Ana içeriğe geç
Sözlük

koşul ile cümle

koşul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
2005 ve 2009 yıllarında 1400 metre üzerinden koşulmuştur. ^Van 1991 tot en met 2005 verreden over 500 en 1000 meter.
Böylece başlangıç koşulları sorunu çözülemedi.Daarmee was het oorspronkelijke probleem volledig opgelost.
Bu koşul listesine Eilenberg-Steenrod-Milnor koşulları denir.Deze samenwerking leidde tot de Eilenberg-Steenrod-axioma's.
Yağmur ve hava koşulları ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Regen en ziektes deden de rest.
Almanya resmi olarak 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim oldu.Nazi-Duitsland gaf zich onvoorwaardelijk over op 8 mei 1945.
Kötü koşullardaydı.De omstandigheden waren slecht.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Het was jammer dat we niet gezamenlijk in topvorm waren."
Russenlager kamplarındaki koşullar genellikle Nazi toplama kamplarından daha kötüydü.De Duitse concentratiekampen waren over het algemeen wreder dan de Japanse.
Bu temel boksun en önemli koşuludur.De orkestratie is wellicht het grootste probleem.
Böylece birçok veri-işlem aşaması arazi koşullarında da yapılabilmektedir.Daarnaast geldt ook dat een economische activiteit gedurende meerdere perioden kan plaatsvinden.
Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.In dat geval is het hele concept van beveiliging niet juist uitgevoerd.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.De arbeidsomstandigheden waren zwaar, de lonen laag.
26 ve 27 Mayıs 1923 tarihinde koşulmuştur.Het programma vond plaats op 26 en 27 november 1962 en duurde drieëntwintig uur.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.Daardoor hebben ze (ondanks het grote formaat) een wat minder fraai uiterlijk.
Zor koşullar olsa da üniversite tekrar işe başladı.Vanwege de beschikbare ruimte kon de school weer groeien.
Hamas, İsrail’in denizdeki ablukasını sona erdirmesini istedi roketleri durdumalarına koşul olarak.De premier riep Hamas te stoppen met de productie van de raketten.
Bir yazılım sağlayıcısı belirli kullanım koşullarını bir son kullanıcı lisans anlaşması (EULA) ile tarif eder.Zo toont hij voor installatie een ellenlange gebruikersovereenkomst (end-user licence agreement of EULA).
Bu iki koşulu sağlayan sayılı sayıda izotop mevcuttur.Welk van deze twee isotopieniveaus van toepassing is moet blijken uit de context.
Gece yarısından kısa bir süre önce teslim koşulları iki tarafça da kabul edildi.Tegen de avond werden de voorwaarden tot overgave bekrachtigd door beide partijen.
( Durumun özel koşulları kavranıp, büyük başarı beklenmemeli. )(Het is niet nodig verwachtingen te koesteren om te ondernemen, noch te slagen om te volharden.)
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.22 maart Litouwen staat het Memelland af aan Duitsland.
Herhangi bir giriş koşulları yoktur.Geen kans op insluitsels.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Carthago kreeg vrede op vrij harde voorwaarden.
Ayrıca yol koşulları da birbirine benzerdi.Ook de rupsen lijken op elkaar.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Sigel leidde de terugtocht van de overblijvende troepen naar Zwitserland.
Kısa mesafe koşularında ve yüksek atlamada mücadele etmişti.Zij had zich toegelegd op de lange afstand en het veldlopen.
n-Pentan normal koşullar altında renksiz ve sıvı halde bulunan bir kimyasal maddedir.Ethaan is onder normale omstandigheden een kleur- en reukloos gas.
Alman Doğu Orduları (Ostheer), kış koşullarına göre teçhiz edilmiş değildi.De Duitse soldaten waren niet voorzien op de winter.
Sarız ilçesi karasal iklim koşullarını taşımaktadır.Deze dalkom zorgt voor gunstige klimatologische omstandigheden.
Dışa göç, belirli koşullar altında da gerçekleşebilir.De menselijke bevolking onder bepaalde omstandigheden.
Motor sporlarında en hızlı tur, bir yarış sırasında en kısa sürede koşulan tura verilen ad.Bij het werelduurrecord moet een renner zo ver mogelijk rijden in precies één uur.
Kötü hava koşulları ve hastalıklar nedeniyle çoğu kişi yaşamını yitirdi.Door oorlog en ziekte zijn sinds de onafhankelijkheid veel mensen omgekomen.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.Daarbij moet het welzijn van de slachtoffers voorop staan.
Fransız hatlarına yapılan ilk hafif süvari saldırısı kötü arazi koşulları sebebiyle başarısız olur.De aanval van de lichte cavalerie op de Fransen mislukte, omdat de regen de oevers te glad had gemaakt.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Het ene onderdeel vereist vooral kracht, het andere ook uithoudingsvermogen.
Flemyng uzun mesafe koşularına sahiptir ve birkaç maraton tamamlamıştır.Hij liep verschillende marathons en volbracht ook enkele triatlons.
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Volgens Rawls levert dit rechtvaardige beslissingen op met een rechtvaardige verdeling van welvaart.
19. yüzyılda kapitalizm işçi sınıfının gelişim koşullarını yaratmıştı.Met de industrialisatie van de 19e eeuw brak er een periode van groei aan voor de katholieke gemeenschap.
Avantaj ve dezavantajlarını ekonomiklik koşulunu da göz önüne alarak belirler.Zowel de aspiraties als de tekortkomingen van het economische model komen aan de orde.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.De opstand leek te stoppen toen de hoge Schotse adel zich onderwierp aan de Engelsen in Irvine in juli.
Agonya ovası; tarım ve hayvancılık için çok uygun koşullara sahiptir.Mayaguana heeft vruchtbare grond, zeer geschikt voor akkerbouw en beboste terreinen.
Blaschke koşulunu sağlayan bir dizi verilmiş olsun.Het blijkt dat Blacky een nestje heeft gekregen.
Kentucky Derby yarışı, 1+1⁄4 mil (yaklaşık 2 km) mesafede koşulmaktadır.De wedstrijd wordt gehouden op de Kentucky Speedway over een afstand van 400 mijl of 644 km.
Neuilly Antlaşması'nın koşullarına titizlikle uyarak savaş tazminatlarının azaltılmasını sağladı.Ook Bulgarije werd in het Verdrag van Neuilly verplicht tot het doen van herstelbetalingen.
Bu duygular kısmen doğuştan gelebilir, ama kuşkusuz çoğu toplumsal olarak koşullanmıştır.Conditie is deels natuurlijk aangeboren, maar is ook deels trainbaar.
Farklı bir versiyon olan Maxwell-Faraday denklemi (aşağıda tartışılan), bütün koşullar için geçerlidir.Een andere versie, de Maxwell-Faradayvergelijking, is algemeen geldig.
Mikrokomuttaki koşulu tanımlar.Widmanstättenstructuur) in de microstructuur verschijnen.
Birbirine herhangi bir şekilde bağlı olmayan düğümler birbirlerinden koşulsal bağımsızdırlar.Stochastische variabelen die niet onderling onafhankelijk zijn heten onderling afhankelijk.
İnsanoğlu ise daha iyi hayat koşulları isteyerek tanrılara başkaldırır.We zullen ons als duivels verzetten tegen verbetering van jullie omstandigheden.
Bunlar koşullara göre değişir ve bu yüzden daha az belirgindirler.Ze zijn lichter en vragen dus minder fundering.
7 Aralık 2011'de ise kefaletle koşullu serbest bırakılmıştır.Op 7 mei 2015 werd hij onder strikte voorwaarden vrijgelaten.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Toch liggen deze twee verklaringen ten grondslag aan het gelijkheidsdenken.
Üçüncü koşul daha az önem taşımaktadır.De rest heeft een lage prioriteit.
Cromwell adadaki Katolik İrlandalı halka oldukça zorlu varlık koşulalrı dayatır.Cromwell veroverde het katholieke Ierland daarentegen met bruut geweld.
Çoğunlukla bu canlılar olağanüstü çevre koşullarında yaşayabilen organizmalardır.Over het algemeen leven deze soorten in een bosrijke omgeving.
Testlerin koşulması Sonuçların raporlanması.Beveiliging van voorbereiding tot afkondiging van de uitslag.
Karşılaştığı korkunç koşulları eyalet meclisine gönderdiği bir raporda açıkladı (1843).Ze beschreef haar bezoek in een reisverslag dat ze publiceerde in 1844.
English: Had we known (önceki geçmiş zaman subjonktif), we could have prevented (tamamlanmış koşul) it.Tego pragnęliśmy, chociaż nie wiedzieliśmy, że w nas to tkwi”.
Kamp hastanelerinde de insanlık dışı koşullar hüküm sürdü.W szpitalach obozowych panowały nieludzkie warunki.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Bliżej, niż się wydaje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod