Klinik Psikiyatri.Psichiatrijos ligoninė.
Daha sonrasında bu hasta insanlarda kliniksel denemelere öncü oldu.Netrukus sudaryta komanda jautėsi pasiruošusi klinikiniams bandymams.
Bir gün, bir klinikte tanıştığı doktora aşık olur.Ši pradeda lankytis pas gydytoją Lui, kurį po keleto susitikimų įsimyli.
Klinik evre ortalama 12 ay sürer. Kuru hastalığının semptompları üç evreye ayrılır.Praeina pusė sezono, kol Hausas išsirenka tris naujus gydytojus.
Ancak, bu tip testlerin klinik olarak kullanılması için daha fazla araştırma gerektiği de bildirilmiştir.Tačiau mokslininkai toliau ieškojo būdų kaip šią vakciną padaryti naudojamą oraliniu būdu.
Polonya’da ambulans ve klinik hizmetlerinde 3.200 kişi çalışmaktadır.Poolas töötab hädaabi- ja tervishoiuteenistuses 3200 inimest.
Romanya’nın endüstriyel itfaiye hizmetlerine, Polonya’nın da sağlık kliniklerine ihtiyacı vardı.Rumeenias vajati tööstustuletõrjujaid, Poolas meditsiinikliinikuid.
Klinikte kan ve idrar testleri embriyonun yerleşmesinden 12 gün sonra gebeliği gösterebilir.Vere- ja uriinianalüüsid saavad tuvastada rasedust 12. päevast pärast implantatsiooni.
Hamilelerde klinik deneyim sınırlıdır.Marburgi viirushaiguse kliiniline hinnang on ebausaldav.
Bir gün, bir klinikte tanıştığı doktora aşık olur.Haiglas tutvus ta noore õega, kellesse armus.
New Jersey'in Warren ilçesinde büyüdü ve bir klinikte psikolog olarak görev yaptı.Hawkins töötas New Yorgi osariigis psühhiaatrina ja juhatas suurt psühhiaatriaasutust.
Kokelwana e ko kae? - Klinik nerede?Soishe req(t)? – Kust sa pärit oled?
(Alkışlar) Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Nem para essa mania de stress e depressão, a menos que seja clinicamente brutal.
Amerika'da size bu SPECT taramayı yapacak ve imgeyi problemlerinizin teşhisinde kullanacak klinikler var.미국의 병원에서 이런 SPECT 스캔을 이용해서 여러분에게서 이미지를 얻어낸 뒤, 여러분이 갖고 있는 문제를 진단할 수 있습니다.
Amerika'da size bu SPECT taramayı yapacak ve imgeyi problemlerinizin teşhisinde kullanacak klinikler var.SPECT-kuvauksen ja käyttävät sitä helpottaakseen ihmisten ongelmien diagnosointia.
Amerika'da size bu SPECT taramayı yapacak ve imgeyi problemlerinizin teşhisinde kullanacak klinikler var.SPECT vizsgálatot, majd az eredményt felhasználva segítenek diagnosztizálni a problémáinkat.
Amerika'da size bu SPECT taramayı yapacak ve imgeyi problemlerinizin teşhisinde kullanacak klinikler var.ישנן מרפאות בארה"ב שיעבירו אותך דרך סריקת SPECT כזו וישתמשו בהדמייה זו כעזר לאיבחון הבעיות שלך.
Amerika'da size bu SPECT taramayı yapacak ve imgeyi problemlerinizin teşhisinde kullanacak klinikler var.هناك عيادات في الولايات المتحدة يممكنها ان تقدم لك واحدة من هذه الصور و تستخدمها لتشخيص بعض المشاكل الصحية.
Amerika'da size bu SPECT taramayı yapacak ve imgeyi problemlerinizin teşhisinde kullanacak klinikler var.その画像を使っての 診断を売るクリニックもあります クリニックによると これらのスキャンが
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Aber das passiert nicht nur in der staubtrockenen Welt der vorklinischen Grundlagenkrebsforschung.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Ale nestáva sa to len vo veľmi suchom svete predklinického základného výskumu rakoviny.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Ale nestává se to jen v suchopárném světě základního, předklinického výzkumu rakoviny.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Dar asta nu se întâmplă doar în lumea seacă a cercetării ştiinţifice preclinice de bază a cancerului.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.그리고 그런 상황들은 경직된 기초과학 분야의 암 연구에서 만 일어나는게 아닙니다.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Maar het gebeurt niet alleen in de erg droge wereld van het preklinisch basiskankeronderzoek.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Mais ceci n'arrive pas que dans le monde très aride de la recherche élémentaire préclinique en cancérologie.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Ma non succede solo nell'asettico mondo della ricerca scientifica pre-clinica sul cancro.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Mas isto não acontece apenas no mundo muito árido da ciência básica pré-clínica da investigação do cancro.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Men det sker ikke kun i den meget tørre verden af førklinisk basal videnskabelig kræftforskning.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Mindez nem csak a rákkutatás nagyon száraz preklinikai alapkutatásainál fordul elő.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Mutta tätä ei tapahdu vain esikliinisen syöpätutkimuksen kuivassa maailmassa.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Namun hal ini tidak hanya terjadi pada bidang penelitian ilmiah kanker praklinis.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Nhưng nó chỉ không xảy ra trong thế giới rất khô Các nghiên cứu lý thuyết khoa học cơ bản về ung thư
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Pero esto no sólo sucede en el mundo de la investigación del cáncer de la ciencia básica preclínica.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Однак, це відбувається не лише у дуже сухому світі доклінічних фундаментальних досліджень раку.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.Това не се случва само в много скучната област на пред-клиничните фундаментални проучвания върху рака.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.אך זה לא קורה רק בתחום היבש של המחקר הקדם-טיפולי בסרטן.
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.لكنها لا تحدث في العالم المحدود لأبحاث السرطان الأساسية ماقبل التشخيص السريري فحسب
Ancak bu, sadece kanser araştırmalarının klinik öncesi olan bu sıkıcı türlerinde olan bir durum değil.治験前の基礎研究のみならず さらに生々しく肉と血を相手にする医療の学術分野でも
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Creo que en algunas de las cosas que ha publicado los datos clínicos no son muy correctos.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Ich denke nur einige seiner klinischen Daten, die er veröffentlicht hat, sind nicht sehr gut.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Ik denk alleen dat sommige van zijn klinische gegevens die hij gepubliceerd heeft niet zo goed zijn.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Myślę, że niektóre jego publikacje z klinicznymi danymi nie są zbyt dobre.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Penso che in alcune delle cose che ha pubblicato i dati clinici non siano molto validi.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Saya pikir beberapa data klinis yang diterbitkannya tidak terlalu bagus.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Sobre alguma das coisas que ele publica eu acredito que os dados clínicos não são muito bons.
Ancak yayınladıkları bazı klinik çalışmalardaki verilerin çok iyi olmadığını düşünüyorum.Я полагаю кое-что из опубликованных им клинических исследований недостаточно основательно
Ateşe ateş Bu klinik denemelerde tedavi etmeye çalıştığımız hastalar geriye hiçbir seçeneği kalmamış hastalar.Patienten in deze klinische tests, hebben absoluut geen andere opties meer.
Avustralya'daki bir klinikten teklif geldi.Είναι αυθεντικός; Δεν μπορεί.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Ahogy a mániára, a stresszre és a depresszióra se, hacsak nem klinikai eset.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Das gleiche gilt bei Manien und Stress und Depression, außer es wird klinisch angeraten.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Hetzelfde geldt voor manies, stress en depressie, tenzij het medisch onverantwoord is.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.조병, 스트레스, 우울증 같은 것도 마찬가지입니다. 그게 진짜 의학적으로 심하기 전에는 고치려 하지 마세요.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Lo stesso vale per le manie, lo stress e la depressione, a meno che non sia clinicamente terribile.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.To samé s mánií a stresem a depresí, pouze pokud to je opravdu brutálně klinicky nutné.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.To samo dotyczy manii, stresu i depresji, chyba że chodzi o ostry przypadek kliniczny.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Y lo mismo con cosas como la manía, el estrés y la depresión, a menos que sea clínicamente serio, hombre.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Το ίδιο με τη μανία και το στρες και την κατάθλιψη, εκτός αν είναι σοβαρά κλινικά.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Същото е с всички мании, стрес и депресии, освен ако не е толкова клинично брутално, човече.
Aynı şey, klinik açıdan feci durumda değilse, mani, stres ve depresyon için de geçerli.Те саме з усіма різновидами маній та стрессу й депрессій, допоки це не клінічно погано, люди.