can read English easily.
O kolayca İngilizce yazıyor.He writes English with ease.
O,asla işin kolayına kaçmayan bir insandır.He is a person who never cuts corners.
O, kolay pes eden bir tip değildir.He is not the sort of guy who gives in easily.
Otobüs durağını kolayca bulacaktır.He will find the bus stop easily.
O, hatalarını kolayca kabul edecek bir adam değildir.He is not a man to admit his mistakes easily.
O bugünlerde kolayca kızar.He easily gets angry nowadays.
O, sorumu kolayca yanıtladı.He answered my question easily.
Bir sürü kolay para kazandı.He made a lot of easy money.