Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben kusurlu bir insanım fakat bunlar kolaylıkla düzeltilebilen kusurlar.I am a flawed person, but these are flaws that can easily be fixed.
Ona elini verirsen kolunu kaptırırsın.Give him an inch and he'll take a yard.
İnternet üzerinden insanlara asılmak sokakta asılmaktan daha kolaydır.It is easier to hit on people on the Internet than in the street.
ABD'nin özel kolejleri ve üniversiteleri özerktir.The private colleges and universities of the United States are autonomous.
Koltuğunuza geri dönün.Go back to your seat.
Koltuğuna geri dön.Go back to your seat.
Senin tarafından bir köle gibi davranılmayı reddediyorum.I refuse to be treated like a slave by you.
Bu kolyeyi size vereceğim.I'll give you this pendant.
Ben problemi kolaylıkla çözmene şaşırdım.I'm amazed by the ease with which you solve the problem.
Oturduğun koltuktaki boya hâlâ ıslak.The paint on the seat on which you are sitting is still wet.
Bu sorunu çözmek senin için kolaydır.It is easy for you to solve this problem.
Bunu kolayca yapabilirsin.You can do this with ease.
Koltuklar müsait mi?Are seats available?
Koltuklar müsaitken ayakta durmanın anlamı yok.There is no sense in standing when there are seats available.
Havaalanına kolay erişimi olan bir yerde kalalım.Let's stay somewhere with easy airport access.
Boş bir koltuk var mı?Is there a vacant seat?
Olaydan sonra akıllı olmak kolaydır.It is easy to be wise after the event.
İş işten geçince akıllanmak kolaydır.It is easy to be wise after the event.
Bankada görevlendirildiğinde ,kolejde ekonomi öğretti.While employed at the bank, he taught economics at college.
Bilirsin, para kolay kazanılmıyor.Money doesn't grow on trees, you know.
Mahallede bir başka kolera vakası var.There has been another case of cholera in the neighborhood.
Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.Travelling is easy these days.
Sigara içilmeyen bölümde bir koltuk istedim.I asked for a seat in the no-smoking section.
Süt kolayca ekşir.Milk easily turns sour.
Acele ettiğinde, hata yapmak kolaydır.When you're in a hurry, it's easy to make a mistake.
Sigara içilen bölümde bir koltuk istedim.I asked for a seat in the smoking section.
Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking.
Senin tenisçi dirseğin var. Kolunu sıcak suya batır.You have tennis elbow. Soak your arm in warm water.
Kollarını sıva ve işe giriş.Roll up your sleeves and get busy.
Sıranın üstündeki kol saati benimkidir.The watch on the desk is mine.
Temel kuralları öğrenir öğrenmez o oyun kolaydır.That game is easy, once you learn the basic rules.
Üzüntüyü paylaşmak neşeyi paylaşmaktan daha kolaydır.It is easier to sympathize with sorrow than to sympathize with joy.
Bir yer bulmanın kolay olacağına eminim.I'm sure it'll be easy to find a place.
İşlerin kolay olmasını beklememelisin.You shouldn't expect things to be easy.
Ortaklar kolay yoldan para kazanıyorlar.The stockholders are making money hand over fist.
Onu yapmak çok kolay.It's a piece of cake.
Öğrenmenin kolay bir yolu yok.There is no easy road to learning.
Kolej günlerimin anılarını hatırlarım.Memories of my college days come to my mind.
Kolej günlerimin hatıraları aklıma geliyor.Memories of my college days come to my mind.
Yabancı dilleri konuşmak kolay değildir.Speaking foreign languages is not easy.
Yabancı bir dil öğrenmek kolay değildir.It is not easy to learn a foreign language.
Bir yabancı dil öğrenmek hiçbir şekilde kolay değildir.It's by no means easy to master a foreign language.
Bu koliyi onun şirketinin eliyle ona gönder.Send this parcel to him in care of his company.
Annemize bir kol saati verdik.We gave our mother a watch.
İlk oyunda takımımız takımınızı kolayca yenebilir.Our team can easily beat your team in the first game.
Hanako, dört yıl boyunca bir Amerikan kolejine devam etti.Hanako has attended an American college for four years.
İşi salıya kadar bitirmek çok kolay olacak.Finishing the job by Tuesday will be a piece of cake.
Bilimciler gezegenler arasındaki uzaklıkları kolayca hesaplayabilir.Scientists can easily compute the distance between planets.
Birisi beni kolumdan yakaladı.Somebody caught me by the arm.
Birisi onun kolundan tuttuğunda o korkudan çığlık attı.She screamed with horror as someone took hold of her arm.
Uygulama ile her şey sonunda daha kolay olur.Everything eventually gets easier with practice.
Kolumda sürünen bir şey hissettim.I felt something crawling up my arm.
Benim sağ kolum ol.Be my right-hand man.
Kolumda bir kart var.I have a card up my sleeve.
Kralların uzun kolları vardır.Kings have long arms.
Kurşun kolayca bükülür.Lead bends easily.
Bir maymun için ağaca tırmanmak kolay bir şeydir.It is easy for a monkey to climb a tree.
İstasyona kolayca yürüyebilirken bir taksiye binmek aptalca.It's foolish taking a taxi when you can easily walk to the station.
Bir istasyonun yakınında yaşamak büyük bir kolaylık.It is a great convenience to live near a station.
İngilizce konuşmayı kolay buldum.I found it easy to speak English.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kol ile cümle - kol kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App