Bu koşul listesine Eilenberg-Steenrod-Milnor koşulları denir.Deze samenwerking leidde tot de Eilenberg-Steenrod-axioma's.
Yağmur ve hava koşulları ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Regen en ziektes deden de rest.
Kötü koşullardaydı.De omstandigheden waren slecht.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Het was jammer dat we niet gezamenlijk in topvorm waren."
Russenlager kamplarındaki koşullar genellikle Nazi toplama kamplarından daha kötüydü.De Duitse concentratiekampen waren over het algemeen wreder dan de Japanse.
Böylece birçok veri-işlem aşaması arazi koşullarında da yapılabilmektedir.Daarnaast geldt ook dat een economische activiteit gedurende meerdere perioden kan plaatsvinden.
Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.In dat geval is het hele concept van beveiliging niet juist uitgevoerd.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.De arbeidsomstandigheden waren zwaar, de lonen laag.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.Daardoor hebben ze (ondanks het grote formaat) een wat minder fraai uiterlijk.
Zor koşullar olsa da üniversite tekrar işe başladı.Vanwege de beschikbare ruimte kon de school weer groeien.
Bir yazılım sağlayıcısı belirli kullanım koşullarını bir son kullanıcı lisans anlaşması (EULA) ile tarif eder.Zo toont hij voor installatie een ellenlange gebruikersovereenkomst (end-user licence agreement of EULA).
Gece yarısından kısa bir süre önce teslim koşulları iki tarafça da kabul edildi.Tegen de avond werden de voorwaarden tot overgave bekrachtigd door beide partijen.
( Durumun özel koşulları kavranıp, büyük başarı beklenmemeli. )(Het is niet nodig verwachtingen te koesteren om te ondernemen, noch te slagen om te volharden.)
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.22 maart Litouwen staat het Memelland af aan Duitsland.
Herhangi bir giriş koşulları yoktur.Geen kans op insluitsels.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Carthago kreeg vrede op vrij harde voorwaarden.
Ayrıca yol koşulları da birbirine benzerdi.Ook de rupsen lijken op elkaar.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Sigel leidde de terugtocht van de overblijvende troepen naar Zwitserland.
n-Pentan normal koşullar altında renksiz ve sıvı halde bulunan bir kimyasal maddedir.Ethaan is onder normale omstandigheden een kleur- en reukloos gas.
Alman Doğu Orduları (Ostheer), kış koşullarına göre teçhiz edilmiş değildi.De Duitse soldaten waren niet voorzien op de winter.
Sarız ilçesi karasal iklim koşullarını taşımaktadır.Deze dalkom zorgt voor gunstige klimatologische omstandigheden.
Dışa göç, belirli koşullar altında da gerçekleşebilir.De menselijke bevolking onder bepaalde omstandigheden.
Kötü hava koşulları ve hastalıklar nedeniyle çoğu kişi yaşamını yitirdi.Door oorlog en ziekte zijn sinds de onafhankelijkheid veel mensen omgekomen.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Fransız hatlarına yapılan ilk hafif süvari saldırısı kötü arazi koşulları sebebiyle başarısız olur.De aanval van de lichte cavalerie op de Fransen mislukte, omdat de regen de oevers te glad had gemaakt.
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Volgens Rawls levert dit rechtvaardige beslissingen op met een rechtvaardige verdeling van welvaart.
19. yüzyılda kapitalizm işçi sınıfının gelişim koşullarını yaratmıştı.Met de industrialisatie van de 19e eeuw brak er een periode van groei aan voor de katholieke gemeenschap.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.De opstand leek te stoppen toen de hoge Schotse adel zich onderwierp aan de Engelsen in Irvine in juli.
Agonya ovası; tarım ve hayvancılık için çok uygun koşullara sahiptir.Mayaguana heeft vruchtbare grond, zeer geschikt voor akkerbouw en beboste terreinen.
Neuilly Antlaşması'nın koşullarına titizlikle uyarak savaş tazminatlarının azaltılmasını sağladı.Ook Bulgarije werd in het Verdrag van Neuilly verplicht tot het doen van herstelbetalingen.
Farklı bir versiyon olan Maxwell-Faraday denklemi (aşağıda tartışılan), bütün koşullar için geçerlidir.Een andere versie, de Maxwell-Faradayvergelijking, is algemeen geldig.
İnsanoğlu ise daha iyi hayat koşulları isteyerek tanrılara başkaldırır.We zullen ons als duivels verzetten tegen verbetering van jullie omstandigheden.
Bunlar koşullara göre değişir ve bu yüzden daha az belirgindirler.Ze zijn lichter en vragen dus minder fundering.
Çoğunlukla bu canlılar olağanüstü çevre koşullarında yaşayabilen organizmalardır.Over het algemeen leven deze soorten in een bosrijke omgeving.
Karşılaştığı korkunç koşulları eyalet meclisine gönderdiği bir raporda açıkladı (1843).Ze beschreef haar bezoek in een reisverslag dat ze publiceerde in 1844.
Kamp hastanelerinde de insanlık dışı koşullar hüküm sürdü.W szpitalach obozowych panowały nieludzkie warunki.
Türleşme, hem kontrollü laboratuvar koşullarında hem de doğada, birden çok defa gözlemlenmiştir.Specjację obserwowano wielokrotnie w kontrolowanych warunkach laboratoryjnych oraz w naturze.
Ancak doğa koşullarında bunu sağlamak çok zordur.W naturalnym środowisku jednak trudno już go spotkać.
Ama ortam koşulları iyi olursa buna gerek duymazlar.Jeśli nie macie nic ciekawego do powiedzenia, to lepiej dajcie sobie spokój.
Nitekim, oylama daha gizli olmayan koşullar altında gerçekleşti.Podjęliśmy decyzję w warunkach niepewności.
Arazi koşulları çok sayıda köprü yapılmasını gerektirmişti.Spowodowało to powstanie znacznej liczby mostów.
Bu koşullar, öncelikli şart olarak eylemlerin icra edilmesini gerektirir.Niestety wydarzenia zmuszają ich do negocjowania warunków wyjścia.
Türkiye'de bu koşulları yerine getirmek için yoğun çabalar bulunmaktadır.Działania odniosły założony cel w Turcji.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Standardy życia są niezadowalające.
Bu koşullar aslında cemiyetin idealindeki kadın biçiminin bir göstergesiydi.I to był tak naprawdę przełom w męskiej modzie.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Do rozmnażania wymagane jest specjalne podłoże.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Alfons nie przystał na tak surowe warunki.
Herhangi bir giriş koşulları yoktur.Nie ma tu sztywnych godzin wejścia.
En ilerici kurumlar bile, koşullar içinde eskir.A przede wszystkim strzelającego gole w najbardziej nieprawdopodobnych okolicznościach.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.Ponadto zawsze - zgodnie z prawami Murphy'ego zdarzają się sytuacje nieoczekiwane.
Hava koşullarının kötü gidiyor olması, hava keşfi için olanak vermemişti.Z powodu złych warunków atmosferycznych nie potrafił podać jej pozycji.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.Na odnotowanie zasługują także te o oryginalnym kształcie.
Nersan koşulları kabul etti.Cúchulainn przystał na jej warunki.
Şu anki koşullarda mümkün değil.Obecnie jest to niemożliwe.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Celem działania jest poprawa jakości życia osób starszych.
1988 yılında parlamentodan geçen bu yasa Skotch üretimine bellirli koşullar getirmiştir.W lipcu 2008 parlament francuski przyjął ustawę wprowadzającą elastyczne rozwiązania w zakresie czasu pracy.
Ancak elli öğrenciyi bir araya getirmeyi başardık; bu koşullarda çok bile.Dawniej uczyło się w niej około pięćdziesięciu uczniów, jednak obecnie jest ich jedynie troje.
Kanal, bölgenin sosyoekonomik koşullarını geliştirmiştir.Jej celem jest przyśpieszenie społeczno-gospodarczego rozwoju tego regionu.
Bunca zor koşullara rağmen gene de taarruz kararından vazgeçilmiş değildi.Jednak pomimo sprzyjających okoliczności nie ważył się na ten czyn.
Bu konveksiyonel yağışların dönem aralıkları sinoptik koşullara göre yıldan yıla fark edebilmektedir.Gdy warunki klimatyczne temu sprzyjają niektóre osobniki mogą się gnieździć trzy razy w roku.