Koşumlanmaları için 14 kişi yeterlidir.약수의 합은 14이다.
Koşum hayvanları ve yük hayvanları da bu tanıma girer.През нея влизат колата и товарните животни.
Part vuruşunda kullanılacak yay, atın koşum takımlarına takılmamak için mümkün olduğunca kısa olmalıdır.Gdje god je to moguće, treba izbjegavati naprezanje zakovica na vlak.
Dizgin: Koşumun araç sürücüsünün kontrolündeki kısmıdır.Súčasťou rituálu je trúbenie na baraní roh šofar.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.Da jeg var 22 år, kom jeg hjem fra arbejde, satte min hund i snor og tog afsted på min sædvanlige løbetur.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.Gdy miałam 22 lata, pewnego dnia wróciłam z pracy do domu, założyłam psu smycz i jak zwykle poszłam pobiegać.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.Khi tôi 22 tuổi tôi đi làm về, buộc dây con chó của tôi và chạy bộ như thường lệ
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.제가 스물두살이 되던 해에, 일을 마치고 집에 와서, 제 애완견 목에 줄을 채우고 늘상하던 조깅을 하러 갔지요.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.Pe când aveam 22 de ani, am venit de la serviciu, am pus lesa câinelui şi am ieşit să alerg, ca de obicei.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.Когда мне было 22, я пришла домой с работы, надела ошейник на свою собаку и пошла бегать, как обычно.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.כשהייתי בת 22, חזרתי הביתה מהעבודה, קשרתי לכלבה שלי את הרצועה, ויצאתי לריצה היומית שלי.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.عنما كنت في الثانية والعشرين، جئت من عملي ووضعت رسن كلبتى وذهبت لممارسة الجري كالمعتاد.
22 yaşımdayken işten eve geldim, köpeğime tasmasını taktım ve mutat koşuma çıktım.仕事から帰り、犬と一緒に ランニングに行くところでした。 その時はまだ、私の人生が永遠に
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Ich sehe dieses Pferd mit Geschirr, das den Schnee wegzieht.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Jag ser en häst med seldon, som drar undan snön.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.J'ai vu un cheval, avec un harnais, qui enlèvait la neige.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Jeg ser den her hest med seletøj, der trækker sneen væk.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.말 한마리가 마차를 끌며 눈을 쓸어갑니다.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Látom ezt a lovat, befogva, elvontatja a havat.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Näen valjastetun hevosen raahaamassa lunta pois.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Tôi thấy một con ngựa đeo yên cương, kéo tuyết đi.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Văd calul acesta, înhămat, îndepărtând zăpada.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Vedo questo cavallo, con i finimenti, che trascina via la neve.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor."Vejo um cavalo, com arreios, a limpar a neve.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Vidím koňa s postrojom odhŕňať sneh.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Vidím zapřaženého koně odhrnujícího sníh.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Widzę konia w uprzęży, który odciąga śnieg.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Βλέπω ένα άλογο, με ιπποσκευή, να απομακρύνει το χιόνι.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Виждам кон във впряг, който разчиства снега.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Я бачила коня в упряжі, що розсікав сніг.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Я вижу лошадь в упряжке, она убирает снег.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.אני רואה סוס, עם רתמה, גורר את השלג הלאה.
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor."أرى حصاناً مسرج ، يجر الثلج بعيدا"
Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.そして ある晩 シーンが変わったの
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Anda tidak memberitahu saya bahwa Anda bermaksud untuk pergi ke harness. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Bạn đã không nói với tôi rằng bạn có ý định đi vào khai thác. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Csak nem mondja meg, hogy akarnak menni a hám. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Du har ikke fortælle mig, at du ville gå i sele. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Du har inte berätta att du avser att gå i sele. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Et kertonut minulle, että sinun oli tarkoitus mennä tulee valjastaa. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Je hebt me niet verteld dat je bedoeld om te gaan in harnas. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "당신이 갈 의도다고 말해주지 않았어요 마구로. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Nepovedal si mi, že ste mali v úmysle ísť do sedačky. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Neřekl jsi mi, že jste měli v úmyslu jít do sedačky. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Nie mów mi, że ma się udać do uprzęży. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Nisi mi povedal, da ste želeli iti v pas. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Non mi hai detto che volevi andare nel cablaggio ".
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Sie hat mir nicht gesagt, dass Sie gehen sollen in zu nutzen. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Tu nu mi-a spus că intenţiona să meargă în harnaşament. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Vous ne me dites pas que vous aviez l'intention d'aller le collier. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Δεν έχετε να μου πείτε ότι θέλατε να πάτε στο κάθισμα. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Ви не кажіть мені, що ви хотіли піти в упряжці. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Вы не говорите мне, что вы хотели пойти в упряжке. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Не сте ми кажеш, че те са предназначени да отида в системата. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "אתה לא תגיד לי שאתה מתכוון ללכת אל הרתמה. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "أنت لم تخبرني بأنك تنوي الذهاب إلى تسخير ".
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "ハーネスに。" "じゃあ、どうやって知っていますか?"
Kar yağıyor, yumuşak bir kar. Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Ik zie dit paard met gareel, dat de sneeuw wegsleept.
Kar yağıyor, yumuşak bir kar. Bu atı görüyorum, koşum takımıyla, karı öteye sürüklüyor.Veo un caballo, con un arnés, retirando la nieve.
Tipik üretim koşumlarının büyüklüğündeki artış atık dökme sorununu daha da zorlaştırabilir.Creșterea dimensiunii seriilor de producţie tipice poate amplifica problema depozitării deșeurilor.