Tom kanepenin koluna oturdu.Tom sat on the arm of the couch.
Sen kolayca arkadaşlar edinir gibi görünüyorsun.You seem to make friends easily.
İşimi kolaylaştırıyorsun.You make my job easy.
Ben senin kadar kolay şekilde etkilenmem.I'm not as easily impressed as you are.
Tom'un kollarında dövmeleri var.Tom has tattoos on his arms.
Kuzenimin okulu benimkinden çok daha kolaydır.My cousin's school is much easier than mine.
Tom kolumu tuttu.Tom grabbed my arm.
Daha kolay bir şey ister misiniz?Would you like something easier?
Tom benim kollarımda öldü.Tom died in my arms.
Hatalı olduğumu kabul etmem kolay değildi.It wasn't easy for me to admit that I was wrong.
Bunu yapmak için daha kolay bir yol var.There's an easier way to do it.
Esperanto telaffuzu kolaydır.Esperanto pronunciation is easy.
Tom kız arkadaşının adını koluna dövme yaptırdı.Tom got his girlfriend's name tattooed on his arm.
Kolay bir soru ile başlayalım.Let's start with an easy question.
Sahile kolay erişim var.There is easy access to the beach.
Amerika'daki herkes, isterse kolayca silah sahibi olabilir.Everyone in America can easily have a gun if he wants it.
Tom, Mary'ye elmas bir kolye satın aldı.Tom bought Mary a diamond necklace.
Tom koşarken düştü ve kolunu kırdı.Tom fell over jogging and broke his arm.
Tom, Mary'ye bir kolye hediye etti.Tom gave Mary a necklace.
Bana kolunu ver.Give me your arm.
Biz kolayca vazgeçemeyiz.We can't give up that easily.
Tom o kadar kolay pes etmeyebilir.Tom might not give up so easily.
Bu kadar kolayca vazgeçeceğimi mi düşündün?Did you think I'd give up so easily?
Gelecek sefer böyle kolayca vazgeçme.Next time don't give up so easily.
Tom bana daha önce bu kadar kolay pes etmedi.Tom never gave in to me that easily before.
Her zaman bu kadar kolay vazgeçtin mi?Have you always given up so easily?
Koltuğu yerine koy.Put the seat back.
Tom kollarını çıkardı.Tom put his arms out.
Tom elini Mary'nin koluna koydu.Tom put his hand on Mary's arm.
Tom sırt çantasını arabanın arka koltuğuna bıraktı.Tom put his backpack on the back seat of the car.
Tom kolunu Mary'nin beline koydu.Tom put his arm around Mary's waist.
Tom kol düğmelerini taktı.Tom put on his cufflinks.
Tom, sevgilisinin kollarındayken Mary'yi şaşkına çevirdi.Tom took Mary by surprise while she was in the arms of her lover.
Kolejdeyken Tom'un sakalı vardı.Tom had a beard when he was in college.
Tom koltuklardan birisinde oturuyor.Tom is sitting in one of the chairs.
Bu kolay bir tane.This is an easy one.
Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olur.It will be easy to find a tenant for this house.
Köle suyu taşır.The slave carries the water.
Tom üç yıl önce kolejden mezun oldu.Tom graduated from college three years ago.
Tom koltuğunu yaşlı kadına verdi.Tom gave his seat to the old woman.
Tom bana iyi bir koltuk buldu.Tom found me a good seat.
Tom, Mary'yle koltukları değiştiler.Tom exchanged seats with Mary.
Tom koleji bıraktı.Tom dropped out of college.
Tom onun uyumasını izleyerek Mary'nin yatağının yanında bir koltuğa oturdu.Tom sat in a chair next to Mary's bed, watching her sleep.
Sen koltuğunda kalmalısın.You must stay in your seat.
Sen koltuğunda kalmak zorundasın.You have to stay in your seat.
Tom konuşması kolay bir kişi.Tom is an easy person to talk to.
Tom bunun kolay olduğunu düşündü.Tom thought it was easy.
Bu, Tom'un düşündüğü kadar kolay değil.It's not as easy as Tom thinks.
Bu, düşündüğünüzden daha kolay.It's easier than you might think.
Sağlıklı kalmak her zaman kolay değil.It's not always easy to stay healthy.
Benim kısa kollu bir gömleğim var.I have a short-sleeved shirt.
Doğru şeyi yapmak her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to do the right thing.
Tom bana onun kolay olacağını söyledi.Tom told me it would be easy.
Tom'a söylemek kolay olmayacak.It won't be easy telling Tom.
Tom'a anlatması kolay olmayacak.It won't be easy telling Tom.
Tom'a bundan bahsetmek kolay olmayacak.It won't be easy telling Tom about that.
Onun kolay olacağını sana hiç söylemedim.I never told you it was going to be easy.
Farkı söylemek her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to tell the difference.
Doğru ile yanlışı ayırt edebilmek her zaman çok kolay değildir.It's not always so easy to tell right from wrong.