Ekstrem koşullara uğrayabilir.Jest też wytrzymały na skrajne warunki.
Hayvanlar en uygun şekilde beslenme ve yaşam koşullarını elde etmek için çalışırlar.Czy pacjent odżywia się odpowiednio i zachowuje odpowiedni poziom odżywienia?
Oldukça kararsız diğer izotoplar (4H - 7H) laboratuvar koşullarında sentezlenmiştir.Pozostałe izotopy wodoru, (4H–7H) zostały wytworzone sztucznie.
Kötü koşullardaydı.Przebywali w dobrych warunkach.
Bu tip koşullarda, öncülleri gerçekten doğru olan şeylerin gerçekten var oldukları belirtilir.Aby żyć naprawdę, trzeba najpierw zobaczyć rzeczy takimi, jakimi są.
Savaş, hava koşullarının düzeldiği 5. günde, 2 Eylül 31 (MÖ) tarihinde meydana geldi.15 września (dzień D) pogoda była doskonała.
İleri cerrahiler içinse "ameliyathane" koşullarında çalışırlar.W zaawansowanym wypadaniu stosuje się zabiegi operacyjne.
Alman-tarzı pilsner biraların Amerikan koşullarına uyarlanmış versiyonudur.Jego strategia to blitzkrieg dostosowany do amerykańskich realiów.
Buzullar arası dönem, buzul dönemleri arasında daha sıcak iklim koşullarına sahiptir.Na przykład klimatyzator zużywa więcej energii po południu, kiedy jest gorąco.
Bu koşullar nedeniyle konforlu bir yolculuk sağlamazlar.Przez nieszczęśliwy zbieg okoliczności do spotkania tego nie dochodzi.
Kararda Nazi makamlarını esirlerin koşullarını iyileştirmek için daha fazla adım atılmaları istendi.Decyzja ta pobudziła niemieckie władze do podjęcia dalszych kroków na rzecz poprawy sytuacji jeńców.
Sıcak iklim koşullarında yetişir.Najlepiej rośnie w klimacie ciepłym.
Lakin bir yandan bastıran kış koşulları bir yandan da Ermeni çeteleri onların bu endişesini haklı çıkarmıştır.Pani Zima słowami Oto kara za twoje lenistwo zamknęła bramę.
Bu konuda ilerlemiş,o günün üretim koşulları derecesinde gerçekleştirmiştir.Powyższy wzór zakłada stałość funkcji produkcji w czasie.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Konflikt zwiększa zdolności adaptacyjne danego systemu społecznego.
Maruz kaldıkları koşullar tanımlanmazsa karşılaştırma yapmak manasız olur.Gdy nie można ustalić przyczyny wystąpienia porażenia, traktuje się je jako idiopatyczne.
Süspansiyonlar yol koşullarına ya da sürücünün kullanım tarzına göre elektronik olarak ayarlanır..Sterowanie realizowane jest elektronicznie w zależności od warunków jazdy samochodu.
Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.Nie ma żadnego znaczenia biologicznego.
Toplantıda ikisi de Thatcher'ın koşulları kabul etmemesi halinde istifa edeceklerini söylediler.Vid mötet hävdade de båda att de skulle avgå om Thatcher inte gick med på deras krav.
Grönland tarihi, Arktik koşullar altındaki bir yaşam öyküsüdür.Grönlands historia handlar om ett liv under extrema arktiska förhållanden.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Han behövde inte – därför att historierna aktiverade och sådde sig själva, under de rätta förutsättningarna“.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.De svagaste stjärnorna som kan ses av människans öga under goda förhållanden är ungefär på magnitud +6.
Ekonomik ve siyasi koşullar önem kazanmaktadır.Politiska och ekonomiska förbindelser har blivit mycket bättre.
Oda koşullarında katı halde bulunur.Rena hem på smutsiga villkor?
7 Kasım 2006 ara seçimlerinde bu koşullar tekrar değişti.Vid riksdagsvalet 2014 skedde detta igen.
Geçmişte Mısır milliyetçiliği kendi yerel koşulları içinde ortaya çıkmıştı.Vid hans tid verkar Egypten redan ha varit enat.
Yerleşim için oldukça uygun koşullara sahiptir.Se till att det finns tillräckligt med bostäder!
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.En sådan bildning kallas även för drumlin.
Beerware, dağıtım koşulları oldukça esnek olan yazılımları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.Beerware är ett något skämtsamt namn på programvara som tillhandahålls under en mycket öppen licens.
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.Picasso börjar sin blå period som pågår till 1904.
Aydınlanma koşulları doğru olduğu zaman, gözlemlerimi aldım.Vid rengöring av valven blev takmålningarna synliga.
“Yiyecekleri bitince atlarını yemek zorunda kaldılar, anlaşma koşulları rica ettiler.”Innan de gav sig av stack de ihjäl alla sina hästar och tömde matförråden.
Aynı zamanda hava koşulları da kötüydü.Även luftstriderna var hårda.
Ancak çok sayıda savaşçı yeni koşullar altında savaşmaya devam etme kararı aldı.Många enheter fortsatte dock sin kamp, fast nu under andra omständigheter.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Den rekommenderade sättet att förebygga anafylaxi är att undvika det som föranledde reaktionen.
Zor koşullar olsa da üniversite tekrar işe başladı.Efter andra världskriget började universitetet sin verksamhet igen.
Sürükleyici alın işleme için UMB 592-4 kasalar ve yayıcı - Teknik koşullar.UIC 592-4 Växelflak för grip-hantering -Tekniska villkor.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.En förordning är å ena sidan till alla delar bindande och direkt tillämplig i alla medlemsstater.
Son derece ağır Alman tankları, bu çamur koşullarında yeterince uygun manevra yapamadı.Dessutom var den finska terrängen inte särskilt väl lämpad för den här typen av stridsvagnar.
Şu anki koşullarda mümkün değil.Detta skulle inte vara tillåtet enligt dagens regler.
Fritz Todt bir uçak kazasında esrarengiz koşullar altında 8 Şubat 1942 yılında öldü.Fritz Todt omkom i en flygolycka 1942.
Gezegen yüzeyinin zorlu koşullarında 127 dakika işlevsel kalabildi.Landaren sände data från ytan i minst 127 minuter.
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.Så är till exempel fallet när rätten avgör mål om kommunalbesvär.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.I sällsynta fall markeras dessutom även det indirekta objektet.
Alman Doğu Orduları (Ostheer), kış koşullarına göre teçhiz edilmiş değildi.Vinterkrigföring var tyskarna inte utrustade för.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.I princip räknar man sedan på samma sätt som ovan.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Man protesterade mot sina låga löner och arbetsförhållanden.
Çünkü kavramlar ve kullanımları tarihsel koşullar içerisinde değişim göstermektedir.Energisäkerhet som begrepp har skiftat något i sin användning beroende på historisk kontext.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Йому було це не потрібно — тому що будучи подані в правильних умовах, історії сіяли самі себе“.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Усе розпочалося з поганих погодних умов на весні 1315 року.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Три місяці в космосі перебували живі організми.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.22 березня Литва вимушено прийняла ультиматум.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Вона має бути повністю обов'язковою та прямо застосовуватися в усіх Державах-Учасницях.
Nersan koşulları kabul etti.Вони захопли Ріміні.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Така конкуренція може зменшувати виживання і плодючість тварин.
Bu koşullarda Partizan cumhuriyetleri en fazla 1 ay dayanabildi.На цій лінії частини радянської армії утримували оборону більше півроку.
Bu reformlar ağır siyasal koşullarda yürütülüyordu.Революція розвивалася в напруженій політичній обстановці.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Проте природні системи дуже незручні на практиці.
Çekirdekleşme ya da düzenli kristaller büyütme için iyi koşulları kestirmek son derece zordur.Надзвичайно важко передбачити умови, оптимальні для росту ідеально впорядкованих кристалів.
Fairbank'ın cezaevindeki yaşam koşulları, sağlığına büyük zarar vermişti.Перебування у львівській в'язниці погано вплинуло на його здоров'я.