Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir ülkeyi yönetmek kolay bir iş değildir.To rule a country is no easy task.
Tom kola bağımlısıdır ama Pepsi'yi sevmez.Tom is addicted to Coke, but he doesn't like Pepsi.
Onun fikirlerini anlamak kolay değildir.It isn't easy to understand his ideas.
Gelecek yıl Mainz'e ve sonra Köln'e gideceğim.I'm going to Mainz and then to Cologne next year.
Bugünlerde seyahat etmek kolaydır.Traveling is easy these days.
Bu cümleyi çevirmek çok kolay.This sentence is very easy to translate.
Bu kütüphanede bir üye olmak çok kolay.It's very easy to become a member in this library.
Biz kollarımızı açarak onu kabul ettik.We accepted him with our arms open wide.
İyi bir koltuk almak için oraya erken gittim.I went there early to get a good seat.
Oraya erken gittim, böylece iyi bir koltuk alabildim.I went there early so I could get a good seat.
Erken geldim, böylece iyi bir koltuk alabildim.I came early so I could get a good seat.
Bu kasaba o kadar küçüktür ki herkesin ismini kolayca öğrenebilirsin.This town is so small that you can easily learn everyone's names.
Bu ev kolayca kiralanır.This house will rent easily.
Bu ev kolayca kiracı bulur.This house will rent easily.
Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olacak.It'll be easy to find a renter for this house.
Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.It'll be easy to find someone to rent this house.
Genç çocuklara öğretmek kolay değildir.Teaching young children isn't easy.
Galaksinin Yay ve Kahraman kolları binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years.
Bu tarz işi daha önce de yaptığım için işi kolay buldum.I found the work easy, since I had done that kind of work before.
Esperanto, uluslararası ve kolay dil!Esperanto is an international and easy language!
Her iki bacağımı kırdığım dan beri koltuk değneği kullanıyorum.I'm on crutches since I broke both my legs.
Tom işin kolayına kaçıyor.Tom is cutting corners.
Efendi, köleyi övdü.The master praised the slave.
Tom Mary'yi kollarında tutuyor.Tom is holding Mary in his arms.
Bazıları Çin'in bir Rus kolonisi gibi olduğunu söylüyorlar.Some say that China was like a Russian colony.
Hiçbir şey kolay değildir.Nothing's easy.
İlk bakışta kolay görünüyor.At a first glance it seems easy.
Bu iş bir çocuğun bile yapabileceği kadar kolaydır.This work is simple enough that even a child can do it.
O çok kolay.It's so easy.
Kapı kolu kırık.The doorknob broke.
Kolayca nezle olurum.I catch a cold easily.
Tom, John'un Mary'ye inci bir kolye vermesinin uygun olacağını düşünmedi.Tom didn't think it would be appropriate for John to give Mary a pearl necklace.
Bu kolanın gazı kaçmış ve iyi tat vermiyor.This cola has gone flat and doesn't taste good.
Çok kolay.It's very easy.
O bana pul kolleksiyonunu gösterdi.He showed me his collection of stamps.
O gerçekten kolay değildi!That really wasn't easy!
Sağ kolundaki bir ağrıya rağmen okulu ziyaret etti.She visited the school, despite a pain in her right arm.
Mary kolunu derinden kesti.Mary cut her arm open.
Beni köleniz yapacağınızı düşünüyorsanız, onu unutabilirsin.If you think that you are going to make me your slave, you can forget it.
O sizin için kolay.It's easy for you.
Ölmek, aşık olmaktan daha kolaydır.It's easier to die than to love.
Savaş yapmak, barış yapmaktan daha kolaydır.It's easier to make war than to make peace.
Tom dışarıya kolay yoldan çıktı.Tom took the easy way out.
Bir köle gibi çalışıyorum!I work like a slave!
Kolumu kaldıracak halim yok.I feel like shit.
Bu kitap bizim için kolay görünüyor.This book seems easy to us.
Konuştuğumuz tüm öğretmen ve öğrenciler Tom'un geçinmek için kolay biri olduğunu söyledi.All the teachers and students we talked to said that Tom is easy to get along with.
Vietnamca, öğrenmek için çok kolaydır.Vietnamese is very easy to learn.
O kadar da kolay değil, değil mi?It's not that easy, huh?
Kristof Kolomb, Amerika'yı keşfetti.Christopher Columbus discovered America.
Ama koltuk onun için fazla büyük.But the seat is too big for him.
Affedersin. Koltuğum nerede lütfen?Excuse me. Where is my seat please?
Benim koltukaltlarım terliyordu.My armpits were sweating.
Bunu kullanması çok kolay.It's very easy to use.
Tom'un kolu kesilmesi gerekiyordu.Tom's arm had to be amputated.
Bu kitap basit bir İngilizceyle yazılmış. Bu nedenle okuması kolaydır.This book is written in simple English, so it's easy to read.
Hâlâ birkaç boş koltuk var mı?Are there still some empty seats?
Onu kolaylıkla açıklayamıyorsan, onu hâlâ anlamıyorsun.If you can't explain it easily, you don't yet understand it.
Onu yaptığında kolay görünüyor.It looks easy when you do it.
Kristof Kolomb filtre edilmemiş deniz suyu içti.Christopher Columbus drank unfiltered seawater.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod