Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Das Wams erinnert mich an eine Bettdecke auf einem riesigen Bett.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Dubletten får mig til at tænke på en dyne på den enorme seng.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.El jubón me hace pensar en un edredón sobre una gran cama.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Het wambuis doet me denken aan de sprei op het grote bed.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Il farsetto mi fa pensare a un copriletto sull'enorme letto.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Jackan får mig att tänka på överkast på den stora sängen.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Jaket itu membuat saya berpikir akan selimut di atas ranjang yang besar.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Kaftan przywodzi mi na myśl kapę na łoże.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.이 더블렛은 큰 침대위의 침대보를 생각나게 한다.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Le pourpoint me fait penser à un dessus-de-lit.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu."O gibão lembra-me uma colcha na cama grande.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Pieptarul mă face să mă gândesc la o cuvertură de pe patul mare.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Ten kabátec mi připomíná přehoz na široké posteli.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Το πανοφώρι με κάνει να σκεφτώ ένα κάλυμμα στο τεράστιο κρεβάτι.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Він змушує мене думати про ковдру на величезному ліжку.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Жакетът ме кара да мисля за покривало на голямо легло.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Он заставляет меня думать об одеяле на огромной кровати.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.בגד הגוף גורם לי לחשוב על כיסוי-מיטה רחב.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.تجعلني الصدرية أفكر بغطاء سرير على سرير كبير جداً
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.きっとそれが狙いだったんだろう
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Avea un zâmbet larg pe față, ceea ce era neobișnuit atunci pentru că știrile de obicei îl deprimau.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Er sah sehr glücklich aus, was damals ziemlich ungewöhnlich war, da ihn die Nachrichten meistens deprimierten.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Han log stort, vilket var ovanligt då, eftersom nyheterna oftast gjorde honom deprimerad.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Hij had een grote glimlach op zijn gezicht. Dat was ongewoon omdat het nieuws hem meestal depressief maakte.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.아버지는 크게 웃고 계셨는데 그 당시로는 이상했습니다. 왜냐하면 대부분의 뉴스는 아버지를 실망시켰으니까요.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Mal na tvári veľký úsmev, čo bolo vtedy nezvyčajné, lebo správy ho väčšinou deprimovali.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Na njegovem obrazu je bil širok nasmeh, kar je bilo za tisti čas nenavadno, saj so ga novice po navadi potrle.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Na tváři měl široký úsměv, což bylo tehdy neobvyklé, protože ho zprávy většinou deprimovaly.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Ông ấy nở một nụ cười rất lớn, điều này rất bất thường vì tin tức thường làm ông ấy buồn rầu hơn.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Széles mosoly terült szét az arcán, ami ritka volt akkoriban, mert a hírek többnyire nyomasztották őt.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Tidak seperti biasa, ada senyuman di wajahnya karena kebanyakan berita yang ada membuatnya murung.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Uśmiechał się szeroko, co było niezwykłe, ponieważ wiadomości przeważnie go przygnębiały.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Είχε ένα τεράστιο χαμόγελο, πράγμα περίεργο για την εποχή, γιατί συνήθως τα νέα του έφερναν κατάθλιψη.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Его лицо светилось радостью, хотя в последнее время новости лишь огорчали его.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.На його обличчі сяяла посмішка, що здивувало мене, оскільки зазвичай новини його пригнічували.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.На лицето му грееше голяма усмивка, нещо необичайно тогава, защото новините обикновено го депресираха.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.חיוך גדול האיר את פניו והדבר היה יוצא דופן בתקופה ההיא, מכיוון שבדרך כלל החדשות גרמו לו לדכדוך.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.كانت هناك ابتسامه كبيره تعتلي محياه .. والتي كانت نادره في ذلك الوقت .. لأن الأخبار كانت تحبطه بالعاده
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.普段は暗いニュースに 落ち込んでばかりいましたから 「タリバンが撤退したぞ!」 父は叫びました
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.Di Zambia, ukurannya sebesar ini.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.En Zambia, a este tamaño.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.En Zambie, jusqu'à cette taille.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.I Zambia, til denne størrelse.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.이만한 크기의 토마토가 잠비아에서는 이런 크기였죠.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.Máme tato úžasná rajčata. V Itálii rajčata rostou do této velikost.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.Na Zâmbia, deste.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.Sambiassa näin suureksi.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.Tại Zambia, nó to tới cỡ này này.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.V Zambii do takejto-
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.W Zambii - takich.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.Στην Ζάμπια, τόσο.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.В Замбии — до такого.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.В Италия доматите стават толкова големи.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.У Замбії - ось такі.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.הייתה גדלה לגודל כזה. בזמביה, לגודל כזה.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.تنمو الطماطم إلى هذا الحجم. أما في زامبيا فهي تنمو إلى هذا الحجم.
Zambiya'da böyle kocaman yetişti.信じられなかったけれど ザンビアの人には