Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Pasien ini mungkin 100%.. mati dari tulang rusuk patah menusuk paru-paru mereka.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Questo paziente è probabilmente al 100% morto per una costola rotta che ha perforato un polmone.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Ten pacjent na 100% zmarł z powodu uszkodzenia płuc.???
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Ο ασθενής πιθανότατα είναι 100% νεκρός από ένα σπασμένο πλευρό που προκάλεσαι διάτρηση στον πνεύμονα του.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.Пациент уже 100% мертв. Мертв от переломов костей.
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.هذا المريض هو على الارجح 100 ٪ ميت من ضلع مكسور وثقب بالرئة .
Bu hasta muhtemelen %100... ... kaburgasının kırılıp akciğerine saplanması sonucu öldü.肋骨が折れて肺に刺さって死んだわね これが現実なら
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Ajatelkaa: "Tuo henkilö on erittäin haavoittuvainen ja tarvitsee rakkautta."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Berpikirlah, "Ini orang yang sangat rapuh dan perlu memerlukan kasih."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün."Dat is iemand die heel kwetsbaar is en liefde nodig heeft."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Denken Sie: "Dies ist jemand, der unglaublich verwundbar ist und Liebe braucht."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Gândiţi-vă "Iată pe cineva extrem de vulnerabil şi în căutare de dragoste."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Gondolják azt, hogy "ez egy hihetetlenül sebezhető, szeretetéhes ember".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Hãy nghĩ rằng:" Đây là một người dễ bị tổn thương và cần đến tình yêu."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün."상처받기 쉽고 애정이 결핍된 사람이구나"라고 생각하세요.
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Myslete si, "Tohle je někdo neuvěřitelně zranitelný, kdo potřebuje lásku."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.-när vi införskaffar materiella saker.
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Pensate: "Questa persona è incredibilmente vulnerabile e bisognosa di affetto".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Pensez, " Voila quelqu'un d'incroyablement vulnérable et en besoin d'amour. "
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Piensen: "Es alguien increíblemente vulnerable y necesitado de amor".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Pomislite: "Ta človek je izjemno ranljiv in potrebuje ljubezen."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Pomyślcie: "to bardzo delikatny człowiek, który potrzebuje miłości".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Pomyslite si: "Tento človek je neskutočne zraniteľný a potrebuje lásku."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Tænk "Det er en, som er ekstremt sårbar og har brug for kærlighed".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Σκεφτείτε, "Να κάποιος που είναι εξαιρετικά ευάλωτος, κάποιος που του λείπει αγάπη."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.А мислете: "Това е някой, който е изключително уязвим и има нужда от любов."
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.Но думайте так: "Этот человек неимоверно уязвим и нуждается в любви".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün."Чувак вразливий, його недолюбили".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.תחשבו: "זהו מישהו פגיע במידה שלא תיאמן וזקוק לאהבה".
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.انما قل "انه شخص ضعيف يحتاج الى الحب"
'Bu inanılmaz derecede kırılgan ve sevilmeye ihtiyacı olan biri.' diye düşünün.言い換えると -- (笑)
Bu ışık merceğin diğer tarafına kırılarak geçiyor, ve tam odak noktasından geçiyor. -עשינו מספר סירטונים עם עדשות קמורות,
Bu ışık, mercekten geçerken yine kırılıyor, fakat bu sefer yoluna paralel bir şekilde devam ediyor.ונשברת במקביל.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum."Astea-s emoţiile rele: vulnerabilitatea, durerea, ruşinea, teama şi dezamăgirea. Nu mai vreau să le simt.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Ecco la vulnerabilità, il dolore, la vergogna, la paura, la delusione, non voglio provare questi sentimenti.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Haavoittuvuutta, surua, häpeää, pelkoa ja pettymystä. En halua tuntea näitä.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Här är sårbarhet, sorg, skam, rädsla, besvikelse, det vill jag inte känna.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Her er sårbarhed, her er sorg, her er skam, her er frygt, her er ærgrelse. Jeg vil ikke føle dem.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Ini yang rapuh, ini kesedihan, ini malu, ini takut, ini kekecewaan, saya tidak mau merasakan ini.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Itt van a sebezhetőség, a gyász, a szégyen, a félelem, és itt van a csalódás, na ezeket nem szeretném érezni.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.공포감, 실망감 같이 나쁜 것들은 느끼고 싶지 않아, 그러니까 맥주나 두어개 마시고
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.la vulnerabilidad, la pena, la vergüenza, el miedo, la decepción; no quiero sentir esto.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Toto je zraniteľnosť, smútok, hanba, strach, sklamanie. Tie nechcem cítiť.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Tutaj mamy wrażliwość, tu smutek, tu wstyd, tu strach, a tutaj rozczarowanie - nie chcę tego czuć.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Вот уязвимость, вот горе, вот стыд, вот страх, вот разочарование, я не хочу это чувствовать.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Ось вразливість, ось горе, ось сором, ось страх, ось розчарування, я не хочу це відчувати.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.הנה פגיעות, הנה צער, הנה בושה, הנה פחד, הנה אכזבה, אני לא רוצה לחוש באלה.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.هنا الإحساس بالضعف ، هنا الإحساس بالمرارة ، هنا الخجل ، هنا الخوف ، هنا خيبة الأمل ، أنا لا أريد أن أحس بهم .
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.などと特定できないからです こういう感情を避けたいので ビール何杯かとバナナナッツマフィンを食べることにします
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.만약에 그런 변화를 불규칙적으로 하게 된다면, 화학적 결합을 만들고 부수는 일을 계속 하게 되죠 그리고 이는 후라이팬에 눌어 붙어서
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.Szóval így nézhetett ki az élet eredete.
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.אם לא תגעו בזה, אתם תמשיכו ליצור ולשבור קשרים כימיים, ותצרו תרכובת אף יותר מגוונת
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.ولو تركت الأمر يستمر دون تحكم، فستستمر في صنع وتحطيم الروابط الكيميائية، مشكّلاً خليطاً أكثر تنوعاً
Bu kontrolsüz gidişe izin verirseniz, kimyasal bağlar oluşmaya ve kırılmaya devam eder.化学結合の追加と切断が続き さらに多様な分子の混合体となって この種の黒いタール状のものが
Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.얇은 유리 그릇을 가진 왕에 비유했습니다.
Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.שיש לו קערת זכוכית מקסימה, שברירית.
Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.يملك كأس زجاجية جميلة ولكنها هشة
Bu kralın çok güzel ve kırılgan bir cam kasesi var.器に水を入れ過ぎると壊れてしまいます
Bu, lanet bir trajedi. - Daha önce de kırılan uçlar gördük.- Volt, hogy eltört a fúrófej.
Bulmak istediğimiz, yansıyan ışık demetinin kırılma açısı. -И това, което искам да знам е какъв ще бъде ъгълът на пречупване.