Tom gezinmek için koltuk değneği kullandı.Tom used crutches to get around.
Kollarım ağrıyor.My arms are aching.
Benim hayatım kolay.My life is easy.
Yeni sürümün kurulumu kolay mıydı?Was the new version easy to install?
Bunu monte etmek kolay olmalı.This should be easy to install.
Monte etmek kolay mı?Is it easy to install?
Karar vermek kolaydı.The decision was easy to make.
O bunu kolaylaştırır.That makes it easy.
Tom'un telefon numarası, hatırlamak için çok kolay.Tom's phone number is very easy to remember.
Çocuk yetiştirmek kolay değil.It's not easy raising children.
Tom kolunu kaldırdı.Tom raised his arm.
Gerisi kolay.The rest is easy.
Bu kolayca çözülür.This is easily solved.
Kolay geliyor ama değil.It sounds easy, but it's not.
Test gerçekten kolaydı.The test was real easy.
Hayat şimdi eskisinden çok daha kolay.Life is so much easier now than it used to be.
O kolay olmayacak ama mümkün.It won't be easy, but it's possible.
Şimdi, bu kolay olmayacak.Now, this won't be easy.
Kazanmak asla kolay değil.Winning is never easy.
Kazanmak kolay değildi.Winning wasn't easy.
Biz kollarımızı uzattık.We stretched out our arms.
Toki Pona düşüncelerimi kolaylaştırıyor.Toki Pona simplifies my thoughts.
Ruslar köle kökenli insanlardır.Russians are people of slave origin.
Tom ve bütün arkadaşları her yıl kolayca yeni arabalar satın alabilirler.Tom and all his friends can easily afford to buy new cars every year.
Tom'un önerdiği belki de en kolay çözümdür.What Tom has suggested is perhaps the easiest solution.
Piknik alanına kara yolu ile kolayca ulaşılabilir.The picnic area is easily accessible by road.
O, kolayca taşıyamayacağım kadar çok ağır.It's too heavy for me to easily carry.
Tom kolayca teklifi kabul etti.Tom readily accepted the offer.
Bu kolay bir görev değildi.This wasn't an easy assignment.
Cevap çok kolay.The answer is pretty simple.
Tom'u memnun etmek kolay değil.It's not easy to please Tom.
Tom'u hoşnut etmek kolay değil.It's not easy to please Tom.
Kolay cevap yok.There's no simple answer.
Tom'u memnun etmek kolay.Tom is easy to please.
Bu inanılmaz biçimde kolaydı.It was amazingly easy.
Kolay olmadığına katılıyorum.I agree it's not easy.
Katılıyorum, kolay değil.I agree it's not easy.
Bir boya hastanın kol damarına enjekte edilebilir.A dye was injected into a vein of the patient's arm.
İsveçlilerin ne söylediğini Norveçlilerin anlaması genellikle kolaydır.It's usually easy for Norwegians to understand what Swedes are saying.
Koka Kola içinde kafeine sahip mi?Does Coca-Cola have caffeine in it?
O kollarını kaldırdı.She lifted her arms.
Hiç kimse gerçekten özgür değildir, çünkü bağımsızlıklarının kölesi olan insanlar var.Nobody is truly free, because there are people who are slaves of their independence.
Artık görünmeyen daha kolay unutulur.That which is no longer visible is easily forgotten.
Mary'nin protez bir kolu var.Mary has a prosthetic arm.
Tom ekmek kızartma makinesine iki dilim ekmek koydu ve kolu aşağı itti.Tom put two slices of bread into the toaster and pushed down on the lever.
Bu işçiyi değiştirmek kolay.This worker is easy to replace.
Bir şeyi yıkmak, yapmaktan çok daha kolaydır.Destroying things is much easier than making them.
Tom'un ofisinde bir minder koltuğu var.Tom has a bean bag chair in his office.
Bu koltuk boş.This seat is free.
Sen kolayca anlayabileceğin kitaplarla başlamalısın.You should begin with books you can easily understand.
Cep telefonumu kullanmak kolaydır.My cell phone is easy to use.
O, kolayca ata bindi.She mounted the horse with ease.
Bakanlık binasındaki dev posterde "cehalet köleliktir!" diyor."Ignorance is slavery!" says the gigantic poster on the ministerial building.
Sorunun çözmek için kolay olduğunu buldum.I found the problem was easy to fix.
Ben problemi, çözülmesi kolay buldum.I found the problem was easy to solve.
Ben problemi çözmeyi kolay buldum.I found it easy to fix the problem.
Kişisel yayıncılık şimdi web çağında çok daha kolaydır.Self-publishing is much easier now in the age of the Web.
Ay'da kolonileşmeye inanıyorum artık.Now, I believe in lunar colonization.
Daha kolay anlaşılacak biçimde açıklayın lütfen.Please explain it in a way that's easier to understand.
Tom'un koltuk altı kokusu var.Tom has an underarm odor.