Türkçede güzel koku anlamına gelir.Σημαίνει όμορφη στα τουρκικά.
Ay kökünden türemiştir.Έχουν εμμονή με το φεγγάρι.
Çok iyi koku alır.Έχει ιδιαίτερα έντονη μυρωδιά.
1.5 metreye kadar uzayabilen bu bitki genelde büyük ve beyaz olan kökü için yetiştirilir.Φτάνει έως και τα 1,5 μέτρα σε ύψος και καλλιεργείται κυρίως για τη μεγάλη, λευκή, κωνική του ρίζα.
Yalnızlığın kokusu nasıl Tayyip!Η ανασφάλεια της μοναξιάς.
Su kökü ile bağlantılıdır.Συνδέεται με τη Σουηδία σιδηροδρομικά.
Bu koku "Eau de Cologne" (Köln suyu) adını taşımaktadır.Το ονόμασε «Eau de Cologne» («ύδωρ από την Κολωνία») μετά από το νέο του σπίτι.
(2'nin kuvveti hariç) her bir asal kuvvetin bir ilkel kökü vardır.Κάθε κορυφή εκτός από τη ρίζα έχει ένα μοναδικό γονιό.
Bu nedenle kokunun objektif ve analitik olarak ölçülmesi imkânsızdır.Λόγω αυτού, μια αντικειμενική και αναλυτική μέτρηση της οσμής είναι αδύνατη.
Güzel kokuludur.Ο ωραίος Δαρείος.
Keskin ve kendine özgü bir kokusu vardır.Είναι άοσμα ή έχουν μια χαρακτηριστική μυρωδιά.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Ωστόσο δεν μπορούν όλοι οι άνθρωποι να αντιληφθούν τη μυρωδιά αυτή.
(Boğ/Böğ) kökünden türemiştir.Κερσετρίνη (Quercetrin]] Ισοκερσιτρίνη (Isoquercitrin).
Yaprakları ise gıdalara koku vermekte kullanılır.Χρησιμοποιείται κυρίως για να αρωματίζονται φαγητά.
Kokusuz ve çabuk kuruyan bir yapıya sahiptir.Πρόκειται για μια ανάλαφρη, γρήγορη κατασκευή.
Bu ayrıştırmalar sonucunda kokuşma kokuları meydana gelir.Παρέχει φως, και σε κάποιες περιπτώσεις, άρωμα.
Kökünde 2 tane yumru vardır.Έχει δύο μαστίγια ανά κύτταρο.
Fiil kökü hiçbir şekilde değişmez.Εκούσια παράδοση δεν αλλάζει τίποτε.
Bunlardan en gelişmiş olanı koku alma duyusudur.Αποτελούν τα παλαιότερα γνωστά αρώματα.
Kokuları Mısırlıların ritüellerde kullandıkları tütsülere benzer.Αναδύουν ένα άρωμα που οι Αιγύπτιοι συνέδεαν με το θυμίαμα που χρησιμοποιούσαν στις τελετουργίες τους.
Güzel kokulu, tatlı ve sıvı meyve türüdür.Είναι ελαφρύ, εύγευστο και αρωματικό ποτό.
Bir dişin bir ya da daha fazla sayıda kökü olabilir.Το δακτύλωμα μπορεί να περιλαμβάνει ένα ή περισσότερα δάχτυλα.
Koku yağmurlu bir günden sonra ortaya çıkar.Ο παρακάτω βρόχος εμφανίζεται απλός.
Köpeklerin görme mekanizmaları koku alma mekanizmaları kadar gelişmemiştir.Η δύναμη του Πανουργιά δεν ήταν αρκετή για να αντέξει την ορμή των Οθωμανών.
Stimuluslar insan beyninin koku almadan sorumlu bölgesi tarafından uyarılır ve çalışması sağlanır.Τα ερεθίσματα επεξεργάζονται από την περιοχή του ανθρώπινου εγκεφάλου που είναι υπεύθυνη για την όσφρηση.
Kuyruğunun altındaki bezlerden salgıladığı koku yüzünden bu ismi almıştır.Το όνομα του οφείλεται στο στρώμα άσπρης ελαφρόπετρας που το καλύπτει.
Oda sıcaklığında, saydam açık sarı renge sahip bir sıvıdır ve buruk bir kokuya sahiptir.Σε θερμοκρασία δωματίου το θείο είναι μαλακό στερεό με έντονο κίτρινο χρώμα.
2013 yılında, Dolce & Gabbana "Light Blue” (Açık Mavi) koku kampanyasının üçüncü sürümünü Gandy ile yayımladı.I 2013 lancerede Dolce & Gabbana den tredje version af ”Light Blue” kampagnen med Gandy.
Beyaz bir kokusuz kristal katıdır, su, etanol, eter ve kloroform içinde çözünür.Det er et hvidt, lugtløst og krystallinsk stof, der kan opløses i vand, etanol, æter og kloroform.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.Den kan besejles af pramme på op til 10.000 tons.
Bu kuştan genellikle kötü bir koku yayılır.Det lugtede derfor ofte grimt.
Kuyruğunun altındaki bezlerden salgıladığı koku yüzünden bu ismi almıştır.Navnet har den fået på grund af de mørke striber, den har ned af kroppen.
Bu cesetler yaz sıcağında gayet çabuk kokuşup çürümeye başlamışlardı.Ligene lå ude i den varme sommersol og måtte begraves hurtigt.
Aynı zamanda temizleyici ve ter kokularını giderici olarak da kullanılır.Tungen bruges også til at lugte og smage.
Kanın kokusunu alan Carlisle, Rosalie'yi bulur ve onu dönüştürür.Carlisle får færten af blod og forvandler hende derefter, men Rosalie er sur.
Koku çürüme kokusu olarak tanımlanamasa da rahatsız edici bir kokudur.Behagelig lugt kaldes duft, mens ubehagelig lugt kaldes stank.
Ayrıca kuyruklarında da çürük kokusuna benzer bir koku üreten diğer bir beze daha bulunur.Der findes desuden en art, stinktæge, der hvis den føler sig truet udskiller en ildelugtende stank.
Karakterisitik bir balık kokusu bakteriyel vajinoz olduğunudu düşündürür.En karakteristisk fiskeagtig lugt anses for en positiv amintest og tyder på bakteriel vaginose.
Çok iyi koku alır.Den har en behagelig lugt.
Birbirlerinin tükürüklerini koku yoluyla tanıyabilmektedirler.De genkendes let på lugten.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.På det tidspunkt havde politiet evakueret langt de fleste naboer til fabrikken.
Renksiz, ağır, kokusuz bir soy gaz olan ksenon Dünya atmosferinde eser miktarda bulunur.Xenon er en tung, farveløs og lugtfri ædelgas, og findes i små mængder i jordens atmosfære.
Hatta trüfü, sadece kokusu için kullananlar bile bulunmaktadır.Dette kan også bare skyldes at han stinker til at tegne.
(Ur/Vur) kökünden türemiştir.(Engelsk titel Burned) Vækket.
Camide Türk san’atinin kokusu bile yoktur.Der findes ingen danske statslige råd for camping.
Hoş kokulu esanslar kullanır ve tırnaklarını boyarlardı.Han havde velplejede negle og var nybarberet.
Tom veya Tum kökünden türemiştir.DR eller stod tom.
Çürümüş, kokuşmuş yemler.Den har ildelugtende stinkkirtler.
Renk ve kokusu yoktur.Det er uden smag og lugt.
Kokunun etkisi iki basamaklı bir süreçte ele alınabilir.Timeeffekten kan præges af to modsatrettede effekter.
Ama ortalığı kerih bir koku sardı ve Müslümanlar rahatsız oldular.Den musikalske smag forandredes, og de blev umoderne.
Sırtındaki çiçek hoş koku yayarak pokemonları kendine çeker.Hans fødder lugter så voldsomt, at lugten alene giver folk brækfornemmelser.
Kokunun sloganı ise büyülü bir şeyler başlangıcı dır.Kuplen med sin spirallanterne er bemærkelsesværdigt original.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Den brune hyæne kan lugte ådsler 14 km væk.
“Poliamori” sözcüğünin kökü Yunanca ve Latinceye dayanır.Betegnelsen for 'kopter' på koptisk har både en græsk og en koptisk oprindelse.
Barut kokusu, Galata köprüsünden hissedilmekteydi.Kanalen var baseret på Kartuva åen.
Yeni yaprak ve sürgünler elde oğuşturulunca güzel bir koku çıkar.Gamle grene og stammer får en opsprækkende bark med lodrette furer.
Koku alma yetisi çok gelişmiştir.Deres lugtkolbe er særdeles veludviklet.
Yasemin çayının sonuçtaki tadı çok incedir ve hoş kokuludur.Lidt for meget efter Kuros og Sens smag.
Bu arada Scooby Çetesi üyeleri için havada aşk kokusu vardır.I Platons Symposion diskuterer deltagerne i festen begrebet kærlighed.