kirliliği ile cümle

kirliliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Büyük şehirlerdeki atmosfer kirliliğini sevmiyorum.Je n'aime pas l'atmosphère polluée des grandes villes.
Hava kirliliği yüzünden her sene 7 milyon kişi ölmekte.Sept millions de personnes meurent à cause de la pollution chaque année.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Des efforts ont aussi été donnés vers l'abaissement du niveau sonore et des émissions.
Oluşan deniz kirliliği o zaman kadar görülmüş en büyük felaketti.Il s'agit de la plus grande catastrophe maritime jamais enregistrée à l'époque.
Korular, şehiriçi hava kirliliğini temizlemeleri açısından oldukça önemli rol oynamaktadır.Ce faisant, les mousses jouent un rôle important dans l'épuration de l'air.
Hava Kirliliği: Hava kirliliği kentlerin temel sorunlarından birisidir.Ils sont une des principales sources de pollution atmosphérique des villes.
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.La pollution de l'air peut aussi être un facteur aggravant.
Pestisit kirliliğiPesticide poisoning.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.Les résidents se plaignent en particulier du bruit et des odeurs.
Kentte özellikle hava kirliliği sağlık için büyük bir sorun oluşturmaktadır.Actuellement, la pollution générée par cette usine pose un grave problème de santé publique.
Gürültü, yaygın olarak, istenmeyen ses veya ses kirliliği anlamıyla kullanılır.Dans son sens actuellement le plus courant, c'est l'absence de bruit, c'est-à-dire de sons indésirables.
Gürültü, yaygın olarak, istenmeyen ses veya ses kirliliği anlamıyla kullanılır.En un uso más general, el ruido es cualquier sonido o señal indeseada.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Muchas técnicas han sido desarrolladas para combatir la fragmentación.
En önemli çalışma sahası Çevre kirliliği ile ilgili araştırmalar.Es la mayor inversión privada en el ámbito de la investigación sobre el autismo.
Atık su arıtımı Su kirliliğiPolución del agua, contaminación en el agua.
1989 - Ankara'da ilk ve orta dereceli okullar hava kirliliği nedeniyle tatil edildi.Desde el año 1989, la única escuela primaria se encuentra en Alofi debido a la disminución de la población.
Pestisit kirliliğiContaminación por plaguicidas.
2010 yılında hava kirliliği, 1,2 milyon insanın erken ölümüne sebep oldu.Si stima che nel 2010 l'inquinamento atmosferico abbia causato 1,2 milioni di morti premature in Cina.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Alcuni limiti sono stati invece introdotti per ridurre l'inquinamento ed il rumore.
Gürültü, yaygın olarak, istenmeyen ses veya ses kirliliği anlamıyla kullanılır.D'uso comune, la parola rumore significa suono indesiderato o inquinamento acustico.
Atık suların tekrar kaynağa döndürülmesi bu kaynakta kirliliğin artmasına neden olmaktadır.La diluizione di tali soluzioni con acqua precipita di nuovo CuI.
Her yapıt 20 puan getirirken, kirliliğin olduğu her kare 10 puan götürür.Dotata di 30 munizioni a frammentazione, l'arma causa venti punti di danno per ogni colpo.
Kömür yakımı ve endüstri atıklarından gelen emisyon, hava kirliliğine sebep olmaktadır.الانبعاثات من المرافق التي تعمل بحرق الفحم والصناعات المساهمة في تلوث الهواء.
1967 yılında İngiltere sahilinde batması sonucu büyük deniz kirliliğine yol açmıştı.أدى غرق السفينة سنة 1967 إلى حدوث كارثة بيئية.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.أعرب المسؤولون عن قلقهم تجاه الضوضاء وحركة المرور.
Hava Kirliliği: Hava kirliliği kentlerin temel sorunlarından birisidir.لكن على الرغم من ذلك لا تزال مشكلة تلوّث الهواء من أخطر مشاكل المدينة.
Denizyıldızları ve diğer derisi dikenliler deniz kirliliğine karşı duyarlıdırlar.أهالي المعدية وإدكو يستغيثون من تلوث البحر.
Gemiler ayrıca doğal yaşamı rahatsız eden gürültü kirliliği de yaratmaktadır.والتصادم مع السفن والضوضاء الناتجة عن أنشطة بشرية تهدد أيضا بشكل ملحوظ الانتعاش.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.Autoridades oficiais expressaram preocupação sobre possível poluição e barulho.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Entre os fatores de risco estão a exposição do fumo do tabaco, poeiras e outros tipos de poluição do ar.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Até contribuiu para reduzir o ruído interior.
Oluşan deniz kirliliği o zaman kadar görülmüş en büyük felaketti.A perda do Atlantic foi o maior desastre marítimo na história até então.
Havzanın en büyük sorunu su kirliliğidir.Um dos pontos fracos do setor, é o desperdício de água.
Atık su arıtımı Su kirliliğiPoluição do ar, poluição da água..
Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı.A poluição tem chegado em alguns lugares a altos níveis.
Şehirdeki hava kirliliği araç trafiğinden oluşmaktadır.A maior parte da poluição do ar em Jerusalém vem do tráfego de veículos.
Gürültü kirliliği nedeniyle zaten hemen hemen kör olan hayvanın pervanelerle çarpışma riski arttı.A poluição sonora fez com que o quase cego animal colidisse com as hélices.
Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır.Nas últimas décadas, a China sofreu com a grave deterioração ambiental e poluição de seu território.
Gürültü, yaygın olarak, istenmeyen ses veya ses kirliliği anlamıyla kullanılır.No senso comum, a palavra ruído significa barulho, som ou poluição sonora não desejada.
Güneşli veya yarı gölge yeri ve hatta belli ölçüde kirliliğide tolere edebilir.Het kan zon of halfschaduw tolereren evenals een zekere mate van vervuiling.
Örneğin, "Kirliliğin bütün nedenlerini görmek istermisiniz?"'Iedereen is bezig met het verwoorden van gevoelens, toch?'
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.Luchtvervuiling binnenshuis is evenzeer schadelijk voor de gezondheid.
Petrol sızıntıları deniz kirliliğinde en medyatik olaylardan biridir.Olievervuiling is de bekendste factor als het gaat over vervuiling door de scheepvaart.
Atık su arıtımı Su kirliliğiDampdruk Dampkring Klimaat Smog Waterdamp
(Not: Bu protokol "Hava Kirliliği-Kükürt 94" olarak kısaltılmıştır.)(Later is dit veranderd in 40mm-luchtafweergeschut.)
Hava kirliliği bu ülkede önemli bir problem.Luchtvervuiling is een belangrijk probleem in dit land.
Hava kirliliğinin en önemli etmeni, arabalardır.De belangrijkste factor van de luchtvervuiling zijn de auto's.
Hava kirliliği yüzünden her sene 7 milyon kişi ölmekte.Rocznie z powodu zanieczyszczenia wody i powietrza umiera 6 mln ludzi.
Hava kirliliğine karşı dayanıklıdır.Jest wytrzymały na zanieczyszczenia powietrza.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Prowadzone są też liczne nasadzeniu w celu zapobiegania erozji gleb.
Işık kirliliği gece havada aşırı aydınlık oluşmasıdır.Niebieskie oświetlenie zewnętrzne sprawia, że ​​jest bardzo dobrze widoczny w nocy.
Oluşan deniz kirliliği o zaman kadar görülmüş en büyük felaketti.Była to do owego czasu najpoważniejsza katastrofa morska na Atlantyku.
Hava kirliliği de bir dezavantajdır.Denializm klimatyczny może być również niejawny.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Riskfaktorer innefattar exponering för tobaksrök, damm, och andra luftföroreningar.
Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.Det finns en mängd olika tekniker för att sanera olja.
Gözlemlerde hava kirliliği olmayan bölgeler seçilir.Under vilka omständigheter kan icke-lokala fenomen observeras?
Havzanın en büyük sorunu su kirliliğidir.De största mänskliga problemen är hungersnöd och förorenat vatten.
Adatepe yakınlarında bulunan halk siyanür kirliliğinden korkmaktadır. ^ (İngilizce)Хто жахається сонячних спалахів? на сайті Science@NASA. (англ.)
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Акцентувалося також на зменшені шуму від транспорту.
Şehirdeki hava kirliliği araç trafiğinden oluşmaktadır.Většina znečištění ovzduší je způsobena automobilovou dopravou.

İlgili Sayfalar