Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom kolları sıvadı.Tom rolled up his sleeves.
Tom kollarını Mary'ye koydu.Tom put his arms around Mary.
Tom Mary'nin kolunu yakaladı ve onu kapıya doğru çekti.Tom grabbed Mary's arm and pulled her towards the door.
Tom, sürücü koltuğuna oturdu ve dikiz aynasını ayarladı.Tom sat in the driver's seat and adjusted the rearview mirror.
O, kolunda güzel bir kızla geldi.He arrived with a pretty girl on his arm.
Tom çizgi roman koleksiyonu yapıyor.Tom collects comics.
Tom Mary'nin kolundak bileziği fark etti.Tom noticed the bracelet on Mary's arm.
Soruna cevap vermek kolay.It's easy to answer your question.
Korkarım ki bu o kadar da kolay değil.I am afraid it's not so easy.
Tom çantasından bazı kolyeler çıkardı ve Mary'ye beğendiği birini seçmesini söyledi.Tom pulled out some necklaces from his bag and told Mary to choose the one she liked.
Kısa öykülerden oluşan iki tane koleksiyon yayınladı.She published two collections of short stories.
O kolay para.It's easy money.
Elim kolum bağlı duramam.I can't just not do anything.
Koltuğuma dönmeliyim.I should get back to my seat.
Sorunu çözmek çok kolay bir şeydi!It was a piece of cake to solve the problem!
Bu kolay olacak.This will be easy.
Bu işi zamanında bitirmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to finish this job on time.
Sigarayı bırakmak kolaydır. Bunu yüzlerce kez yaptım.It's easy to quit smoking. I've done it hundreds of times.
Bunun kolay olacağını düşünüyorsan, yanılıyorsun.If you think that this is going to be easy, you're wrong.
O kolaydı.That was easy.
Bunu hatırlamak kolay.It's easy to remember.
Bizim için bu kolay bir karar değildi.This wasn't an easy decision for us.
Göründüğü kadar kolay değil.This isn't as easy as it looks.
Bu kolay. Bir bebekten şeker almak gibi.This is easy. It's like taking candy from a baby.
Tom çok kolay sinirlenir.Tom has a short fuse.
Sen şimdiye kadar kollarımda tuttuğum en güzel kadındır.You're the most beautiful woman I've ever held in my arms.
Koltuk değnekli bir genç kız Tom'a nerede yaşadığını sordu.A young girl on crutches asked Tom where he lived.
O, kolumu tuttu.He grabbed my arm.
O onun kolunu tuttu.He grabbed her arm.
Tom Mary'nin sağ kolunda bir kurşun yarası fark etti.Tom noticed a gunshot wound in Mary's right arm.
Ben senin kölen değilim.I'm not your slave.
Çok kolay öldürülemem.I can't be killed so easily.
Öylece elimi kolumu sallayıp gidemem.I can't just walk away.
Tom'a elimizi verdik kolumuzu kaptırdık.Give Tom an inch and he'll take a mile.
Daha kolay olacağını düşündüm.I thought it'd get easier.
Problemi çözmek kolay değil.It's not easy to solve the problem.
Aslında göründüğünden çok daha kolaydır.It's actually a lot of easier than it looks.
Hokkabazlık aslında göründüğünden çok daha kolaydır.Juggling is actually a lot easier than it looks.
Aslında onu yapması beklediğimden daha kolaydı.That was actually easier to do than I expected.
İspanyolca'yı kolayca okuyabiliyorum.I can easily read Spanish.
Bu işi salı gününe kadar bitirmek kolay olacaktır.Finishing this job by Tuesday will be easy.
Bu işi salıya kadar bitirmek çok kolay olacak.Finishing this job by Tuesday will be a piece of cake.
İçkinin kölesiyim.I am a slave to drink.
Bazı dördüncü dereceden denklemler kolayca ikinci dereceden denklemlere ayrıştırılabilir.Some quartic equations can be easily decomposed into quadratics.
Bir süredir kola bağımlısı oldum ve onu her gün içtim.For a while, I was really addicted to cola and drank it every day.
O kolayca ağaçlara tırmanır.He climbs trees easily.
O çok kolay görünüyordu.It seemed too easy.
Bu çok kolay görünüyor.This seems too easy.
Bu çok kolay.It's like shooting fish in a barrel.
O kolay bir soru değil.It's not an easy question.
Köleler gibi yaşamak ister misin?Do you want to live like slaves?
Arkanı kolla.Watch your back.
Arkamı kollayın.Watch my back.
Ben bir peynirburger, bir kola ve biraz kızartma istiyorum.I want a cheeseburger, a coke and some fries.
Tom kolayca taşımak için yeterince küçük bir bilgisayar istiyor.Tom wants a computer small enough to easily carry.
İyi koltuklar alabilmemiz için oraya erken gitmek istiyorum.I want to get there early so we can get good seats.
İyi bir koltuk almak istiyorum bu yüzden erken gelmeyi planlıyorum.I want to get a good seat, so I plan to arrive early.
Bunun kolay olmayacağını anlamanı istiyorum.I want you to understand this isn't going to be easy.
O güzel bir kolye.That's a beautiful necklace.
Bir örnek bulmak kolay.It's easy to find an example.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod