Benzer koşullar altında kemiriciler gibi küçük memeliler ise ada devleşmesi sürecine maruz kalır.A bálványhoz hasonló kisebb-nagyobb szobrok elterjedtek lehettek a szigeten a rézkorban.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Az előbbi mehet menet közben, az utóbbi fájlrendszerfüggő.
Çoğu ekstremofiller(ekstrem koşulları seven) mikroorganizmalardır.Az extremofilek nagy része mikroorganizmus.
1896'da koşulan parkur 40 km uzunluğundaydı.A maratoni verseny távja 1896-ban 40 kilométer volt.
3 Aralık 1992, Racibórz), Polonyalı kısa mesafe koşucusu.Justyna Święty (Racibórz, 1992. december 3. –) lengyel rövidtávfutó.
Düşük ücretler, uzun iş saatleri ve kötü barınma koşulları işçiler arasında tepkiler doğurmada gecikmedi.A kis fizetések, a rossz életkörülmények és a felemelt munkanormák a munkásokat is elégedetlenné tették.
Kötü koşullardaydı.Szegény körülmények között élt.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.Ennek jellemzője a feltétel nélküli nagylelkűség, az adakozás és az elengedés.
İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.Másodsorban más körülmények között és független helyzetben más újítások jelentek meg benne.
Eserlerinde Sardunya'daki zorlu yaşam koşullarını tasvir eder.Tapasztalatairól, a szörnyű életfeltételekről írta Estação Carandiru című könyvét.
Yükün hiçbir zaman belirlenen hizmet koşullarını aşmaması gerekir.A követelmények nem garantálják a feltételes várható értéket.
Kuram, devinim olgusuyla koşut düşünüldüğünde daha iyi anlaşılacaktır.Mindeddig inkább hajlam vezette, mint a készültség biztos tudata.
Pasifik odaklı nehirler Karayip tarafında olanlar daha uzun ve yavaş koşu vardır.A Csendes-óceánba rövid, nagy esésű időszakos folyók ömlenek.
Araştırma istasyonu film ekibi tarafından yazın inşa edildi çekimler dondurucu kış koşullarında yapıldı.A könyv alapján készült az Örök tél című történelmi filmdráma forgatókönyve.
Anayasa tarafından belirlenen belirli koşullar altında Meclis feshetme hakkına sahiptir.Különleges helyzetekre azonban az alkotmány rendkívüli jogokkal ruházta fel a Szövetségi Gyűlést.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.A futómadarak a gyors futásért váltak röpképtelenekké.
Dizgin: Koşumun araç sürücüsünün kontrolündeki kısmıdır.Ügetőversenyzés: A hajtó versenykocsiban ül.
Nesnel anlamda olanak, bir şeyin belirli koşullar altında ya da içinde gerçek olabilme durumunu belirtir.Egyes dolgok esetén kérdéses, hogy a fogalom alá tartozik-e vagy sem.
Doğru koşullarda yetiştiği takdirde ise yirmi ila otuz sene yaşayabilirler.Terráriumi körülmények között akár 20-30 évig is élhetnek.
Koşullu üyelikle birlikte sabit maaşa geçilir.A kesualmákat a kesudiókkal együtt érett állapotban szedik.
2014 Gazi Koşusu ^Csopak Galéria 2014.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Kifejezetten zajos természetük sem éppen lakásba való.
Pratisyen koşullara göre bu tekniklerden dilediğini kullanabilmekte serbesttir.Hogy ez alatt a gyakorló mit csinál, igények válogatják.
Kendisine saygı gösterilmesi koşuluyla İngiliz birliklerinin zarar görmeden geçmesine izin verdi.Még mindig azt a parancsot követtük, hogy lehetőség szerint ne okozzunk veszteséget a briteknek.
Bu sebeple her bitki topluluğunun kendine özgü toprak ve iklim koşullarından söz edilir.Minden növénynek megvannak a saját igényei mind a földdel, mind az éghajlati tényezőkkel szemben.
Oyunculuk yanında bir dönem maraton koşmuş bir koşucudur.Egy halálos áldozata volt a maratoni futásnak.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Senkihez ne érjen hozzá szándékosan a lábával.
Köpeğe bağlanmak üzere bir tür koşum takımı tasarlandı.A cél egy fáradhatatlan kutyafajta kitenyésztése volt.
Sezonun on dördüncü etkinliği olan yarış 1985'ten sonra bu pistte ilk kez koşulmuştur.2003 óta először, 1985 óta negyedik alkalommal versenyzett mindenki teljesen új autóval ezen a futamon.
Bu kararın koşulu, Macaristan'ın Üç-Güç Paktına katılmasıydı.E döntés feltétele, hogy Magyarország csatlakozik a Háromhatalmi egyezményhez.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Hänen ei tarvinnut – koska, oikeissa olosuhteissa, tarinat aktivoituivat kylväen itse itsensä."
Gölün büyüklüğü ve rüzgarlı koşulları sayesinde sörf yapmak mümkündür.Surffaus on mahdollista järven koon ja tuulisten olosuhteiden ansiosta.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Nämä olosuhteet tuottavat eliöiden välistä kilpailua selviytymisestä ja lisääntymisestä.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Aineellisen elämän tuotantotapa on ylipäätään yhteiskunnallisen, poliittisen ja henkisen elämän ehtona.
3 Aralık 1992, Racibórz), Polonyalı kısa mesafe koşucusu.3. joulukuuta 1992 Racibórz) on puolalainen pikajuoksija.
Alman Doğu Orduları (Ostheer), kış koşullarına göre teçhiz edilmiş değildi.Saksalaisjoukot eivät olleet varustettuja talveen.
Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Ihmiset ryntäilevät paniikissa sinne tänne.
"Dünya koşuyor, bız bakıyoruz".Sinä katsot umlautia ja umlaut katsoo sinua.”
Kendisi hakkında bilebileceği şey, yalnızca koşulların ona verdiği şeydir.Ajattelusta saa hänen mukaansa vain sen, minkä sille itse antaa.
Çalışma ve barınma koşulları kötüleşmiş ve önemli bir ekonomik alt sınıf grubu gelişme göstermiştir.Työ- ja asumistilanne huononi, ja kehittyi merkittävä köyhä väestönosa.
27 Mart 1978, Sandefjord, Norveç) Norveçli bir orta mesafe koşucusudur.27. maaliskuuta 1978 Sanderfjord, Norja) on norjalainen kestävyysjuoksija.
Altın çakal iyi bir koşucudur.Tiikerihai on taitava suunnistaja.
Kayaklı koşu milli takımın değişmez kamp merkezidir.Mikä lintu on maailman muuttomatkamestari?
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Henkilöä ei kuitenkaan saa jättää tilaan yksin.
Almanya resmi olarak 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim oldu.Saksa antautui ehdoitta 8. toukokuuta 1945.
Webmaster'ların çalışma biçimleri farklı koşullara göre değişmektedir.Webmasterin toimenkuva voi vaihdella eri työpaikoilla paljonkin.
Araç normal yol koşullarında arkadan itişli olarak yol alır.Normaalissa ajossa auto on takavetoinen.
Ultra koşuculuğun pek çok türü vardır.Ultrajuoksuja on hyvin monenlaisia.
Öğrenim materyalleri, hızlı değişen koşullara göre, kısa sürede güncellenebilir.Mikä osa datasta on kunkin hetkisen tilanteen kannalta oleellista saattaa vaihtua hyvinkin nopeasti.
3 Mart 1963, Vitoria), uzun mesafede yarışan İspanyol koşucu.3. maaliskuuta 1963 Vitoria, Espanja) on espanjalainen entinen kestävyysjuoksija.
(1.9 km yüzme, 90 km bisiklet, 21.1 km koşu).Puolimatka: 1,9 kilometriä uintia, 90 kilometriä pyöräilyä ja 21 kilometriä juoksua.
Antlaşmanın koşulları daha önce imzalanan Moskova Barış Antlaşması ile benzerdir.Rauhansopimuksen ehdot olivat lähes samat aikaisemman Madridin rauhan kanssa.
Ekonomik gelişme seviyesi düşük ve halkın yaşam koşulları geriydi.Taloudellinen tilanne on heikko ja väestön elintaso alhainen.
Bu bir sıfattır ve koşulları nitelendirmekte kullanılır.Tämä on vain likiarvo ja riippuu tietyistä ehdoista.
10 Haziran 1989) Kenyalı 1500 metre orta mesafe koşucusu atlet.1994), kenialainen 1500 metrin juoksija
Haber kaynağının, gazeteciye kayda almaması koşulu ile açıkladığı bilgidir.Tuomitun mukaan hänen tarkoituksensa oli vain pelotella toimittajia.
Bitcoin'in değerini piyasadaki arz ve talep koşulları belirlemektedir.Bitcoinien arvo virallisiin valuuttoihin nähden määräytyy kysynnän ja tarjonnan perusteella.
Daha iyi çalışma koşulları geliştirmek.Parempia tapoja kehitetään.
Bu adaptasyonlar onları zorlu koşullar altında yaşamaya hazırlamıştır.Ankarat olot kuitenkin koulivat hänestä nopeaan näihin oloihin sopeutujan.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Läpäisee lähes minkä vain.