Hava koşulları nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.Catastrofa a fost provocată de condițiile meteo.
Kafasına sıktığı kurşun, güç koşullar altında yapılan morfinsiz bir ameliyatla çıkarıldı.Pentru a i se scoate glontele din cap, suferă o operație fără a-i fie administrată morfină.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Salariile muncitorilor erau foarte mici în raport cu condițiile de muncă și numărul de ore lucrate.
Sonraki on yıl içinde Taynoların yaşam koşulları giderek azalmıştır.În următoarele câteva săptămâni, volumul herniar diminuează.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.Lituania a fost obligată să accepte ultimatumul la 22 martie.
En son bahsedilen şok RD olağanüstü stresli piyasa koşulları sırasında kullanılmaktadır.Acesta din urmă este utilizat în măsurarea riscului în piață în extreme condiții de stres.
Fakat bu Kürtlerin sosyo-ekonomik koşullarından dolayı yaygınlık kazanamamıştı.Acest urbanizare nu a fost niciodată efectuată datorită presiunilor asociațiilor ecologiste.
Bu koşullar elektrostatik yaklaşım olarak bilinir.Aceste condiții sunt cunoscute împreună sub numele de aproximarea electrostatică.
Kamp hastanelerinde de insanlık dışı koşullar hüküm sürdü.Au fost arestați și bolnavi aflați internați în spitale.
1931 yılına kadar pek çok gerçek tur, çok farklı koşullar ve organizasyonlar tarafından yapıldı.Anul 1931 în literatură a implicat o serie de evenimente și cărți noi semnificative.
Neptün'ün Uranüs'e göre daha değişken hava koşulları, iç ısısının görece yüksekliğine bağlanıyor.Stratosfera lui Neptun este mai caldă decât a lui Uranus, din cauza concentrației ridicate de hidrocarburi.
Siz koşullarınızı değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değişitirebilirsiniz.Existența ta se poate schimba, posibilitățile tale se pot schimba, perimetrul tău se poate schimba.
Çalışma koşullarının kötülüğü ortaya çıkınca Naziler kitlesel zoralım yoluna başvururlar.Când tentația își face apariția înșelătoare, acești elevi se grăbesc să cadă în capcană.
Ancak kötü hava koşullarında zaman zaman bu faktör (ve dolayısıyla erişim uzaklığı) değişir.Evenimentul meteorologic neobișnuit a fost atribuit (și de data asta) schimbărilor climatice.
Zirvede hava koşulları çok değişkendir.Vara clima este foarte variată.
Omurgalılardaysa, gelişmiş gözler çok farklı koşullarda ayrıntılı biçimde görmelerine olanak sağlar.Adultul are ochi mari, care îi permit să vadă în aproape toate direcțiile.
Daha fazla söylememe koşullar izin vermiyor.Circumstanțele nu îmi permit să spun mai multe.
Kontes tüm bu koşullarla aynı fikirde.Contesa este de acord cu toate aceste condiții.
Koşullara uyum sağlamak zorundasın.Trebuie să te adaptezi la circumstanțe.
Tipi, aşırı hava koşullarına bir örnektir.Viscolul este un exemplu de condiții meteorologice extreme.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."És szembe kell néznünk a kemény tél veszélyeivel is.”
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Kórházi ápolásra ritkán van szükség.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Ezen viszonyok életbenmaradási és szaporodási versengéshez vezetnek az élőlények között.
Tek başına bu koşullar faillerin soykırım yapması için yeterli değildir.Önmagukban ezek a feltételek nem elegendőek az elkövetők számára a népirtás elkövetésére.
Söz konusu metin genel Google hizmet koşullarından alınmıştı.A kérdéses szövegrész az általános Google felhasználási feltételekből származott.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Sajnos nem a legjobb körülmények között kell majd játszanunk.
Savaşçı olmayanlar kendilerinin yaratmadıkları bu koşullarda mağdur edilmemelidir.Az osztályok nem léteznek az őket alkotó dolgok nélkül.
Fulbright Programı başvuru KoşullarıFulbright-ösztöndíjas.
Demiryolunun inşası yerel koşullar altında çok iddialı bir girişimdi.A vasút építői extrém körülményekkel találták szembe magukat.
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.Ezen jogok érvényesülésének biztosítása a nemzeti bíróságok feladata.
Türleşme, hem kontrollü laboratuvar koşullarında hem de doğada, birden çok defa gözlemlenmiştir.A folyamatot többször megfigyelték mind laboratóriumi, mind természetes körülmények között.
O da ucube bir ortamda kötü koşullar altında bu görevi yerine getirir.A férfi még e rettenetes szituációban is tagadni próbál.
Bu bölge çok değişik iklim ve doğa koşullarını içermekteydi.Az ország az eltérő éghajlati és természeti adottságok miatt nagyon sokszínű.
Üretimin nihai koşulu üretim koşullarının yeniden üretilmesidir.Első feltétel, hogy a termelés újra felélénküljön.
Ayrıca bölgenin coğrafi koşullarından dolayı gelişmiş ve gelişmeye devam etmektedir.A hely kedvező természeti adottságai és klimatikus viszonyai miatt egyre fejlődött és terjeszkedett.
Bu durum ek koşullarla Seviye 2 ve 3 sertifikasyonu için de geçerlidir.Ezt a szabályt alkalmazni is kellett a középsúly 2. és 3. helyének eldöntésére.
Bütün üyeliğe aday ülkelerin bu koşullara uyması beklenmektedir.Az összes többi tagállam számára kötelező az euró bevezetése, amennyiben teljesítik annak feltételeit.
Eğitim faaliyeti Avrupa Kredi Transfer sisteminin koşullarına uygun olarak yürütülmektedir.Magyarországon a European Credit Transfer Systemmel összhangban dolgozták ki.
Çalışma koşulları iyileştirildi ve günlük çalışma süresi 8 saate indirildi.A napi rendes munkaidő nyolc óra, ezt nevezi a törvény általános teljes napi munkaidőnek.
İsyan'ın çıkış noktası koşullar ve yiyecek sıkıntısıydı.A legnagyobb gond a visszavonuláskor a terepviszony és az élelmezés volt.
Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir.Több pólya esetén ezek az arányok módosulnak.
Ancak Sovyet tarafının kayıtsız şartsız teslim konusunda ısrarı nedeniyle koşullarda anlaşamadılar.Elmondta továbbá, hogy nem keresik az oroszok közvetítését olyan ügyekkel, mint a feltétel nélküli megadás.
Brands Hatch yarış pistindeki yarışa kötü hava koşulları damgasını vurdu.A Brands Hatch-i pályán rendezett utolsó versenyen Buemit utólag diszkvalifikálták.
Benzer koşullar altında kemiriciler gibi küçük memeliler ise ada devleşmesi sürecine maruz kalır.A bálványhoz hasonló kisebb-nagyobb szobrok elterjedtek lehettek a szigeten a rézkorban.
Çoğu ekstremofiller(ekstrem koşulları seven) mikroorganizmalardır.Az extremofilek nagy része mikroorganizmus.
Düşük ücretler, uzun iş saatleri ve kötü barınma koşulları işçiler arasında tepkiler doğurmada gecikmedi.A kis fizetések, a rossz életkörülmények és a felemelt munkanormák a munkásokat is elégedetlenné tették.
Kötü koşullardaydı.Szegény körülmények között élt.
İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.Másodsorban más körülmények között és független helyzetben más újítások jelentek meg benne.
Eserlerinde Sardunya'daki zorlu yaşam koşullarını tasvir eder.Tapasztalatairól, a szörnyű életfeltételekről írta Estação Carandiru című könyvét.
Yükün hiçbir zaman belirlenen hizmet koşullarını aşmaması gerekir.A követelmények nem garantálják a feltételes várható értéket.
Araştırma istasyonu film ekibi tarafından yazın inşa edildi çekimler dondurucu kış koşullarında yapıldı.A könyv alapján készült az Örök tél című történelmi filmdráma forgatókönyve.
Anayasa tarafından belirlenen belirli koşullar altında Meclis feshetme hakkına sahiptir.Különleges helyzetekre azonban az alkotmány rendkívüli jogokkal ruházta fel a Szövetségi Gyűlést.
Nesnel anlamda olanak, bir şeyin belirli koşullar altında ya da içinde gerçek olabilme durumunu belirtir.Egyes dolgok esetén kérdéses, hogy a fogalom alá tartozik-e vagy sem.
Doğru koşullarda yetiştiği takdirde ise yirmi ila otuz sene yaşayabilirler.Terráriumi körülmények között akár 20-30 évig is élhetnek.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Kifejezetten zajos természetük sem éppen lakásba való.
Pratisyen koşullara göre bu tekniklerden dilediğini kullanabilmekte serbesttir.Hogy ez alatt a gyakorló mit csinál, igények válogatják.
Bu sebeple her bitki topluluğunun kendine özgü toprak ve iklim koşullarından söz edilir.Minden növénynek megvannak a saját igényei mind a földdel, mind az éghajlati tényezőkkel szemben.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Hänen ei tarvinnut – koska, oikeissa olosuhteissa, tarinat aktivoituivat kylväen itse itsensä."
Gölün büyüklüğü ve rüzgarlı koşulları sayesinde sörf yapmak mümkündür.Surffaus on mahdollista järven koon ja tuulisten olosuhteiden ansiosta.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Nämä olosuhteet tuottavat eliöiden välistä kilpailua selviytymisestä ja lisääntymisestä.