Ana içeriğe geç
Sözlük

klinik ile cümle

klinik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Amerika Klinik Beslenme Dergisi.Американский журнал клинического питания.
University of Western Australia'da Klinik Mikrobiyoloji Profesörü'dür.Профессор клинической микробиологии Университета Западной Австралии.
Cuddy House'un klinikte çalışması karşılığında yetkiyi geri verir.Кадди обещает вернуть Хаусу разрешение в обмен на его работу в клинике.
Diğer alt katlarda ise mağazalar, restoranlar, klinikler ve ofisler bulunmaktadır.Ниже расположены офисы, рестораны, клиники, магазины.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Клиническое значение этих данных неизвестно.
Monica ve Chandler çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde onlara destek olur ve klinik önerir.Чендлер и Моника обращаются к ним за советом по усыновлению собственного ребёнка.
Klinik Psikiyatri.Клиническая психиатрия.
Klinik Direktörlüğü yaptı.Руководил клиникой.
4. Klinik Bilimler Alanı: Klinik hekimliğe yönelik teorik derslerin verildiği alandır.Локальные акты, издаваемые в учебных заведениях, в которых работает юридическая клиника 4.
Ayrıca klinik semptomlara yönelik tedaviler de yapılır.Также пробуют лечить таких больных психостимуляторами.
Klinik Tanıda Ca-125 ölçülmesinin tanıya bir katkısı yoktur.Специфичность теста СА-125 невысока.
Bir örnek tıbbi teşhis için klinik karar destek sistemidir.مثال واحد هو نظام لدعم اتخاذ القرارات السريرية لأغراض التشخيص الطبي.
Bu teste "hidrojen nefes testi" de denir ve şu anda klinik teşhis için kullanılan bir yöntemdir.يسمى اختبار تنفس الهيدروجين وهو الطريقة المستخدمة حاليا للتشخيص السريري.
MSG hassasiyeti olduğunu düşünen kişiler, bunu uygun klinik değerlendirmelerle teyit edebilir.وينبغي تشجيع الأشخاص الذين يعتبرون أنفسهم متحسسين لمادة MSG على تأكيد ذلك من خلال تقييم طبي مناسب.
University of Western Australia'da Klinik Mikrobiyoloji Profesörü'dür.طبيب أسترالي يعمل أستاذاً للميكروبيولوجيا السريرية بجامعة أستراليا الغربية.
Büyük klinik problemlerin çoğunluğuna sebep olan üç zehirli yılan türü engerekler, kobralar ve kraitlerdir.ثلاثة أنواع من الثعابين السامة التي تسبب معظم المشاكل السريرية الرئيسية هي الأفاعي، kraits، والكوبرا.
İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi 9 anabilim dalında klinik sağlık hizmeti vermektedir.كلية علوم التمريض ( كوستي ) تمنح الكلية درجة البكالريوس في علوم التمريض 9.
Kliniklerin büyükleridirler.إرث الجدات.
Klinik olarak hastalık günler veya haftalar sonrasında ölümle sonuçlanır.والوفاة المتأخرة تحدث في غضون أيام أو أسابيع بعد الاصابة.
Ölümünden altmış yıl sonra Zürih’te, öldüğü, eskiden klinik olan, eve bir anıtsal levha yerleştirilmiştir.بعد ستين سنة من وفاتها، وُضعت لَوحة تِذكارية على المنزل الذي كان يشْغَل العيادة حيث توفيت، في زوريخ.
Bir örnek tıbbi teşhis için klinik karar destek sistemidir.Um dos exemplos é Sistema de Apoio à Decisão para Diagnósticos Médicos.
Polonya’da ambulans ve klinik hizmetlerinde 3.200 kişi çalışmaktadır.Na Polónia 3,200 pessoas estão empregadas nas áreas de emergência e cuidados de saúde.
Bu nedenle Bir Klinikte tedavi edilmekte ve orada yaşamaktadır.Após ficar em uma clínica e se reabilitar.
Klinik Psikiyatri.Psicologia Clínica.
Geleneksel olarak da ilk tıp eğitimi klinik öncesi ve sonrası çalışmaları yoğunlaşmıştır.Tradicionalmente, o curso de medicina é dividido em estudos pré-clínicos e estudos clínicos.
2009 yılında Kulak Burun Boğaz alanında Doçent, 2010 yılında Klinik Şefi unvanını aldı.Em 2009, esteve no elenco da microssérie Deu a Louca no Tempo.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Não foi possível estabelecer a importância clínica destes achados.
İkinci kısım sadece klinik deneyi içerir.O que o limitava é a parte clínica.
Günümüzde de Çin'de yüzlerce çigong klinik ve hastaneleri devletin onayıyla hizmet vermektedir.Hoje ele é dono de várias centenas de hospitais e clínicas médicas sem fins lucrativos em toda a Indonésia.
Klinik ve bahçesi resimlerinin ana konusu oldu.A clínica e seu jardim tornaram-se temas de seus quadros.
Hastane bünyesinde 42 klinik bulunmaktadır.Na saúde, existem 2 hospitais públicos com 42 leitos.
Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez.Em grávidas seu uso não está totalmente elucidado por falta de estudos clínicos.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Zoals gezegd is de ziekte in het beginstadium lastig te herkennen.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Deze complexen zijn klinisch niet relevant.
Klinik Psikiyatri.Psychiatrisch ziekenhuis.
University of Western Australia'da Klinik Mikrobiyoloji Profesörü'dür.Hij is werkzaam als onderzoeker en hoogleraar klinische microbiologie aan de Universiteit van West-Australië.
Patolojik evreleme PS, klinik evreleme CS kısaltmasıyla belirtilir.De afkorting f.p. staat voor forensic psychiatric.
Polonya’da ambulans ve klinik hizmetlerinde 3.200 kişi çalışmaktadır.Er werken in AZ Sint-Lucas zo'n 2200 personeelsleden en 200 artsen.
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.De waarheid komt steeds dichterbij en voor Jason is er geen weg meer terug...
Bu durum, başka klinik belirtiler de görüldüğünde dikkate alınmalıdır.Overige symptomen moeten hierbij in de afweging worden meegenomen.
Klinik depresyonun belirtilerinden biri de heves kaybıdır.Avolitie is tevens een kenmerk van klinische depressie.
Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır.Jego ojciec prowadzi w domu małą klinikę medyczną, w czym pomaga mu cała rodzina.
Cinsel araştırma ve deneyler yapan klinik ve doktorların bulguları kesin midir?Czy ustalenia lekarzy i klinik prowadzących badania i eksperymenty seksuologiczne są prawdziwe?
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaksja diagnozowana jest na podstawie objawów klinicznych.
Bir gün, bir klinikte tanıştığı doktora aşık olur.Zatrudnia się w klinice zakochanego w niej doktora.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür."Jest pewne, że koty potrafią wykryć chorobę".
Çeşitli Sağlık Bakanlığı eğitim hastahanelerinde Başasistan ve Klinik Şefi olarak çalıştı.Jako pastor praktykowała w kaplicach szpitalnych i więziennych.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Nie jest znana kliniczna istotność tego działania.
Kariyerinin büyük kısmında, Peterson haftada 20 kişiyi görerek aktif bir klinik tecrübe edindi.Under merparten av sin karriär var Peterson aktiv inom klinisk praktik, såg 20 personer i veckan.
Bu durum, başka klinik belirtiler de görüldüğünde dikkate alınmalıdır.Detta är något som kliniker bör ta i beaktan i sitt arbete.
Laboratuvar testi, sıvı kaybının derecesini belirlemek açısından az bir klinik öneme sahiptir.Laboratorietester är till liten klinisk nytta för att fastställa graden av dehydrering.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Detta prov används i forskningssyfte snarare än i klinisk praxis.
Örneğin HIV enfeksiyonunun klinik gecikmesinde.Till exempel antibiotikabehandling vid infektion.
Hastalık erişkin hayvanlarda klinik bulgularla seyretmez.Detta trots att fåglarna inte har uppvisat kliniska tecken på sjukdom.
Araştırma ve klinik uygulamada biyolojik psikiyatri: Şizofreni.Schizofrenibehandling: psykiatri på liv och död.
Histolojik kriterleri baz alan bu sınıflama, klinik yaklaşım ve hastalığın prognozu açısından önemlidir.Denna histologiska uppdelning har vikitiga implikationer för den kliniska behandlingen och sjukdomsprognosen.
Bunlardan A,B,C,Y ve W135 klinik öneme sahiptir.Av dessa är grupperna A, B, C, W-135, X och Y sjukdomsframkallade.
University of Western Australia'da Klinik Mikrobiyoloji Profesörü'dür.Професор клінічної мікробіології Університету Західної Австралії.
Bu test klinik uygulamalardan ziyade araştırma amaçları için kullanılmaktadır.Ця система застосовують швидше для дослідження хвороби, ніж у клінічній практиці.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Діагностування анафілаксії ґрунтується на клінічних критеріях.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod