Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bana bilmek istediğimi söyle ya da kolunu kıracağım.Tell me what I want to know or I'll break your arm.
Onlara söylemek zorunda olduğum şeyi herkese söylemek kolay değildi.It wasn't easy to tell everybody what I had to tell them.
Tom bana Mary'yi biraz para bağışlaması için ikna etmenin kolay olacağını söyledi.Tom told me it would be easy to persuade Mary to donate some money.
İsveççe kolaydır.Swedish is easy.
O, koltuğunu yaşlı bir kadına teklif etti.She offered her seat to an old woman.
Tom'un sınavı kolay geçti.Tom breezed through the exam.
Sen onu kolay görünür yapıyorsun.You make it look easy.
Koltuğuma oturabilirsin.You can sit in my chair.
Birisi benim koltukta oturuyor.Someone's sitting in my seat.
Tom bir koltuğun koluna oturdu.Tom sat on the arm of a chair.
Tom bir koltukta oturuyordu.Tom was sitting in an armchair.
Tom televizyon izlerken rahat bir koltukta oturuyordu.Tom was sitting in an easy chair, watching TV.
Tom kolunu Mary'ye koydu ve onu yanağından öptü.Tom put his arm around Mary and kissed her cheek.
Köleler efendilerine karşı ayaklandılar.The slaves rebelled against their masters.
Mary korktu, beni tutmak için kollarını uzattı.Mary, frightened, stretched out her arms to hold me.
Koluna biraz batarya asidi döktüğümde en iyi gömleklerimden birini mahvettim.I ruined one of my best shirts when I spilled some battery acid on the sleeve.
Tom gazeteyi katlayıp kolunun altında koydu.Tom folded the newspaper and put it under his arm.
Sana bir koltuk ayırdık.We saved you a seat.
Senin için bir koltuk ayıracağız.We'll save a seat for you.
Bana bir koltuk ayır, olur mu?Save me a seat, won't you?
Sana yanımda bir koltuk ayırdım.I've saved you a seat next to me.
Bu koltuğu biri için mi ayırıyorsun?Are you saving this seat for someone?
Sana ön sırada bir koltuk ayıracağım.I'll save you a seat in the front row.
Esperantoca cümleleri uygun bir klavye olmadan yazmak kolay değildir.It isn't easy to write sentences in Esperanto without the proper keyboard.
Bu problemi çözmek kolay değildi.It wasn't easy to solve this problem.
Bu kolay bir soru değil.This is not an easy question.
Dünyanın en güzel sanat koleksiyonlarından biri Louvre'da yer almaktadır.One of the most beautiful art collections in the world is at the Louvre.
Bu koliyi sigorta ettirmek istiyorum.I would like to insure this package.
O, kolunu kırdı.He broke his arm.
Bu koltuk bilgisayar için uygundur.This chair is suitable for the computer.
Bu, sahte elmastan bir kolyeydi.It was a fake diamond necklace.
Bu soba kullanımı kolaydır.This stove is easy to use.
Bu Fransızca alıştırmalar kolay değil.These French exercises are not easy.
Metro haritasını izlemek kolaydır.The Metro map is easy to follow.
Ofisim için yeni bir koltuk aldım.I bought a new chair for my office.
Dün gece hiçbir şey yapmadım. Sadece koltukta dinlendim!I did nothing last night. I just relaxed on the sofa!
Biz ona bir kolye satın aldık.We bought her a necklace.
Kızlar ona bir kol saati satın aldılar.The girls bought him a watch.
Ben bu testi kolayca geçebileceğimi düşündüm.I thought I would easily pass this test.
Affedersiniz, bu benim koltuğum.Excuse me, this is my seat.
Hiçbir şey kolay gelmez.Nothing comes easy.
Orada bir penguen kolonisi yaşıyor.A penguin colony lives there.
İyi şeyler kolayca bozulur.Good things are easily spoiled.
Ben kolay olacağını düşünmüyorum.I don't think it's going to be easy.
Çeviri neredeyse birçok insanını düşünebileceği kadar kolay değildir.Translating is not nearly as easy as many people might think.
Birbirlerinin kollarında uyuyakaldılar.They fell asleep in each other's arms.
Bu kolayca taşımak için sadece çok büyük.This is just too big to easily carry.
Bu kolayca taşımak için çok büyük.This is too big to easily carry.
Uzay kolonilerinde yetkililer daha büyük aileleri teşvik etti.Authorities in space colonies encouraged larger families.
Benim için bir koltuk ayırabilir misin?Can you save a seat for me?
Koltukları değiştirebilir miyiz?Can we switch seats?
Kısa kollu bir gömlek giymeliydim.I should've worn a short-sleeved shirt.
Kısa kollu giymeliydim.I should've worn short sleeves.
Keşke kısa kollu giyseydim.I wish I'd worn short sleeves.
Bunun kolay olacağını söylemedim.I didn't say it was going to be easy.
Bunun kolay olacağını asla söylemedim.I never said it was going to be easy.
Affedersiniz. Buranın sizin koltuğunuz olduğunu bilmiyordum.I beg your pardon. I didn't know this was your seat.
Kolay kurtuldun.You got off easy.
Onu kolaylaştırdın.You made it easy.
Kolunu kırdın.You broke your arm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod