Seni unutmak kolay olmayacak.It won't be easy to forget you.
Onu bu şekilde yapmanın daha kolay olduğunu düşündüm.I figured it was easier to do it this way.
Bu gece ziyafette takmak için bir kolye ödünç aldım.I borrowed a necklace to wear to the banquet tonight.
Tom'a hayır demek kolay değil.Tom isn't easy to say no to.
Bu çok kolay bir iş.It's a snap.
Tom'un Fransızcası Mary'ninkinden anlaması daha kolay.Tom's French is easier to understand than Mary's.
Bu kolay bir soru.This is an easy question.
Tom parti için ona verdiği kolyeyi Mary'nin takıp takmayacağını merak ediyordu.Tom wondered if Mary would wear the necklace he had given her to the party.
Kolye için teşekkür ederim.Thank you for the necklace.
Gerçekten bu kadar kolay olur muydu?Would it really have been that easy?
Gerçekten o kadar kolay olur muydu?Would it really be that easy?
Sınav çok kolaydı.The exam was very easy.
Çok kolay oldu.It's become very easy.
Bu kolaydı.This was easy.
Her şey kolaydı.Everything was easy.
Neden bu kadar kolay vazgeçiyorsun?Why are you giving up so easily?
Bu kadar kolay vazgeçmeyin.Don't give up so easily.
Bu yapacak kolay bir şey olmayacak.It won't be an easy thing to do.
Yüksek kolesterolüm var.I have high cholesterol.
Tom kollarını kaldırdı.Tom raised his arms.
Kolunu nasıl kestin?How did you cut your arm?
Sol kolumu zar zor bükebiliyorum.I can barely bend my left arm.
Benim kamyonetin bir arka koltuğu yok.My van doesn't have a back seat.
Senin kolyen güzel.Your necklace is beautiful.
Kolların benimkilerden uzun.Your arms are longer than mine.
Bir kum dolar koleksiyonum var.I have a collection of sand dollars.
Bu uzaylılar insanlığı köleleştirmek istiyorlar.These aliens want to enslave humanity.
Spartacus bir Roma kölesiydi.Spartacus was a Roman slave.
O kolayca sinirlenir.He has a short fuse.
O kolay öfkelenir.He has a short fuse.
Hangisini tercih edersin, Kola mı yoksa Pepsi mi?Which do you prefer, Coke or Pepsi?
Hangisini daha çok seversin, kola mı yoksa pepsi mi?Which do you like better, Coke or Pepsi?
Tom odadan ayrılmadan önce Mary'nin elmas kolyesini aldı.Before leaving the room, Tom took Mary's diamond necklace.
Mary gözlerime baktı ve bana onu kollarımda tutmamı söyledi.Mary looked me in the eyes and told me to hold her in my arms.
Mary bana baktı ve onu kollarımda tutmamı söyledi.Mary looked at me and told me to hold her in my arms.
Tom birlikte yaşanacak en kolay insan değildir.Tom's not the easiest person to live with.
Koltukları değiştirmek ister misiniz?Do you want to switch seats?
Pul koleksiyonumu görmek ister misin?Do you want to see my stamp collection?
Bu düşünebileceğin kadar kolay değil.This is not as easy as you might think.
Bu pul, benim koleksiyonum için iyi bir katkı olacak.This stamp will be a good addition to my collection.
Hayatı kolay olarak düşünmek zordur ama hayatı zor olarak düşünmek kolaydır.It's hard to think of life as easy, but it's easy to think of life as hard.
Kocasının boynuna kollarını attı ve onu öptü.She threw her arms around her husband’s neck and kissed him.
İmparator, kölelerinden birine kendisini öldürmesini emretti.The Emperor ordered one of his servants to kill himself.
Tom bir pala ile vampirin kolunu kopardı.Tom cut the vampire's arm off with a machete.
Seninle yaşamak kolay değil.Living with you isn't easy.
Onlarla yaşamak kolay değil.Living with them isn't easy.
Onunla yaşamak kolay değil.Living with him isn't easy.
Onlara söylemek kolay olmayacak.It won't be easy telling them.
Ona söylemek kolay olmayacak.It won't be easy telling him.
Ona koltuğunu ver.Give him your seat.
Bu koltuğu onlar için ayırıyorum.I'm saving this seat for them.
Bu koltuğu onun için ayırıyorum.I'm saving this seat for him.
O bizim için kolay değildi.It hasn't been easy for us.
O onlar için kolay değildi.It hasn't been easy for them.
O benim için kolay değildi.It hasn't been easy for me.
Bu onun için kolay değildi.It hasn't been easy for him.
Onlarla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find them very easy to talk to.
Onunla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find him very easy to talk to.
Onu konuşulması çok kolay buluyorum.I find her very easy to talk to.
Tom'la geçinmek kolaydır.Tom is easy to handle.