Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İngilizce konuşmak kolay değildir.Speaking English is not easy.
İngilizce öğrenmek kolay değildir.It is not easy to master English.
İngilizce öğrenmenin en kolay yolu nedir?What is the easiest way to learn English?
İngilizcede ustalaşmak kolay değildir.English isn't easy to master.
İngilizce bizim için kolay değildir.English is not easy for us.
İngilizce benim için kolay değil.English is not easy for me.
İngilizce öğrenmek kolaydır.English is easy to learn.
İngilizce yazıldığı için bu kitabı okumam kolay.Written in English, this book is easy for me to read.
İngilizce bir mektup yazmak böyle kolay değildi.It was not so simple to write a letter in English.
İngilizce bir aşk mektubu yazmak kolay değildir.To write a love letter in English is not easy.
Yüzmek kolaydır.It is easy to swim.
Allahtan, o iyi bir koltuk buldu.Luckily, he found a good seat.
Bir sürücünün işi göründüğü kadar kolay değildir.The job of a driver is not as easy as it looks.
Sağ kolumu geremiyorum.I can't stretch my right arm.
Ben sağ kolumu kaldıramıyorum.I can't lift my right arm.
Sanırım sağ kolum kırık.I think my right arm is broken.
Ben sağ kolumu bükemiyorum.I can't bend my right arm.
Korkarım sağ kolumda bir çatlak var.I'm afraid I have a crack in my right arm.
Sağ elbise kolunu yukarı çek.Roll up your right sleeve.
Charles her zaman kolay yolu seçer.Charles always takes the line of least resistance.
Ön koltukta Amerikan tıraşlı bir öğrenci oturuyordu.A student with a crew cut was sitting in the front seat.
Onlar New York'a taşındı, ancak onlar yeni ortamlarına kolaylıkla adapte oldu.They moved to New York, but adapted easily to their new surroundings.
İki koltuk boş.Two seats were vacant.
Daha önce gördüğüm için Bay Harrington'u kolayca buldum.I easily found Mr. Harrington because I had seen him before.
Bu kitabı okumak şaşırtıcı biçimde kolay, değil mi?This book is surprisingly easy to read, isn't it?
Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.Easy living corrupted the warrior spirit.
Kötü alışkanlıklardan kurtulmak kolay değildir.It is not easy to get rid of bad habits.
Kötü alışkanlıklara girmek kolaydır.Bad habits are easy to get into.
Kötü bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değildir.It is not easy to get rid of a bad habit.
Kötü alışkanlıklara düşmek kolaydır.It's easy to fall into bad habits.
Kötü bir alışkanlık kolay edinilir.A bad habit is easily acquired.
Sevmek kolay fakat sevilmek zordur.It is easy to love, but hard to be loved.
Kelime işlemcilerinin gelişimi Japoncayı kolaylıkla yazmamızı sağladı.The development of word-processors has enabled us to type Japanese easily.
Kolun üstüne bastırınız.Press down on the lever.
Kuralları bildiğin zaman çok kolay.It's so easy when you know the rules.
Lincoln köleliğe karşı idi.Lincoln was opposed to slavery.
Lincoln kölelere özgürlük verdi.Lincoln granted liberty to slaves.
Lincoln köleleri serbest bıraktı.Lincoln set the slaves free.
Lincoln ABD'de köleliğin kaldırılması için yola çıktı.Lincoln set out to abolish slavery in the United States.
Lincoln, ülkedeki bütün kölelerin serbest bırakılması emrini verdi.Lincoln ordered that all the slaves in the country should be set free.
Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
Aslanların şahinler üzerinde kolay bir galibiyeti vardı.The Lions had an easy win over the Hawks.
Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.Food must be chewed well to be digested properly.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.I went to the theater quite early with a view to getting a good seat.
İyi bir koltuk almak için erken gidin.Go early in order to get a good seat.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Onu denediğimde, kolay buldum.I found it easy when I gave it a try.
Daha ucuz koltuklarınız var mı?Do you have any cheaper seats?
Daha kolay sorulardan başlasan iyi olur.You had better begin with easier questions.
Eğer onu kolundan yakalamasaydı, göletin içine düşmüş olacaktı.She would have fallen into the pond if he had not caught her by the arm.
Diğeri onun kolunu kavradı.The other grasped his arm.
Mary kolaylıkla öfkelenir.Mary loses her temper easily.
Ayak parmaklarıma kolayca dokunabilirim.I can easily touch my toes.
Salonda bir tek boş koltuk yoktu.There wasn't a single vacant seat in the hall.
Bu boya kolay çıkar.This paint comes off easily.
Zil çaldığında seyirciler koltuklarına oturdular.When the bell rang, the audience took their seats.
Fransa'nın Afrikada birçok kolonileri vardı.France used to have many colonies in Africa.
Plastik kolayca kırılmaz.Plastic does not break easily.
İki hamburger ve bir kola alabilir miyim lütfen?Can I have two hamburgers and a coke, please?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod