Kolesterol düzeylerinizi kontrol ettirmeniz gerekir.You should have your cholesterol levels checked.
Köle olarak yaşamaktanse özgürce ölmeyi tercih ederim.I'd rather die free than live as a slave.
Dün kesinlikle hiçbir şey kolay gelmedi.Absolutely nothing came easy yesterday.
Koltuk minderi ayrı olarak satılır.Seat cushions are sold separately.
Hala sürücü koltuğundayız.We're still in the driver's seat.
Zafer kolayca elde edilmez.Victory won't be achieved easily.
Evde en iyi koltuğa sahiptim.I had the best seat in the house.
Tom kolay yolu seçti.Tom took the path of least resistance.
Ne demek istiyorsun, kolay gelsin?What do you mean, take it easy?
Sonuç kolayca tahmin edilebilirdir.The result is easily predicted.
Kolesterol sessiz bir katildir.Cholesterol is a silent killer.
Tom kolayca yeniden seçilecek.Tom will get re-elected easily.
Kolyeyi büyülemek için birkaç sihirbaza ihtiyacın var.You need several wizards to enchant the necklace.
Tom Mary'nin kolunu sıkıca tuttu.Tom gripped Mary's arm tightly.
Tom kolayca caydırılmayacak.Tom won't be easily dissuaded.
Tom yolcu koltuğundaydı.Tom was in the passenger seat.
Kolay kararlar yoktu.There were no easy decisions.
Tom Mary'yi kollarına çekti.Tom pulled Mary into his arms.
İşbirliği yapmak kolaydır.It's easy to get cooperation.
Bir kolejden çok hoşlandım.I've enjoyed a college a lot.
Kolay gelmediğine eminim.I'm sure it didn't come easy.
Tom'un kollarında çizikler vardı.Tom had scratches on his arms.
Tom arkasını kollasa iyi olur.Tom had better watch his back.
Umarım bu kolayca çıkar.I hope this comes off easily.
Tom kırık bir kolla kaçtı.Tom escaped with a broken arm.
Tom'u açık kollarla karşıladım.I welcomed Tom with open arms.
Tom'un silahı koltuğun altındaydı.Tom's gun was under the seat.
Saldırgan kolayca kaçtı.The attacker escaped easily.
Hasar kontrolü kolaydır.The damage control is easy.
O görev kolay değildi.That task hasn't been easy.
O benim kararımı kolaylaştırdı.That made my decision easy.
Buraya gelmek kolay değil.It's not easy getting here.
Tom koltuğundan doğruldu.Tom stood up from his chair.
Tom yaparken kolaymış gibi göründü.Tom made it look effortless.
Tom oldukça kolay sinirleniyor.Tom gets angry quite easily.
Tom hiç kolaya kaçmıyor.Tom doesn't cut any corners.
Bazı insanlar kolayca uyum gösterirler.Some people adjust easily.
Evlilik kölelik. Köle olmak istemiyorum.Marriage is slavery. I'd rather not be a slave.
Evlilik kölelik. Bir köle olmamayı tercih ederim.Marriage is slavery. I'd prefer not to be a slave.
Bunu yalnızca bir köle söyleyebilir.Only a slave would say that.
Tom'un uzun kolları ve bacakları var.Tom has long arms and legs.
Bu kolay bir anlaşma değildi.This wasn't an easy deal.
Tom kollarımda uykuya daldı.Tom fell asleep in my arms.
Tom sağ kolunu uzattı.Tom extended his right arm.
Benim kolesterolüm düştü.My cholesterol went down.
Bizim için o kadar da kolay değil.It's not so easy for us.
Hiç kolay olmayacak.It won't be easy at all.
Hayatımı daha kolay yapıyor.It makes my life easier.
Tom beni kolumdan yakaladı.Tom caught me by the arm.
İlk gün kolaydı.The first day was easy.
Hiçbir şey kolay olmayacak.Nothing will come easy.
Kolay bir çözüm görmüyorum.I see no easy solution.
Koltuk değneklerim nerede?Where are my crutches?
O kolay bir çağrıydı.That was an easy call.
Tom bunu kolay bulmayacak.Tom won't find it easy.
Bu kolay bir çağrı değil.It's not an easy call.
Tom beni kolumdan tuttu.Tom took me by the arm.
Tom bize güzel koltuklar buldu.Tom got us nice seats.
Görev kolay değil.The task isn't easy.
Tom köle olarak doğdu.Tom was born a slave.