Ana içeriğe geç
Sözlük

koşma ile cümle

koşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Koşmayı dünyada her şeyden daha çok seviyorum.I love to jog more than anything else in the world.
İstasyona kadar koşmaya devam ettik.We ran on as far as the station.
Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.I had to run to the station.
Tom Bill kadar hızlı koşmaz.Tom doesn't run as fast as Bill.
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch up with Tom.
Sonunda telefon kulübesini görünceye kadar koşmaya devam etti.Tom ran and ran, until at last he saw the telephone booth.
Hiç kimse onun önünde koşmadı.No one ran ahead of him.
Benim için bu kadar hızlı koşmak imkânsız.Running so fast is impossible for me.
Köpek koşmaya başladı.The dog began to run.
Jim haftada en az üç kez koşmaya gittiğini söylüyor.Jim says he goes jogging at least three times a week.
Jim günde üç mil koşmaya özen gösterir.Jim makes a point of jogging three miles every day.
Hangisini daha çok seversin, bisiklet sürmeyi mi yoksa koşmayı mı?Which do you like better, cycling or jogging?
Artık peşimden koşma.Don't run after me any more.
Bu odada koşma.Do not run in this room.
Burada koşmayın.Don't run here.
Ken hızlı koşmalıdır.Ken must run fast.
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Hızlı koşmak zorunda değilsiniz.You do not have to run fast.
On bin metre koşmak için büyük tahammüle ihtiyacın var.You need great endurance to run ten thousand meters.
Okul binalarında koşmamalısın.You must not run in the school buildings.
Ben uluslararası finansta bir kariyer peşinde koşmayı planlıyorum.I plan to pursue a career in international finance.
Babam geçen ay koşmaya başladı.My father began jogging last month.
Ben koşmayı severim.I like to run.
Yüzmede koşmaktan daha iyi değilim.I'm as bad at swimming as I am at running.
Koşmadan önce gevşemek için birkaç egzersiz yapmayı severim.I like to do a few exercises to loosen up before I run.
Ben hızlı koşmak için gayret ettim.I tried to run fast.
Her sabah koşmayı bir kural yaparım.I make it a rule to jog every morning.
İnsanlar aynı anda koşmaya başladılar.People started to run all at once.
Koşmak şöyle dursun, bebek yürüyemez.The baby can't walk, much less run.
Hızlı koşmalıyım yoksa geç kalacağım.I must dash or I'll be late.
Koşmazsan zamanında varamazsın.You won't be in time unless you run.
Koşmak sağlık için iyidir.Running is good for the health.
Koşma, yavaşça yürü.Don't run, walk slowly.
Koşmak iyi egzersizdir.Running is good exercise.
Hızlı koşmaktan yoruldum.I am tired from running fast.
Yarım saat koşmaya devam etti.He run on for half an hour.
Hep birden koşmaya başladılar.They began to run all at once.
O koşmaya başladı.He began running.
Koşmayı bitirdikten sonra, o mutluydu.When he finished running, he was happy.
Uzun atlamaya odaklanmak için koşmaktan vazgeçti.He has given up running in order to focus on the long jump.
Körlüğüne rağmen koşmaya karar verdi.He made up his mind to jog in spite of his blindness.
Köpeğinin alanda özgürce koşmasına izin verdi.He let his dog run free in the field.
Treni yakalayacak kadar hızlı koşmadı.He didn't run fast enough to catch the train.
Treni yakalamak için yeterince hızlı koşmadı.He didn't run fast enough to catch the train.
10 millik bir yarışı koşmak için yeterince güçlüydü.She was strong enough to run a 10-mile race.
Elinden geldiğince hızlı koşmaya çalıştı.She tried to run as fast as she could.
O, otobüsü yakalamak için yeterince hızlı koşmadı.She didn't run fast enough to catch the bus.
O beni görür görmez bana doğru koşmaya başladı.No sooner had she caught sight of me than she started running in my direction.
Koşmak şöyle dursun, neredeyse yürüyemiyor.She can hardly walk, let alone run.
O koşmaktan nefret ediyor.She hates running.
Odanın etrafında koşma.Don't run around in the room.
Her sabah koşmaya karar verdim.I've decided to jog every morning.
Şöhret peşinde koşmayın.Don't chase after fame.
Sınıftaki hiç kimse onun kadar hızlı koşmaz.No one in the class runs as fast as he does.
Hey, sen! Havuzun etrafında koşmak yok!Hey, you! No running by the pool!
Ben treni yakalamak için gerçekten koşmak zorunda kaldım.I really had to run for it to catch the train.
O koşmayı sever.She likes to run.
O her sabah koşmaya gider.He goes running every morning.
Lütfen sınıfta koşma.Please don't run in the classroom.
Lütfen sınıfta koşmayın.Please don't run in the classroom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod