koca ile cümle
koca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kocasının evinde bin tür eziyete maruz kalır.Gemeinsam beschädigen sie einige Sachen in seiner Wohnung.
Kocasının ölümüyle tamámen yoksul duruma düştü.Sie geht mit dem Tod ihres Ehemanns erstaunlich gefasst um.
Kocasının ailesi fanatik muhafazakar Müslüman bir ailedir.Sie vertritt ein konservatives Familienbild.
18 Ağustos 1340 (1924) tarihinde Kocaeli Asliye Mahkemesinde hâkimlik görevine başlamıştır.Am 18. August 1924 wurde er Richter am Amtsgericht in Kocaeli.
Kocası ölmüş bir kadına dul denir.Une femme dont le mari est mort s'appelle une veuve.
Mary'nin kocası ona kötü davrandı.L'époux de Marie la maltraitait.
Kocasını sevmiyor.Elle n’aime pas son mari.
Kocaman ağzını kapa.Fermez votre grande bouche.
Kocama yalan söylüyordum.Je mentais à mon mari.
Kocama bile söylemedim.Je ne l'ai jamais même dit à mon époux.
Evet, biz zaten senin koca bir kurnaz olduğunu biliyoruz!Ouais, on sait déjà que tu es un gros malin !
Kocamı terk ettim.J'ai quitté mon époux.
Kocanı terk ettin.Tu as quitté ton époux.
Kocasını terk etti.Elle a quitté son époux.
Mary kocasını terketti.Marie a quitté son époux.
Kocalarımızı terkettik.Nous avons quitté nos époux.
Kocalarınızı terkettiniz.Vous avez quitté vos époux.
Kocalarını terk ettiler.Elles ont quitté leurs époux.
Kocamı memnun etmeyi severim.J'aime contenter mon mari.
Kocanı memnun etmeyi seversin, değil mi?Tu aimes contenter ton mari, n'est-ce pas ?
Kocasını memnun etmeyi sever.Elle aime contenter son mari.
Mary kocasını memnun etmeyi sever.Marie aime contenter son mari.
Kocalarımızı memnun etmekten hoşlanırız.Nous aimons contenter nos maris.
Kocalarınızı memnun etmekten hoşlanır mısınız?Vous aimez contenter vos maris, n'est-ce pas ?
Kocalarını memnun etmeyi severler.Elles aiment contenter leurs maris.
Şu koca köpeğe bakın.Regardez ce gros chien.
Marsilya'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi.À Marseille, elle se préoccupe de la libération de son mari et des possibilités de fuir à l'étranger.
Orada ilk kocası Michal Ljalko ile tanıştı.Elle y rencontra son premier mari, Michal Ljalko.
İkinci kocası Georgi-Rene Maksimovski'den iki oğlu bulunmaktadır.Elle a deux fils avec son deuxième mari Georgi-Rene Maksimovski,.
Virginia kocasına, ölümünden sonra, onun koruyucu meleği olacağına söz verdi.Elle promit à son mari qu’après sa mort, elle serait son ange gardien.
İfadesine göre kocası savaşta, kızı ise henüz 8 günlükken bilinmeyen bir nedenden dolayı öldü.Son mari serait mort au combat, sa fille serait morte pour des raisons inconnues à l'âge de huit jours.
Skandal ancak Osgood kocasıyla yeniden bir araya geldiği zaman yatıştı.Le scandale ne cessa que lorsque Osgood retourna auprès de son époux.
İlk kocası ona bir oğul (88 yılında ölen) doğurduğu Konsül Marcus Julius Vestinus Atticus'dur.Son premier époux est le consul Marcus Julius Vestinus Atticus avec lequel elle a un fils mort en 88.
136 ya da 137'de kocasından önce, bilinmeyen bir nedenle öldü.Elle meurt avant son mari, fin 136 ou début 137, de causes inconnues.
Buna karşılık Virginia, çağdaş açıklamaların çoğuna göre, kocasını neredeyse idolleştirmişti.Elle, de son côté, selon de nombreux récits contemporains, idolâtrait presque son époux.
Kocasına göre, Sutude açlık grevine dört hafta sonra 23 Ekim'de sona erdirdi.Selon son mari, Mme Sotoudeh met fin à cette grève de la faim quatre semaines plus tard, le 23 octobre.
Hiç büyüyememiş koca bir çocuk.C’est un enfant qui n’a pas grandit.
Theodote'a kör bırakılmış kocasıyla özel bir sarayda köşeye çekilmesine izin verildi.Théodote est autorisée à se retirer dans un palais privé avec son mari.
Gregoria ve kocasının en az iki oğulları oldu.Gregoria et son mari ont au moins deux fils.
Gökten gelen bir ses Şiva'nın evlendikten sonra kocasını dirilteceğini söyleyerek onu tam zamanında durdurur.Une voix céleste l'arrête à temps, annonçant qu'après le mariage de Shiva, elle fera revivre son mari.
Yaşamının misyonunu kocasının şiirsel kalıtını korumak ve yayımlamak olarak belirledi.Elle s'est fixé comme mission la conservation de l'héritage poétique de son mari.
Mona, Abraham Simpson'un ayrılmış kocasıdır ve Homer Simpson'ın annesidir.Mona est l'ex-femme d'Abraham Simpson et la mère d'Homer.
Birkaç günlük evliyken kocasını kaybeder.Il perd son épouse après quelques années de mariage.
Suzel sahneden ayrılırken David iyi bir gelin olacağı ve kocasını bulacağına dair yorum yapar.Au départ de Suzel, David remarque qu'elle ferait une bonne épouse et qu'il lui trouvera un mari.
Üzgün olan Anne kocasının mezarını her gün ziyaret etmektedir.La veuve du commandeur se rend encore chaque jour sur la tombe de son mari.
Vi (Rose hakkında): Kocası beni Napoli'den aradı.Lucy hésite à retourner auprès de son mari à Atlanta.
Fiyodor İlyiç Kuligin - Maşa'nın kocası.Fiodor Illitch Kouliguine : époux de Macha.
Böylece erkek kardeş ile kız kardeşinin kocası (enişte/damat) avcılık ortaklığı kurup birlikte avlanırlar.Son frère et sa sœur (qui épousera un membre de la famille de Sèze) meurent avant lui.
Kaynak: Weatherbase Kocaçay iki kolu vardır.Fascisme : Vous avez deux vaches.
Ya kocasını öldürecek, ya puta tapacak ya da şarap içeceklerdi.Il lui fallait cet individu ou on fermait le café.
Wallace'ın kel bir kafası, kocaman kepçe kulakları ve de kocaman bir burnu vardır.Lucario a un grand nez et de grandes oreilles.
Ama kocası George değil Antonio'dur.Son masculin est Antoine.
Kocası Homer ile birlikte üç çocuğu vardır: Bart, Lisa ve Maggie.Avec son mari, Homer, elle a trois enfants : Bart, Lisa et Maggie.
Ekim 1839 da Anita kocası Manuel Duarte Agular'ı terk etti.En 1839, Mary Mantell quitte son mari.
Tacitus'un anlattıklarına göre evlilikleri boyunca kocasını "sonu gelmeyen suçlamalarla takip etmişti".Tacite indique que pendant leur mariage « elle ne cessa de poursuivre son mari de ses accusations ».
Kocası şehirde önemli kabul edilen bir konumdaydı.La famille occupait un rang très honorable dans la région.
Clemm ile Poe'nun ilişkisinin karı kocadan çok ağabey kardeş ilişkisine benzediği fikri de ortaya atılmıştır.Il a été suggéré que Clemm et Poe auraient plutôt eu des relations de frère à sœur que de mari à femme.
Kocası bunu protesto etti ve onun hamile olduğunu belirtti.Cet homme devint violent, et elle se rendit compte qu'elle était enceinte de lui.
Araları bir karı-koca gibi değil, aksine iki yabancı gibidir.Les deux hommes, très dissemblables, nouent cependant une amitié réciproque.
Kocasını sevmesine rağmen, gergin bir ilişkileri vardır.Bien qu'il aime sa femme, il a eu une liaison.