Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Die Ehe wurde dank einer Schlange, die zwischen sie ging, nicht vollzogen (Siehe Geschichte von Auge).
Kraliçeler tavananna unvanını kral kocaları öldükten sonra da taşıyorlardı.Königin Victoria hatte dasselbe mit dem Zimmer ihres Mannes nach dessen Tod getan.
Her ikisi de kocalarını övmeye başlarlar.Beide wetteifern um ihre Gunst.
Kocalarımızı terkettik.Nous avons quitté nos époux.
Kocalarınızı terkettiniz.Vous avez quitté vos époux.
Kocalarını terk ettiler.Elles ont quitté leurs époux.
Kocalarımızı memnun etmekten hoşlanırız.Nous aimons contenter nos maris.
Kocalarınızı memnun etmekten hoşlanır mısınız?Vous aimez contenter vos maris, n'est-ce pas ?
Kocalarını memnun etmeyi severler.Elles aiment contenter leurs maris.
Diğer taraftan iki kadın kocalarını ondan aldıkları pusuladan haberdar ederler.En face d'eux se tiennent deux femmes dévoilant leur corps.
Evli kadınların kocalarını terketmesi halinde "kalın" erkek tarafına geri ödenir.Les allocations familiales sont reversées directement à l'époux.
Evli kadınlar fiziksel istismar dahil olmak üzere, kocaları tarafından kötü muamele gördüler.Las mujeres casadas eran a menudo maltratadas por sus maridos, incluyendo abuso físico.
Evlilikten sonra zevceler kocalarına tamamiyle bağlıydı.Fuera de matrimonio tuvo a Guzmán el Bueno.
Her ikisi de kocalarını övmeye başlarlar.Ambos se sienten orgullosos de convertirse en padres.
Diğer taraftan iki kadın kocalarını ondan aldıkları pusuladan haberdar ederler.En ella encuentran dos bolas de las que obsequió a las muchachas.
Özellikle evli kadınlar, kocalarına sağlık ve uzun yaşam dilemesi için ona tapınırlar.È particolarmente venerata dalle donne sposate che pregandola chiedono salute e longevità per i loro mariti.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Conflitti fra ricchi e poveri, adolescenti e genitori, mogli e mariti, insegnanti e studenti.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Богатые конфликтуют с бедными, подростки — с родителями, жёны — с мужьями, а учителя — с учениками.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.При этом жены не имели прав даже на то имущество, которое муж им подарил при жизни.
Diğer taraftan iki kadın kocalarını ondan aldıkları pusuladan haberdar ederler.Незаметно для него за ним следят двое мужчин, гуляющих с собачкой.
Kocalar, Diyarbakır ilinin Merkez bağlı bir mahalledir.Супруги обосновались в одном из его пригородов.
Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, karılar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle savaştadırlar...Ricos entram em conflitos com os pobres, adolescentes com seus pais, esposas com seus maridos.
Evli kadınların kocalarını terketmesi halinde "kalın" erkek tarafına geri ödenir.Tudo começa a complicar quando o "falecido" marido retorna.
Her cinayetin ardından, kocaları kurbanların durumlarına göre maddi ödemeler yapmaktadırlar.Jednakże po każdym zabójstwie ich mężowie rozliczają się finansowo.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Aby nikt nie zmusił jej do małżeństwa, złożyła śluby dziewictwa (czystości).
Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler?Tu leżą wasi synowie, ojcowie i mężowie”.
Her ikisi de kocalarını övmeye başlarlar.Обох взяли на виховання родичі.
Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler?Zabijeme vás, vaše ženy, vaše děti, vaše rodiče.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Při tom se nevydával pouze za mužská, nýbrž rovněž za ženská božstva.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Aceștia sunt care nu s-au întinat cu femei, căci sunt feciorelnici.
Kocalarını öldürmek isteyen kadınlara zehirli içecekler satmasıyla ünlüdür.Era faimoasă pentru faptul că vindea otravă pentru nevestele care voiau să-și omoare soții.
Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler?Le omoară copiii, soțiile, părinții și prietenii părinților lor.
"Kadın seri katiller için, önemli kurbanları arasında kocaları ve çocukları vardır.Siviiliuhrien joukossa on naisia ja pieniä lapsia.
Tebliğ Cemaati, davanın hem kocalarından, hem de çocuklarına bakmaktan mühim olduğunu öğretir.Hutunaiset, olkaa tarkkaavaisia ja varmistakaa, että aviomiehenne, veljenne ja poikanne tajuavat tämän.
Kocalarını öldürmek isteyen kadınlara zehirli içecekler satmasıyla ünlüdür.Tofana pidätettiin myrkkyjuoman myymisestä naisille, jotka halusivat päästä eroon aviomiehistään.
Her cinayetin ardından, kocaları kurbanların durumlarına göre maddi ödemeler yapmaktadırlar.Efter drabene gør ægtemændene op med bøder for drabene i henhold til disses status.
Her cinayetin ardından, kocaları kurbanların durumlarına göre maddi ödemeler yapmaktadırlar.Etter drapene gjør ektemennene opp med bøter for drapene i henhold til disses status.
Kocalar ve Karılar 1992 ABD yapımı romantik dramatik filmdir.Dr. T og kvinnene er en filmkomedie fra 2000.
Çin'de o dönemde kadınlar kocalarının varlığı altında yaşamak zorundadırlar.이 시점에서 중국은 남북으로 분단될 상황에 놓여 있었다.
Her ikisi de kocalarını övmeye başlarlar.ועל כן השניים החלו מסיתים את השכירים.
Kraliçeler tavananna unvanını kral kocaları öldükten sonra da taşıyorlardı.ככל הנראה, הפועלות מובילות את הזכר אל המלכה לאחר שהסירו את כנפיו.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Cũng một thể ấy, chồng phải yêu vợ như chính thân mình. Ai yêu vợ mình thì yêu chính mình vậy.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Cũng một_thể ấy , chồng phải yêu vợ như chính thân mình . Ai yêu vợ mình thì yêu chính mình vậy .
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.이와 같이 남편들도 자기 아내 사랑하기를 제몸같이 할지니 자기 아내를 사랑하는 자는 자기를 사랑하는 것이라
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Tako so možje dolžni ljubiti žene kakor telesa svoja. Kdor ljubi ženo svojo, ljubi sebe;
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Tak powinni mężowie miłować żony swoje, jako swoje własne ciała; kto miłuje żonę swoję, samego siebie miłuje.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Tak sú povinní aj mužovia milovať svoje ženy jako svoje vlastné telá. Kto miluje svoju ženu, sám seba miluje.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Takť jsou povinni muži milovati ženy své jako svá vlastní těla. Kdo miluje ženu svou, sebeť samého miluje.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever."за да ти бъде добре и да живееш много години на земята".
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Так должны мужья любить своих жен, как свои тела: любящий свою жену любит самого себя.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.Так мусять чоловіки любити своїх жінок, як свої тіла; хто бо любить свою жінку, себе самого любить.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.כן האנשים חיבים לאהב את נשיהם כגופם כי האהב את אשתו אהב את עצמו׃
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.كذلك يجب على الرجال ان يحبوا نساءهم كاجسادهم. من يحب امرأته يحب نفسه.
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.丈 夫 也 當 照 樣 愛 妻 子 、 如 同 愛 自 己 的 身 子 . 愛 妻 子 、 便 是 愛 自 己 了
Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever.丈夫 也 當照 樣愛 妻子 、 如同 愛 自己 的 身子 . 愛妻子 、 便是 愛自己 了
"Bir ayrıcalık tanıyarak onlarla birlikte kocalarını da götüreceğim." dedim.Aku berkata," Saya akan memberikan kemudahan. Aku akan mengajak para suami bersama juga. "
"Bir ayrıcalık tanıyarak onlarla birlikte kocalarını da götüreceğim." dedim.Eu disse: "Faço uma concessão.
"Bir ayrıcalık tanıyarak onlarla birlikte kocalarını da götüreceğim." dedim.Ho detto: "Posso fare una concessione. Porterò con me anche i mariti."
"Bir ayrıcalık tanıyarak onlarla birlikte kocalarını da götüreceğim." dedim.I-am spus, "Voi face o concesie. Îi voi lua şi pe soţii lor."
"Bir ayrıcalık tanıyarak onlarla birlikte kocalarını da götüreceğim." dedim.Ich sagte, "Ich komme Ihnen entgegen. Ich werde auch die Ehemänner mitnehmen."