Ana içeriğe geç
Sözlük

kola ile cümle

kola kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Başarı kolayca gelmiyor.Success doesn't come easily.
Kot pantolonla çalışmak kolaydır.It's easy to work in jeans.
Kolaylıkla anlayabileceğin kitaplardan başlamalısın.You should start from books similar to the ones you can already understand easily.
Tarihleri ezberlemek kolay değildir.It isn't easy to memorize dates.
İnsanlar kolayca sevmeye başlayabilir ama çok kolayca durduramaz.People can easily start loving, but not so easily stop.
Beni öyle kolay affetmeyecek.He won't forgive me so easily.
Doktora derecesini almak kolay olmayacak.It won't be easy to get into a Ph.D. program.
Karton kutular kolayca yırtılırlar.Cardboard boxes rip easily.
Bu o şekilde daha kolay görünüyor.It sounds easier that way.
Tarih bize duvarların yıkılabileceğini söylüyor fakat öyle yapmak hiç kolay değil.History reminds us that walls can be torn down, but doing so is never easy.
Japon bayrağını çizmek çok kolaydır.Drawing the Japanese flag is very easy.
Kurşun kolayca eğilir.Lead is easily bent.
Mükemmelliğin iyileştirilmesi kolay bir iş değildir.Improving upon perfection is not an easy job.
Kötü alışkanlığa bir bulaşırsan, ondan kolayca kurtulamazsın.Once you've formed a bad habit, you can't get rid of it easily.
Bir ülkeyi yönetmek kolay bir iş değildir.To rule a country is no easy task.
Tom kola bağımlısıdır ama Pepsi'yi sevmez.Tom is addicted to Coke, but he doesn't like Pepsi.
Onun fikirlerini anlamak kolay değildir.It isn't easy to understand his ideas.
Bugünlerde seyahat etmek kolaydır.Traveling is easy these days.
Bu cümleyi çevirmek çok kolay.This sentence is very easy to translate.
Bu kütüphanede bir üye olmak çok kolay.It's very easy to become a member in this library.
Bu kasaba o kadar küçüktür ki herkesin ismini kolayca öğrenebilirsin.This town is so small that you can easily learn everyone's names.
Bu ev kolayca kiralanır.This house will rent easily.
Bu ev kolayca kiracı bulur.This house will rent easily.
Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olacak.It'll be easy to find a renter for this house.
Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.It'll be easy to find someone to rent this house.
Genç çocuklara öğretmek kolay değildir.Teaching young children isn't easy.
Bu tarz işi daha önce de yaptığım için işi kolay buldum.I found the work easy, since I had done that kind of work before.
Esperanto, uluslararası ve kolay dil!Esperanto is an international and easy language!
Tom işin kolayına kaçıyor.Tom is cutting corners.
Hiçbir şey kolay değildir.Nothing's easy.
İlk bakışta kolay görünüyor.At a first glance it seems easy.
Bu iş bir çocuğun bile yapabileceği kadar kolaydır.This work is simple enough that even a child can do it.
O çok kolay.It's so easy.
Kolayca nezle olurum.I catch a cold easily.
Bu kolanın gazı kaçmış ve iyi tat vermiyor.This cola has gone flat and doesn't taste good.
Çok kolay.It's very easy.
O gerçekten kolay değildi!That really wasn't easy!
O sizin için kolay.It's easy for you.
Ölmek, aşık olmaktan daha kolaydır.It's easier to die than to love.
Savaş yapmak, barış yapmaktan daha kolaydır.It's easier to make war than to make peace.
Tom dışarıya kolay yoldan çıktı.Tom took the easy way out.
Bu kitap bizim için kolay görünüyor.This book seems easy to us.
Konuştuğumuz tüm öğretmen ve öğrenciler Tom'un geçinmek için kolay biri olduğunu söyledi.All the teachers and students we talked to said that Tom is easy to get along with.
Vietnamca, öğrenmek için çok kolaydır.Vietnamese is very easy to learn.
O kadar da kolay değil, değil mi?It's not that easy, huh?
Bunu kullanması çok kolay.It's very easy to use.
Bu kitap basit bir İngilizceyle yazılmış. Bu nedenle okuması kolaydır.This book is written in simple English, so it's easy to read.
Onu kolaylıkla açıklayamıyorsan, onu hâlâ anlamıyorsun.If you can't explain it easily, you don't yet understand it.
Onu yaptığında kolay görünüyor.It looks easy when you do it.
Hayatını kolaylaştır. Anadillilerden öğüt al.Simplify your life. Take advice from native speakers.
Parçaların çoğu yerine oturduğu için montaj gerçekten kolaydı.The assembly is really easy because most of the parts just snap into place.
İnsanların düşündüğü kadar kolay değil.It's not as easy as people think.
Şimdi zayıf olduğumdan dolayı bu kıyafeti giymek benim için daha kolay.It's easier for me to wear this dress now that I'm thin.
Şimdi zayıf olduğum için bu kıyafeti giymem daha kolay.It's easier for me to wear this dress now that I'm thin.
Japonlarla ticaret kolay değil.Trading with Japan is not easy.
Doğru olanı seç, kolay olanı değil.Choose what is right, not what is easy.
Bu düşündüğün kadar kolay değil.It's not as easy as you think.
Bu kolay bir güzergahtır.This is an easy route.
Bu kolay bir yol.This is an easy way.
1984'te Kola şeker yerine yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanmaya başladı.In 1984, Coke started using HFCS instead of sugar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod