Sabitler bir doktor veya klinik eczacı tarafından ayarlanmalıdır.Таке повинна знати кожна досвідчена медсестра чи фармацевт.
Turkiye Klinikleri DergisiУкраїнський медичний часопис
Deri tüberkülozunun çok farklı klinik tipleri vardır.У вагітних ЦМВ-інфекція має різні клінічні форми.
Klinikte size ihtiyaç var.Ви потрібні у шпиталі.
Klinikte kan ve idrar testleri embriyonun yerleşmesinden 12 gün sonra gebeliği gösterebilir.Homosexuální a bisexuální muži smějí darovat krev po 12měsíční zkušební lhůtě.
Çocuklardaki klinik tablo Raşitizm, yetişkinlerde ise Osteomalazi olarak isimlendirilir.U dětí se toto projeví jako křivice, u dospělých pak jako osteomalacie.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Spíše než v klinické praxi se tento test používá pro vědecké účely.
Klinik Psikiyatri.Psychiatrická léčebna .
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Pitevní nález odpovídá klinickému obrazu.
Ayrıca klinik semptomlara yönelik tedaviler de yapılır.Nezanedbatelné jsou i léky k léčbě AIDS.
Witmer geçici bir klinik organize etti ve böylelikle ömür boyu sürecek çalışmalarına başlamış oldu.Vorian kdysi podstoupil operaci, díky níž může prožít stovky let dlouhý život.
Hastalığın klinik belirtilerinin tedavi edilebilmesine rağmen, tedavisi yoktur.I když obě nemoci lze léčit, žádná zatím není vyléčitelná.
Cuddy House'un klinikte çalışması karşılığında yetkiyi geri verir.Cuddyová od House vyžaduje, aby trávil více času v klinice pro veřejnost.
Açık etiketli çalışma, klinik çalışma yöntemlerinden bir tanesidir.Léčivo musí projít několika fázemi klinického hodnocení.
Kokelwana e ko kae? - Klinik nerede?Leened kotonna? – Budeš doma?
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.Postul a devenit apoi definitiv și Jaspers nu a mai revenit la practica clinică, ci a rămas la catedră.
Bu buluş, tansiyonun kliniklerde ölçülebilmesine olanak sağlamıştır.Această invenție a permis ca tensiunea arterială să fie măsurată la clinică.
Kral klinik depresyon nöbetleri geçirmeye başladı.Depii suferă de depresie clinică.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaxia este diagnosticată în baza unor fapte clinice obiective.
Laboratuvar testi, sıvı kaybının derecesini belirlemek açısından az bir klinik öneme sahiptir.Testele de laborator au un beneficiu clinic destul de mic în a determina gradul de deshidratare.
Klinik olarak test edilebilir sonuçlar şu anda gerçekleşmeden uzaktır.Rezultatele fals-negative pot apărea atunci când testarea este efectuată prea devreme.
Talasofobi bir klinik fobidir.Diagnosticul este deci clinic.
Klinik fenotipiyi ise Smith tanımlamıştır.Este prezentată starea mentală deteriorată a lui Smith.
"Prematür ejakülasyon hastalarinin klinik ve demografik özelliklerinin değerlendirilmesi".Calitatea obiceiurilor contabile ale republicanilor și democraților era la fel de notorie.”
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Părinții lui dețineau un magazin de dulciuri și era de așteptat ca întreaga familie să lucreze acolo.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Acest test este utilizat în scop științific și nu în practica clinică.
2009 yılı itibarıyla klinik bulgular baskılı sargının halen sınırlı olarak kullanıldığını gösterir.Cercetările recente, din 2009, de asemenea, demonstrează că în această locație este anume un crater de impact.
Klinik Tanıda Ca-125 ölçülmesinin tanıya bir katkısı yoktur.Emellett nem minden petefészekrákban szenvedő nőnél emelkedik meg a CA–125 szintje.
Bunlardan A,B,C,Y ve W135 klinik öneme sahiptir.Ezek az A, C, W135 és Y törzsek.
Klinik Psikiyatri.Sebészeti Klinikán.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Az anafilaxia diagnosztizálása klinikai tényeken alapul.
Homeopati'nin plasebo etkisi dışında bir faydası olduğu bilimsel ve klinik olarak kanıtlanamamıştır.A homeopátia placebohatáson túli hatásosságát tudományos és klinikai vizsgálatok nem támasztják alá.
Klinikopatolojik açıdan bu olay son derece önemlidir.Ennek gyógyászati szempontból nagy jelentősége van.
İstanbul çok sayıda hastane, klinik ve laboratuvarla birlikte ülkenin tıbbi araştırma merkezidir.Isztambulban számos állami és magánkórház, klinika, laboratórium és kutatóintézet működik.
Cuddy House'un klinikte çalışması karşılığında yetkiyi geri verir.Cuddy ajánlatot tesz House-nak: ha ellátja a klinikai feladatait, visszakapja az engedélyét.
Tüm kliniklerde hastaya yapılan ilk muayene işlemidir.Igyekszünk minden beteget az előjegyzett időpontban vizsgálatra behívni.
Hiperkalseminin klinik bulguları kan kalsiyumunun düzeyi ile ilişkilidir.Ezen alvadási faktorok hiányát a klinikai vérzéshez társítják.
Klinik Direktörlüğü yaptı.Sebészeti Klinika igazgatója volt.
Herkesten gizli olarak bir klinikte tutulur.A klinikán találkozik Nedjmával.
Romanya’nın endüstriyel itfaiye hizmetlerine, Polonya’nın da sağlık kliniklerine ihtiyacı vardı.Romaniassa oli tarvetta teollisille palontorjuntapalveluille, ja Puolassa kaivattiin lääkäriasemia.
Polonya’da ambulans ve klinik hizmetlerinde 3.200 kişi çalışmaktadır.Puolassa Falckilla on 3 200 työntekijää ensihoito- ja terveydenhoitoalalla.
"İç Hastalıklarında Klinik Teşhis" adlı kitabını ilk defa 1909 yılında yayımladı.Hän kuvaili ensimmäisen kerran taudin oireet vuonna 1909.
2007 yılında kendine ait özel klinik açtı.Hän myös perusti oman klinikkansa 1993.
Kliniklerin büyükleridirler.Stressiaapinen aikuisille.
Klinik Psikiyatri.Psykiatria HUS Sairaanhoito.
Bu çalışmaları yürüten meslek mensupları Psikiyatri uzmanları ve Klinik psikologlardır.Potilasta auttavia mielenterveyden ammattilaisia ovat psykologit, psykiatrit ja sairaanhoitajat.
Ayrıca klinik semptomlara yönelik tedaviler de yapılır.Lisäksi psykokirurgisille toimenpiteille on olemassa lupamenettely.
Bu klinik türüyle ABD'de ilktir.Yhdysvalloissa tällaisia hoitomuotoja vastustetaan yleisesti.
Bir örnek tıbbi teşhis için klinik karar destek sistemidir.Ένα παράδειγμα είναι τα Κλινικά Συστήματα Υποστήριξης Αποφάσεων για ιατρική διάγνωση.
Bu, tedavi gerektiren klinik depresyona dönüşebilir.Αυτό μπορεί ακόμα και να εξελιχθεί σε κλινική κατάθλιψη που χρήζει θεραπείας.
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Ο πατέρας του έχει μια κλινική κάτω από το σπίτι τους, στην οποία βάζει όλη την οικογένεια να δουλέψει.
Klinik (İngilizce: Clinic), sağlık için kurulan küçük hastanelerdir.Κλινικές ονομάζονται οι ιατρικές εγκαταστάσεις που είναι μικρότερες σε μέγεθος από τα νοσοκομεία.
Bu buluş, tansiyonun kliniklerde ölçülebilmesine olanak sağlamıştır.Η ανακάλυψη αυτή επέτρεπε τη μέτρηση της αρτηριακής πίεσης στο ιατρείο.
Öğleden sonraki oturumda Klinik Tıp Bilimleri Testi yapılmakta ve bunun da süresi 150 dakikadır.Στην συνέχεια το ίδιο απογευματινό διεξάγεται η «Σχολή Θεοκρατικής Διακονίας» και διαρκεί 30 λεπτά.
Klinik Psikiyatri.Κλινική εικών.
2 Aralık 1980’de o klinikte vefat etti.Άφησε την τελευταία της πνοή στην κλινική αυτή στις 2 Δεκεμβρίου του 1980.
Hamilelerde klinik deneyim sınırlıdır.Η θρησκευτικές ελευθερίες στο Μπρουνέι είναι περιορισμένες.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Η διάγνωση της αναφυλαξίας γίνεται με βάση κλινικά στοιχεία.
Deneysel tıp bilimine öncülük eden ve klinik denemelerde yapan ilk doktordu.Δημιούργησε την επιστήμη της πειραματικής ιατρικής και υπήρξε ο πρώτος ιατρός που διεξήγαγε κλινικές δοκιμές.
Bu operasyonlar, Berlin ve Dresden’deki kliniklerde yapılmıştır.Τα περισσότερα έργα του βρίσκονται στις βιβλιοθήκες του Βερολίνου και της Δρέσδης.