Bugün bir hakem olmak kolay değildir.It is not easy to be an umpire today.
Dünkü sınavdaki sorular umduğumdan çok daha kolaydı.The questions in yesterday's examination were far easier than I had expected.
İş ilginç fakat her zaman kolay değil.The job is interesting, but not always easy.
İşim kolay ve bir sürü boş zamanım var.My job is easy and I have a lot of free time.
Ben ilk başta onun kolay olduğunu düşündüm.I thought it easy at first.
O, düşündüğümden daha kolay.It is easier than I thought.
Kesildiğim zaman kolayca kanarım.I bleed easily when I am cut.
Öyle yapmam kolaydı.It was easy for me to do so.
Benim soruyu cevaplamam kolay.It is easy for me to answer the question.
Jane'i bulmamız kolaydı.It was easy for us to find Jane.
Bizim için sürpriz oldu, Emi 400 metre yarışını kolaylıkla kazandı.To our surprise, Emi won the 400-meter race with ease.
Onun evini bulmak bizim için kolay değildi.It was not easy for us to find his house.
Şu ana kadar görevimiz kolaydı, ancak bundan sonra zor olacak.Our task has been easy so far, but it will be difficult from now on.
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Bizim çok hata yapmamız kolaydır.It is easy for us to make many mistakes.
Japonya'da tek başıma seyahat etmem kolay değil.It's not easy for me to travel alone in Japan.
Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyorum.I find it much easier to speak French than English.
Evim istasyona kolayca ulaşılabilecek bir yerde.My house is within easy reach of the station.
Derim kolayca yanıyor.My skin burns easily.
Saçım kolayca ondüle yapılır.My hair curls easily.
Annem kolayca gözyaşlarına boğulur.My mother is easily moved to tears.
Kolayca soğuk algınlığına yakalanırım.I tend to catch colds.
Ben, bu soruya cevap vermeyi kolay buldum.I found it easy to answer this question.
Bu matematik problemini kolayca çözemem.I can't figure out this mathematics problem easily.
Bence bu kitap kolaydır.I think this book is easy.
Bilgisayarı çalıştırmayı kolay buldum.I found it easy to operate the computer.
Kolay öfkelenen insanlardan hoşlanmam.I don't like people who get angry easily.
Soruların kolay olduğunu düşündüm.I thought the questions were easy.
Soruyu çok kolay buldum.I found the question very easy.
Ben kolayım.I'm easy.
Soğuk havadan kolaylıkla etkilenirim.I am easily affected by cold weather.
Kolaylıkla İspanyolca okuyabilirim.I can read Spanish easily.
Onun evini kolayca buldum.I found his house easily.
Ben onların kol kola yürüdüğünü gördüm.I saw them walking arm in arm.
Bu sorunu kolayca çözebiliriz.We can solve this problem easily.
Kağıt kolayca yakar.Paper burns easily.
Kağıt kolaylıkla tutuşur.Paper catches fire easily.
Kolay bir meseleyi zor gösteren kişi çok akıllı görünmüyor.A person who makes an easy matter sound difficult does not seem to be so smart.
Bir saati parçalara ayırmak onu monte etmekten daha kolaydır.Taking a watch apart is easier than putting it together.
Zamana ayak uydurmak kolay değil.It's not easy to keep up with the times.
Jiro kola içmek istiyor.Jiro wants to drink Coke.
Planlar yapmak genellikle gerçekleştirmekten daha kolaydır.It is often easier to make plans than to carry them out.
Gençler değişime kolayca uyum sağlarlar.The young adapt to change easily.
Bir mektup yazmak kolay bir iş değil.It is no easy task to write a letter.
Amerikalılar silahlara kolayca erişebilir.Guns are readily accessible to Americans.
Silahlara Amerikalılar tarafından kolayca erişilebilir.Guns are readily accessible to Americans.
Ödev kolayca yapıldı.The homework was easily done.
İlk başta İngilizcenin çok zor olduğunu düşündü ama şimdi kolay olduğunu düşünüyor.At first, he thought English very difficult, but now he thinks it is easy.
Sıcak mevsim sırasında oğlumun cildi kolayca çıtlar.During the hot season, my son's skin breaks out easily.
Kadınların gözleri kolayca dolar.Women are easily moved to tears.
Kadınlar kolayca duygulanırlar.Women are easily moved to tears.
Yeni pişirilmiş bir kek kolayca kesilmez.A freshly baked cake doesn't cut easily.
Yeni köprü köylülerin kasabaya gitmesini kolaylaştırdı.The new bridge made it easy for the villagers to go to town.
Edison'un yeni şeyler icat etmesi her zaman kolay değildi.It wasn't always easy for Edison to invent new things.
Matematik ödevi beklediğimden daha kolaydı.The math homework was easier than I had expected.
Matematik benim için kolay bir konudur.Mathematics is an easy subject for me.
Dünya çapında ünlü olmak onlar için kolaydı.It was easy for them to be famous all over the world.
Doğru ile yanlışı ayırmak her zaman kolay değildir.It is not always easy to separate right from wrong.
Öğrenciler final sınavını çok kolay buldu.The students found the final examination to be a breeze.
Vaaz vermek uygulamaktan daha kolaydır.To preach is easier than to practice.