Alan yiyecek standlarına dönüşerek meşgul hayatı ile kocaman bir açık hava restoranlarına dönüşür.Por la noche, la plaza se llena de puestos de comida, convirtiéndose en un gran restaurante al aire libre.
Erişim tarihi: 28 Temmuz 2013. ^ "Kocaman dönemi sona erdi".«28 de Julio: Se Acabó La Tusa».
Kapıda kocaman kafalı bir ayı varmış.Uno tenía un Falcon verde en la puerta.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Cuando se quita las gafas y se abre mucho los ojos, ella es irreconocible.
Kocaman bir evde yalnız yaşıyor.Vive da solo in una casa enorme.
Yeni kocaman yapılar ilk kez Versiyon 6'ya ait olan diyarlarda ortaya çıkarlar ve ciddi beceriler gerektirir.Le nuove fortezze colossali si presentano per la prima volta nella versione 6 e richiedono tantissime abilità.
O günler hatırlayan kült film yapımcısı ve çizgi roman yazarı Kevin Smith "O yaz kocamandı.I cinefili e il fumettista Kevin Smith ricordano che "quell'estate fu smisurata.
Ejderhaya benzeyen kocaman bir varlıktır.Un mostro simile ad un drago.
Kocaman karga burunlu, kambur olup sivri uçlu bir şapka giyer.È alto e massiccio e indossa un cappellino militare.
Burnunuz ne kocaman!Il naso è molto importante, sa?
Korkaklığıyla dikkat çekse de kocaman bir kalbi vardır.Anche se sembra fredda, ha un gran cuore.
Kendine kocaman bir ordu kurmuştur.Vi mantiene tuttora una base militare.
Gökyüzünden bakıldığında, nehir kocaman bir yılan gibi görünüyordu.С высоты река была похожа на огромную змею.
Bu kocaman bir yanlış anlaşılma.Всё это большое недоразумение.
Rodos Adası, kocaman gövdeli tek bir yarışmacı yollar.Остров Родос прислал только одного участника, колоссального.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Как только вы, «с широко закрытыми глазами» пристально вглядываетесь в них — они исчезают.
Kapıda kocaman kafalı bir ayı varmış.У двери стоял огромный уродливый тролль.
Mistress Ford içine bir adam sığabilecek sepetten yapılan bir kocaman elbise sandığı tedarik etmiştir.Тем временем миссис Форд уже принесла большую корзину для одежды.
Kendine kocaman bir ordu kurmuştur.Его сопровождала огромная армия.
Fenerbahçe'nin eski futbolcularından Aykut Kocaman sportif direktörlük görevine getirilmiştir.Для знаменитого футболиста Лаврова пришло время оставить большой спорт.
Birden gökyüzünde ışıltılar saçan, kocaman bir uzay gemisi belirir.Внезапно в небе появляется инопланетный космический корабль, видимо, терпящий крушение.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...أو تشوف عيوني فيها أنت ما خليت حاجه ..
Barton bir sahnede Lipnick ile kocaman kıpırtısız bir yüzme havuzunun yanında buluşur.Barton conhece Lipnick em uma cena ao lado de uma enorme, impecável piscina.
Kapıda kocaman kafalı bir ayı varmış.Há uma sombra misteriosa na porta.
Bu sebeple kendisine Kocaman Ali derlermiş.Ele definitivamente deu a eles um pé extra.
Sırtlarında simsiyah kocaman kanatları vardır.E tinha asas grandes recolhidas nas costas.
Erişim tarihi: 28 Ekim 2014. ^ "Kocaman dönemi sona erdi".Consultado em 28 de outubro de 2014 «Chegou o grande dia!
Sonuç olarak Springfield'a EPA tarafından kocaman bir cam kubbe yerleştirilir.Als gevolg hiervan plaatst de EPA een enorme glazen koepel over Springfield.
Korkaklığıyla dikkat çekse de kocaman bir kalbi vardır.Hoewel hij zich stoer voordoet, heeft hij een hart van goud.
Şişman, belli belirsiz bir boyun ve kocaman bir bıyıkla tasvir edilir.Hij wordt beschreven als een dikke, vlezige man met nauwelijks een nek en een enorme snor.
Aniden karşılarına kocaman bir savaş gemisi çıktı.Op zekere dag kwam er een enorme vloot aangevaren.
"Kocaman kampa 4 genç götürdü".Het bekken wordt gedragen door vier jeugdige diakenen.
2002'ye kadar Aykut Kocaman'ın yardımcılığını yaptı.Tot 2002 was Mróz hoofdsponsor.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Als hij weer gaat, kunnen ze nauwelijks hun ogen openhouden.
Kocaman bir evde yaşıyor.Zij woont in een enorm huis.
Kapıda kocaman kafalı bir ayı varmış.Okazało się, że za drzwiami stoi ogromny niedźwiedź.
"Ufak Tefek Cinayetler ve kocaman şarkılar..."Małe zbrodnie, duże kłamstwa. .
Kocaman göbeğinin yanında kocaman gözlükler takar.Jej trybutem rozpoznawczym były duże okulary.
Merkezdeki büyük gökada, kocaman bir eliptik olan NGC 3268'dir.W jej centrum znajduje się duża, masywna galaktyka eliptyczna NGC 3268.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Якщо видно тільки очі, то ім'я показано не буде.
Kocaman Hocaoğlu Mh., Ortaköy Mh.Почесний громадянин м. Дружківка.
Birden gökyüzünde ışıltılar saçan, kocaman bir uzay gemisi belirir.Najednou se na obloze objeví kosmická loď.
Yeni kocaman yapılar ilk kez Versiyon 6'ya ait olan diyarlarda ortaya çıkarlar ve ciddi beceriler gerektirir.Noile clădiri colosale au apărut pentru prima dată în versiunea 6 și necesită cantități enorme de abilități.
Havlamayı çok sever ve sesi kocaman bir köpeğinki kadar çok çıkar.Acordă mare importanță apariției, îi place mult să strălucească ca Soarea însăși.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...De a szemüket akadályozta valami, hogy fel ne ismerjék. ...
Kocaman bir piramit ve saray yaptırır.Több pagodát és palotát építettek.
Elinde kocaman bir stadyumla kalakalan John Houlding de Liverpool FC'yi kurdu.John Houlding politikus és üzletember nagy szerepet játszott a Liverpool FC megszületésében.
Aniden karşılarına kocaman bir savaş gemisi çıktı.A későbbiekben széleskörűen használt hadihajóvá vált.
Korkaklığıyla dikkat çekse de kocaman bir kalbi vardır.Masentuneisuudestaan huolimatta Ihaalla on suuri sydän.
Aniden karşılarına kocaman bir savaş gemisi çıktı.Hätäinen konetykkituli maalina olevalta alukselta meni kuitenkin karkeasti yli.
"Kocaman kampa 4 genç götürdü".Räsänen on pelannut neljä nuorten maaottelua.
Hatta kocaman papyonları bile vardır.Lisäksi on suuria tähdenpilkkuja.
Havlamayı çok sever ve sesi kocaman bir köpeğinki kadar çok çıkar.Του αρέσει η εκπομπή τους πολύ, όπως και στην κόρη του.
Kocaman göbeğinin yanında kocaman gözlükler takar.Ξεχωρίζει από τα μεγάλα στρογγυλά γυαλιά που φοράει.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Det oplever et barn, hvis øjne ser ting, de slet ikke burde.
Onlar da su dolu kocaman mideleriyle ortaya çıktılar.Fjordene fyldtes med enorme vandmasser.
Herkes ona Kocaman Ali dermiş ve çok sevilirmiş.Han elsker hende højt og er meget piget.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Når man lukker øynene kan man se steder eller ting som har skjedd».
Hatta kocaman papyonları bile vardır.De har også ganske store fasettøyne.
Çok zayıf, kocaman gözlüğü, gözlerini normalin birkaç katı büyüklükte gösterir.Cặp kính dày và to làm cho đôi mắt bà trông to ra gấp vài lần so với kích cỡ mắt bình thường.