Sıcak iklim koşullarında yetişir.Ευδοκιμεί σε θερμά κλίματα.
Son yıllarda uzun mesafe koşularına kadınlar da katılmaktadır.Τα τελευταία χρόνια στον χορό συμμετέχουν και γυναίκες.
Bu zamanlarda Almanya da araştırma için ekonomik koşullar pek de parlak değildi.Η επίπεδη στέγη του ήταν επίσης σπάνια για τη Γερμανία εκείνη την εποχή.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Έτσι απαιτούνται ειδικά υλικά για να μπορεί να αντεπεξέλθει.
Bu basit şekil arazi koşullarında değişebilmektedir.Τα κεφάλαιά της μπορούν να εκφράζονται σε ξένο συνάλλαγμα.
Hazza ulaşmak için bilgi bir koşul olarak görülür.Το hacking είναι έρευνα για γνώση.
Dublin Maratonu 1980 yılından beri düzenli olarak koşulmaktadır.Από το 1980 γίνεται ο ετήσιος Μαραθώνιος της Κοπεγχάγης.
Uzun süren nemli ve serin iklim koşulları enfeksiyonu teşvik eder.Υγρός και κρύος καιρός αυξάνουν τον πόνο σε πολλούς ασθενείς.
O parkur da koşular, antrenmanlar yapar.Οι δρόμοι ταχύτητας και εμποδίων Προπόνησις αθλητών.
Bazı organizasyonlar eskiden kullanılan koşullardan farklı olanları kullanmaktadır.Τα σκάφη αυτά θα κατασκευαστούν με πολύ διαφορετικό τρόπο από αυτά που χρησιμοποιούνται τώρα.
Sonra atlar dörde bölme işlemi için kollarına ve ayaklarına koşuldu.Στη συνέχεια τέσσερα άλογα δέθηκαν στα πόδια και στα χέρια του και το σώμα του κομματιάστηκε.
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.Με παρόμοιο τρόπο δημιουργείται και η οδοντίνη.
Ben senin koşullarını kabul ediyorum.Αποδέχομαι τους όρους σου.
Koşullarını kabul ediyorum.Αποδέχομαι τους όρους σου.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Den store hungersnød begyndte med dårligt vejr i 1315.
Alman birlikleri 1941 yılının sert kış ve sonbahar koşullarına büyük ölçüde hazırlıksızdı.De tyske tropper var i det store og hele uforberedt på det barske vejrlig i efteråret og vinteren 1941.
Çalışma ve barınma koşulları kötüleşmiş ve önemli bir ekonomik alt sınıf grubu gelişme göstermiştir.Arbejde- og boligforholdene blev forværret og en betydelig økonomisk underklasse udviklede sig.
800 m'ye kadar olan koşularda, foto finişle tam otomatik zamanlama zorunludur.I løbekonkurrencer med distancer op til 800 meter er målfoto med fuldt automatisk tidstagning påkrævet.
Arazi koşulları çok sayıda köprü yapılmasını gerektirmişti.Ulempen er, at det kræver mange broer.
Farklı koşullardaki ölüm oranı , insani acil bir vakanın ciddiyet boyutunu rapor edebilmek için gereklidir.Forskellige mortalitetsrater bruges til at fastslå alvorligheden af en humanitær nødsituation.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.De svageste stjerner der er synlige med det blotte øje har en størrelsesklasse på omkring +6.
Dışa göç, belirli koşullar altında da gerçekleşebilir.I mellemtiden kunne fristaden eksistere under særlige betingelser.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Vi står over for at blive konfronteret med farerne ved midvinteren".
En zor koşullarda yaşayanlar kürek mahkûmlarıydı.Under de mest forfærdelige forhold blev fangerne sat i arbejde.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Jeg er ked af, at jeg ikke havde mulighed for at lære ham bedre at kende."
Ama buna rağmen zor koşullar altında çalışmalara devam etmeyi başardılar.Arbejdet fortsattes dog stadig trods de vanskelige forhold.
Grönland tarihi, Arktik koşullar altındaki bir yaşam öyküsüdür.Grønland ligger i den arktiske zone, og er et godt eksempel på de forhold, der findes i Arktis.
Sıralama turu hava koşulları dolayısıyla iptal edilmiştir.Etape aflyst på grund af vejrforholdene.
Masraflarla ilişkili koşullar, 71B alanında gösterilir.I køreplanerne var den opført under 1B.
1991 - Sırp ve Hırvat liderler koşulsuz ateşkes anlaşmasına vardılar.1994 - De bosniske serbere indvilger i våbenhvile.
Antlaşmanın koşulları daha önce imzalanan Moskova Barış Antlaşması ile benzerdir.Krigen blev afsluttet ved fredstraktaten i Moskva.
Genellikle personel, belirli koşullar tarafından tanımlanan askerî branşlara ayrılır.Væbnede styrker blev oftest samlet gennem hvervninger i private godser.
Bu adaptasyonlar onları zorlu koşullar altında yaşamaya hazırlamıştır.Det blev også gjort for at tilpasse momentforløbet under hårdere driftsbetingelser.
1943 - II. Dünya Savaşı sırasında müttefiklerin istilası üzerine İtalya, koşulsuz teslim oldu.1943 - Italien overgiver sig betingelsesløst til de Allierede.
Yol koşularının en çok kullanılan üç kategorisi 10 km koşusu, yarı maraton ve maratondur.Hendes primær discipliner er 10.000 meter/10 km, halvmaraton og cross.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Desuden under visse omstændigheder efter być.
Zirvede hava koşulları çok değişkendir.Det færøske vejr kan være meget vekslende.
Birinci koşul, Japon birliklerinin Çin'den tamamen çekilmesini içeriyordu.Derefter var det planen, at de japanske tropper i Kina skulle trækkes tilbage.
ABD'de en önemli klasik koşular, Kentucky Derby, Belmont Stakes ve Preakness Stakes yarışlarıdır.I USA udgøres Triple Crown af Kentucky Derby, Preakness Stakes og Belmont Stakes.
O zamanlar hafif zırhlı araçların günün koşullarında cephede sağ kalmayacağı anlaşılamamıştı.Dengang var man ikke klar over, at let pansrede køretøjer ikke kunne overleve på den moderne slagmark.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Særlige betingelser må ligge til grund for at transmission skal kunne ske.
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.En af konsekvenserne er, at arbejdsmarkedets behov for kvalificeret arbejdskraft bliver vanskelige at indfri.
Bu kod * parçasıyla -okumakta olduğunuz kısım burada kalmak koşuluyla- istediğinizi * yapabilirsiniz.As long as you retain this notice you * can do whatever you want with this stuff.
Erkekler ve kadınlar ibadete eşit koşullarda iştirak ederler.Mænd og kvinder ordineres til præsteskabet på lige fod.
İnsansız hava aracı desteği emredildi, fakat uygunsuz hava koşulları sebebiyle İHA desteği verilemedi.Hjælpeflåden, som de formåede at organisere, blev forsinket af dårligt vejr.
Devrim coşkusunun körüklediği ve belgesellerde başlayan canlanma çok kısıtlı koşullar altında gelişti.Sandsynligheden for at ideologien bag revolutionen kunne overleve under de nye omstændigheder var lille.
Hayat koşulları zorlaşmış, ailenin gelir kaynağı olan narenciye işleri bozulacaktır.Hendes liv var hårdt, efter som familiens udkomme afhang af hendes indkomst.
Avantaj ve dezavantajlarını ekonomiklik koşulunu da göz önüne alarak belirler.Samfundsøkonomiske fordele og ulemper ved prisstabilitet.
Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.Ingen fandt biologiske våben der.
1999 - Kadınların 58, erkeklerin 60 yaşında 7000 gün prim ödeme koşuluyla emekli olabilecekleri yasalaştı.Kvinder kan i Østrig gå fem år tidligere på pension end mænd.
Örneğin; normal koşullarda O2 gazının hacminin % 99,6'sı boşluktur.Sagt på en anden måde går 99,9 procent af den omsatte energi til spilde.
Ayrıca hava koşullarının etkisi de yüzeyinde pek fazla görülmüyor.Jetstrømmene har stor betydning for vejrforholdene ved jordoverfladen.
Bu yüzden Zehirli ırklar her koşul altında Zehirli değildir.Svampe er generelt giftige i rå tilstand.
Diğer hayvan türlerinin az bulunduğu, sıra dışı doğa koşullarının bulunduğu yerlere gelirler.På andre forekomster skyldes det, at de for naturtypen karakteristiske arter, er dårligt repræsenteret.
Yani vücut sıcaklıkları genel olarak çevre koşullarından bağımsızdır.At have en konstant legemstemperatur gør dyrene uafhængige af omgivelsernes temperatur.
Hiçbir koşulda bir oyuncuyu tutmak, elle itmek ve çelme takmaya izin verilmez.På intet tidspunkt er det tilladt at holde en spiller, skubbe med hænderne eller lave benspænd.
Dolayısıyla, idrarda olağan koşullarda hiç glikoz bulunmaz.Desuden er det ikke brændbart under normale forhold.
Listelenen alanlar, bazı koşullar altında Dünya Miras Fonu'ndan para alabilmektedir.Steder som er med på listen, kan under visse omstendigheter få midler fra Verdensarvfondet.
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.Tilsvarende unntak i loven ble gjort gjeldende for Drusus.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.De mindre underkastet seg etterhvert de større og mektigere.