Ne kadar zeki olursan ol, bir kitleyi takip etmek oldukça zor.何かは分からないけど スンジョだって1人で頑張ってるはずよ
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Din fericire, nodulul ei s-a dovedit a fi benign.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Fortunatamente il suo nodulo era benigno.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Glücklicherweise erwies sich ihr Knoten als gutartig.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Heureusement, sa grosseur se révéla bénigne.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.다행히도, 유방종괴는 양성으로 판명되었습니다.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.May mắn thay, khối u của cô được chẩn đoán là lành tính.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Našťastie sa jej hrčka ukázala byť benígna.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Naštěstí bulka se ukázala jako nezhoubná.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Na szczęście guzek był łagodny.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Por suerte, el bulto resultó ser benigno.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Szerencsére kiderült, a daganata jóindulatú volt.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Untungnya, benjolan itu ternyata jinak.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.Ευτυχώς, το εξόγκωμά της αποδείχθηκε καλόηθες.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.За щастие, бучката се оказа, че е доброкачествена.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.К счастью, ее опухоль оказалась доброкачественной.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.На щастя, ущільнення виявилося доброякісним.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.למרבה המזל, הגוש היה שפיר.
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.لحسن الحظ كان التورم الذي اكتشف في بدايته
Neyse ki kitle iyi huylu çıktı.彼女は こう質問しました
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Básicamente no hay maestros calificados.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Cơ bản là không có những giáo viên giỏi để chọn.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Det finns i princip ingen tillgång på kvalificerade lärare.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Er is eigenlijk geen poule van gekwalificeerde leerkrachten.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Es gibt grundsätzlich keinen Pool von gut qualifizierten Lehrern.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Fondamentalmente non ci sono buoni insegnanti.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Il n'y a pratiquement pas de vivier d'enseignants qualifiés sur qui compter.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.기본적으로 능력있는 선생님들을 데려올 곳이 없습니다.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Není, odkud brát kvalifikované učitele.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Practic nu există un capital de profesori calificaţi din care să alegem.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Sekolah tersebut tidak memiliki guru yang berkualitas.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.V podstate nemajú odkiaľ vziať kvalifikovaných učiteľov.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Właściwie nie ma kadry wykwalifikowanych nauczycieli.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Βασικά, δεν υπάρχει παρακαταθήκη δασκάλων με προσόντα προς επιλογή.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.И вообщем-то новые кадры для сферы образования брать просто неоткуда.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.Там няма списък с квалифицирани учители, от които да се избира.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.ביסודו של דבר, אין מאגר של מורים מוכשרים להשתמש בו.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.ببساطة لا يوجد خيارات لمعلمين أكفاء لأخذهم.
Nitelikli olanların içinden seçilebileceği bir öğretmen kitlesi bulunmuyor.教員の余剰人員はゼロです 郡の人口のたった8%しか
Obez kelimesinin geldiği yer gerçekten burası. Vücut Kitle Endeksi'nin bir kategorisinden geliyor.Dus dat is waar het woord vandaan komt het komt van een categorie van de BMI schaal.
Obez kelimesinin geldiği yer gerçekten burası. Vücut Kitle Endeksi'nin bir kategorisinden geliyor.Właśnie stąd pochodzi słowo "otyłość" - jest nazwą kategorii wskaźnika BMI.
Obez kelimesinin geldiği yer gerçekten burası. Vücut Kitle Endeksi'nin bir kategorisinden geliyor.私はこのあたりですから、問題ないということになりますね。
O bunu başardı ve genişliği ve kilo, vücut kitle rağmen de son yavaşça başını dönüm izledi.그는 쉽게이 작업을 수행하는 관리, 그 넓이와 무게 그의 신체 질량에도 불구하고시 마지막으로 천천히 머리의 회전을 따랐다.
O bunu başardı ve genişliği ve kilo, vücut kitle rağmen de son yavaşça başını dönüm izledi.הוא הצליח לעשות את זה בקלות, למרות רוחבו ומשקל מסת הגוף שלו האחרון הלך לאט הפניית ראשו.
O bunu başardı ve genişliği ve kilo, vücut kitle rağmen de son yavaşça başını dönüm izledi.تمكن من القيام بذلك بسهولة ، وعلى الرغم من عرضه والوزن الشامل في جسده مشاركة ببطء ثم تحول رأسه.
O bunu başardı ve genişliği ve kilo, vücut kitle rağmen de son yavaşça başını dönüm izledi.最後にゆっくりと頭の回転が続きます。 しかし、彼は最終的にオープンエアのベッドの外で彼の頭を上げて、彼は不安になった
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.A început să vândă piese de prisos, kit-uri către şcoli şi altele.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Começou a vender peças sobresselentes, kits para escolas e coisas dessas.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Empezó a vender partes, kits a colegios y esas cosas.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Er begann überschüssige Bauteile, Sets, an Schulen usw. zu verkaufen.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Feleslegként megmaradt alkatrészeket, felszereléseket adott el iskoláknak - meg ilyesmi.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Hän alkoi myydä ylijäämäosia, sarjoja kouluille ja sensellaista.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Han solgte overskudsdele, samlesæt, til skoler og lignende.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Hij begon met verkopen van reserve-onderdelen en bouwpakketten aan scholen en zo.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Il a commencé à vendre des pièces de surplus, des kits, aux écoles et autres.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Iniziò a vendere accessori, ricambi, kit per scuole e roba simile.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.그분은 남은 부품이나 키트들을 학교에 파셨죠.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Ông buôn bán các bộ phận tháo lắp, các bộ dụng cụ cho các trường học, v.v...
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Sprzedawał części, zestawy do szkół itp.
Okullara falan yedek parça ve kitler satmaya başladı.Začal prodávat přebytečné součástky a vybavení do škol a tak.