Kırılganlığı tamamıyla kucaklayabiliyorlardı.They fully embraced vulnerability.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.They believed that what made them vulnerable made them beautiful.
Ve ben de "Kırılganlıkla ilgili bir meselem var.And I said, "Well, I have a vulnerability issue.
Kırılganlık itti, ben geri ittim.Vulnerability pushed, I pushed back.
Kırılganlık konusunda zorlanmada yalnız mıyım?Am I alone in struggling with vulnerability?
Kırılganlığı uyuşturuyoruz - zamanı gelmesini beklediğimizde.We numb vulnerability -- when we're waiting for the call.
Kırılgan bir dünyada yaşıyoruz.We live in a vulnerable world.
Ve bununla baş etmenin yollarında bir tanesi kırılganlığımızı uyuşturmak.And one of the ways we deal with it is we numb vulnerability.
Ne kadar korkarsak, o kadar kırılgan oluyoruz, o kadar korkak oluyoruz.The more afraid we are, the more vulnerable we are, the more afraid we are.
Kırılgan mı?Is it fragile?
Bu tuhaf oransal kırılmaya bakalım.Take this unusual fractal fraction.
Ve genellikle en kırılgan elementtir.And often they're the most vulnerable element of all.
Mercanlar çok kırılgan canlılardır. Deniz sıcaklığındaki en ufak artışla mahvolurlar.Corals are very delicate organisms, and they are devastated by any rise in sea temperatures.
Bir yerin kırılmamış.There's nothing broken.
Çok kırıldı!She's offended
İhtiyar Wu! Her şeyimiz kırıldı.Wu the Elder, you've broken everything.
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!I hear this is the best for healing broken bones!
lifler kırılganlığı temsil eder.let me put the picture up -- the fibers represent vulnerability.
Yani, bir kırılganlık ve gerginlik atmosferi elde etmiş oldunuz.So what you have is an atmosphere of vulnerability and tension.
Kemikler serttir, esnek değildir, yani bükülmezler, bu yüzden de kolayca kırılırlar.Bones, while hard, are not malleable, meaning they do not bend, so they break easily.
Özet olarak, ne kadar zorlarsam zorlayayım bir türlü kırılmasını sağlayamadım.And just in summary, no matter how far I push this, I can't get it to break.
'Ohh kalbim kırılmış benim','Ohh, my heart is broken,'
Gerçek Kalp kırılamaz.The real Heart cannot be broken.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.From my perspective, we live on a fragile island of life, in a universe of possibilities.
"Onurum kırıldı çünkü bunları tüm sınıfın önünde söyledi.He said, "It was humiliating. It was in front of the whole class and I felt dreadful.
Buzdağları dağ buzullarından veya buz raflarından kırılarak veya koparak oluşurlar.Icebergs are born when they calve off of glaciers or break off of ice shelves.
Başka biri kullanmaya kalkışırsa kilitleniyor ve sonra kırılıyor.If someone then tries to reuse it, it locks and breaks afterwards.
Bu sırada, kameranın solunda oturan iki Danimarkalı genç, gülmekten kırılıyorlar.Now in the meantime, the two Danish guys to the left of the camera, they're cracking up.
sonrasında da kırılmış cevizi güven içinde topla.Then, collect your cracked nut in safety.
Çok prototip kırıldı -- pek çok.Many prototypes crashed -- many.
Ne? benim torunumu kırılganlıklarla bırakmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?What? Do you know how hard it is for me to walk on eggshells around that grandson of mine?
Sonra kırmızı ışıkta geç, Roxanne, yada benim 19. yüzyıl sinirlerim kırılacak gerçeklik için.Then turn on the red light, Roxanne, or I'll have my 19th nervous breakdown for real.
Bu araba 100 yaşında. Kırılırsa, sorumluluğu alacak mısın?Will you be responsible if something breaks?
Ne yapmalıyım? Sanırım kırıldı.I think it's broken already.
Ama kapısı kırılmış.The door seems to be broken.
Hevesim kırılıyor.I become discouraged.
Kendi kırılgan ölümlülüğümüzün bize hatırlatılmasından hoşlanmıyoruz.We don't enjoy a reminder of our own fragile mortality.
Parmakların kırıldı mı?Is your finger broken?
Bisikletim de kırıldı.That broke, too.
Bizim kalbimizdense, onun kalbi kırılmışa benziyor.It seems more like he's upset.
Hangi yollar acıdan geçen? kırılganlığın hangi kavşak, geçit ve gişeleri?What pathways through pain, what junctures of vulnerability, what crossings and counterings?
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.I think educated people realise that this is reaching a breaking point.
İstemek sizi kırılgan yapar.Asking makes you vulnerable.
Tekmeyle kırılmaz. Taş atmayı dene.That won't break it.
Işık suya girdikten sonra şekildeki gibi kırılıyor.And then the light gets refracted inwards
Sarıyla çizdiğim açı da kırılma açısı.This is our angle of refraction
Havanın ve suyun kırılma indislerine tablodan bakalım.Now we know we can figure out these n's from this table here
Suyun kırılma indisi 1.33 , çarpı sin(teta2) -And that's going to be equal to the index of refraction of water which is 1.33 times sine of theta 2
‹‹Senin sağ elin, ya RAB, Senin sağ elin korkunç güce sahiptir. Altında düşmanlar kırılır.Your right hand, Yahweh, is glorious in power. Your right hand, Yahweh, dashes the enemy in pieces.
Güçlülerin yayları kırılır; Güçsüzlerse güçle donatılır."The bows of the mighty men are broken. Those who stumbled are armed with strength.
Aslanın kükremesi, homurtusu kesildi, Dişleri kırıldı genç aslanların.The roaring of the lion, and the voice of the fierce lion, the teeth of the young lions, are broken.
Onun güvendiği şey kırılır, Dayanağı ise bir örümcek ağıdır.Whose confidence shall break apart, Whose trust is a spider's web.
Kolum omuzumdan düşsün, Kol kemiğim kırılsın.then let my shoulder fall from the shoulder blade, and my arm be broken from the bone.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.From the wicked, their light is withheld. The high arm is broken.
Ama yoksul büsbütün unutulmayacak, Mazlumun umudu sonsuza dek kırılmayacak.For the needy shall not always be forgotten, nor the hope of the poor perish forever.
Gönülden çıkmış bir ölü gibi unutuldum, Kırılmış bir çömleğe döndüm.I am forgotten from their hearts like a dead man. I am like broken pottery.
Bütün kemiklerini korur, Hiçbiri kırılmaz.He protects all of his bones. Not one of them is broken.
Ama kılıçları kendi yüreklerine saplanacak, Yayları kırılacak.Their sword shall enter into their own heart. Their bows shall be broken.
Çünkü kötülerin gücü kırılacak, Ama doğrulara RAB destek olacak.For the arms of the wicked shall be broken, but Yahweh upholds the righteous.
Akıp giden su gibi yok olsunlar. Yaylarını gerince oklarının ucu kırılsın.Let them vanish as water that flows away. When they draw the bow, let their arrows be made blunt.